Halk arasında “zatürre” olarak bilinen pnömoni,
mikroorganizmaların neden olduğu akciğer dokusunun iltihabı olarak
tanımlanıyor. Dünyada tüm ölüm nedenlerinde 6. sırada yer alırken,
enfeksiyonlara bağlı gelişen ölümlerde de ilk sıraya yükseliyor. Bunun en önemli
nedeni, pnömokok mikrobunun antibiyotiklere karşı direnç göstermesi ve bu
yüzden tedaviden başarısız sonuçlar alınabilmesi. Antibiyotik kullanımı,
istirahat etmek ve bol su içmek, zatürrenin temel tedavisini oluşturuyor. Erken
tanı konulduğunda tedavi edilebilen hastalıklar arasında yer alsa da, özellikle
çocuklarda, 65 yaş ve üzerindeki kişilerde, kronik hastalığı olanlarda ve
hamilelerde ölümcül olabiliyor. Öyle ki günümüzde antibiyotik tedavisine rağmen
her 100 kişiden 10’u hayatını kaybederken, KOAH, astım, kalp ve damar
hastalıkları ile diyabet gibi kronik hastalığı olanlarda bu oran yüzde 25’lere
yükselebiliyor. Bu nedenle zatürre mikrobundan korunmak özellikle risk
grubundaki kişilerde yaşamsal öneme sahip. Acıbadem Altunizade Hastanesi
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu zatürreye karşı
alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılarda bulundu.
Genellikle solunum yoluyla bulaşıyor
Zatürre mikrobu genellikle solunum yoluyla bulaşıyor. Hasta
kişinin öksürmesi ya da hapşırması nedeniyle havaya yayılan mikroplar saatlerce
o ortamda asılı kalıyor. Bu mikropların solunması hastalığın kolayca
bulaşmasına yol açıyor. Kalabalık mekanlar ile toplu taşıma araçlarında
bulunmak, hastayla temas etmek ve bardak ya da havlu gibi özel eşyalarını
kullanmak riski artırıyor. Bunların yanı sıra klimalar ve kirli su sistemleri
de hastalığın bulaşmasına neden olabiliyor.
3 önemli sinyale dikkat!
Öksürük, balgam çıkarma ve yüksek ateş zatürrenin en önemli
3 belirtisi. Hastalık ilerlerse bu belirtilere göğüs ağrısı, nefes darlığı,
bilinç kaybı, bulantı - kusma, sık nefes alıp verme, kas – eklem ağrıları ile
halsizlik gibi belirtiler de eşlik edebiliyor. Ağır zatürre durumlarında ise
ciddi nefes darlığı, düşük tansiyon, bilinç bulanıklığı ile deri ve mukozanın
mavi renk alması gibi sorunlar da gelişebiliyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı
Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu özellikle 3 haftayı geçen öksürüğe balgam
çıkarma ve yüksek ateş de eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak
gerektiğine işaret ederek, “Yapılan detaylı muayene, tahliller ve akciğer filmi
ile tanı kolaylıkla konabiliyor.” diyor.
Kapalı mekanlardan uzak durun
Zatürre mikrobu solunum yoluyla kolaylıkla bulaşabildiği
için risk grubundaysanız kapalı mekanlardan mümkün olduğunca kaçının. Eğer
mutlaka bulunmanız gerekiyorsa maske takmayı ihmal etmeyin.
Ellerinizi sık sık yıkayın
Özellikle toplu taşıma gibi kalabalık ortamlarda bulunduktan
ve tokalaştıktan sonra, yemeklerden önce ellerinizi mutlaka sabunla
yıkayın. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu yıkama
süresini kısa tutmamanız gerektiği uyarısında bulunarak, “Bu durumda mikroplar
yeterince temizlenemiyor ve hastalık yayılmaya devam ediyor. Mikroplardan
arındırmak için ellerinizin her bölgesini (bilekler, avuç içleri, parmaklar,
parmak araları, el sırtı ve tırnak içleri) sabunla en az 15’er saniye ovmayı
ihmal etmeyin” diyor.
Uykusuz kalmayın
Güçlü bir bağışıklık sistemi için, günde 7-9 saat uyumaya
özen gösterin. Hafta sonları da dahil olmak üzere uyku düzeninizi bozmayın ve
alkol, kafein ile geç saatlerde yemek yemek gibi uyku kalitenizi olumsuz
etkileyecek olan etkenlerden de kaçının.
