Kitabın içeriği ise
şu bilgilerden oluşmakta;
Eser Köroğlu’nun Batı Versiyonu Anadolu anlatmalarının Maraş
rivayetine dayanan hikâyesidir. Bu hikâyeleri ve deyişlere konu olan şiirleri,
tiriz çalışmalarıyla derleyen araştırmacı-yazar Zahide Eskici’dir. Bir halk
kahramanı olan Köroğlu’nun destanları üzerine yapılan sayısız çalışmalara bir
yenisini daha eklemenin haklı gururuyla birlikte, eserin içinde derlemenin
yapıldığı Kahramanmaraş yöresine ait sözcüklerin dipnotlarla ifade edilerek
Türk dilinin zenginliğine de işaret ettiğimizi belirtmek isteriz.
Köroğlünun hayatı hakkında kesin bir bilgi olmamakla
birlikte köroğlu adına ilişkin ilk bilgiler, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesine
dayanmaktadır. Seyahatnameye göre Yeniçeri Ocağında çöğür çalıp söylemekle ün
yapmış Köroğlu adlı bir ozan karşımıza çıkıyor, bir de dağlarda yol kesmiş olan
eşkıya Köroğlu. III. Murat zamanında, Osmanlı ordusuyla İran savaşlarına
katılmış olan şair Köroğlu ile yiğitlik ve iyilikseverliğiyle destanlaşan