Bol bol su için
Zatürreden korunmanın bir başka önemli yolu da, her gün bol
bol su içmek. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, ağız
ve buruna ulaşan mikropların, bu bölgeler kuru ise daha rahat yerleştiklerine
dikkat çekerek, “Burun ve ağız bölgesinin nemli kalması için sadece yaz
aylarında değil, sonbahar ve kış aylarında da bol su içmek çok önemli. Bu
nedenle her gün 2 - 2.5 litre su içmeyi asla ihmal etmeyin” diyor.
Beslenmenize dikkat edin
Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için sağlıklı ve dengeli
beslenmeye özen gösterin. Bunun için süt ve süt ürünleri, protein kaynakları
(et, yumurta ve baklagil gibi), mevsim sebze ile meyveleri ve karbonhidrat
kaynaklarını (tahıllar) sofranızdan eksik etmeyin. Kahvaltı başta olmak üzere
öğünlerinizi aksatmamanız da çok önemli. Eksik beslenmenin yanı sıra
katkılı besin kullanımı da enfeksiyonlara zemin hazırlayabiliyor. Gıdaların
dayanıklılığını artırmak için kullanılan katkıların bazılarının antibiyotik
etkili olması, bağırsaktaki yararlı mikropları öldürebiliyor ve dışarıdan gelen
zararlıların hastalık yapmasına neden olabiliyor.
Sigara içmeyin, içilen ortamlarda bulunmayın
Sigara gibi kötü alışkanlıklardan uzak durmanız da çok
önemli. Çünkü sigara hava yollarının yapısını bozarak mikropların bu bölgeye
yerleşmelerine imkan tanıyor. Sigara içindeki zararlılar, hava yolunun içini
döşeyen ve hava yolunu enfeksiyonlara karşı koruma sağlayan zarı aşındırıyor.
Mikroplar aşınan bu zara kolayca tutunup kana karışıyor. Günde 10-20 sigara
içen kişilerde zatürre 2.3 kat, 1 paket içenlerde ise 4 kat fazla oluyor.
Grip aşısı olun
Zatürreden korunmak için en etkili yöntemlerden biri de,
grip aşısı yaptırmak. Çünkü grip zatürreye çevirebiliyor veya hastalığın
oluşumuna zemin hazırlayabiliyor. Özellikle çok sayıda kişiyle temas edenlerin,
65 yaş ve üzeri kişilerin, hamilelerin, KOAH ve astım gibi kronik akciğer
hastalıkları olanların, diyabet hastalarının, kalp ve damar hastalarının her
yıl Ekim – Kasım aylarında grip aşısı yaptırmaları öneriliyor. Göğüs
Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, toplumda grip aşıları
hakkında doğru sanılan birçok yanlış bilgi olduğuna dikkat çekerek, “Örneğin
aşının koruyucu etkisi 2 haftada oluştuğu için bu süreçte grip olunduğunda
aşıdan kaynaklandığı düşünülüyor. Oysa sanılanın aksine aşı cansız virüs
içerdiği için grip yapmıyor.” diyor.
Zatürre aşısı yaptırın
Pnömokok zatürreye en sık neden olan mikroptur. KOAH ve
astım hastaları, kronik hastalıkları olanlar (böbrek, karaciğer, diyabet), kalp
ve damar hastaları, bağışıklık yetmezliği ve bağışıklık sistemini baskılayan
tedavi görenler ile 65 yaş ve üzeri hastaların zatürreye en sık neden olan pnömokok
mikrobuna karşı aşılanmaları öneriliyor. Yaşam boyunca bir veya iki kez
yapılması çoğu kez yeterli oluyor.
Klimalara dikkat!
Klimalı ortamda bulunuyorsanız eğer doğrudan esintinin
altında olmamaya özen gösterin. Çünkü klimaların filtre sistemlerinde uygun nem
ve ısıda üreyen “lefionelle pnömonisine” maruz kalabilirsiniz. Toplumdaki
bilinen adıyla lejyoner hastalığı özellikle risk altındaki kişilerde ölümcül
olabiliyor.
Soğuk havada atkı kullanın
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu hastalıklardan
korunmak için mutlaka burnunuzdan nefes almanız gerektiğini hatırlatarak,
“Çünkü soğuk havayı doğrudan ciğerlere çekmek sorun oluşturuyor. Soğuk
hava burun, boğaz ve hava yolu iç zarının soğumasına kan akımının bozulmasına,
zarın çatlamasına, zar üstündeki koruyucu tüylerin işlev bozukluğuna neden
oluyor. Burun solunumu yapısı gereği havayı ısıtıp nemlendiriyor. Burun solunumu,
daha sıcak havayı solumamızı sağlayıp enfeksiyon riskini azaltıyor. Soğuk
havada temiz bir atkıyla ağız ve burnu kapamak havanın biraz ısınmasını
sağlayacağı için yararlı olabiliyor.” diyor.















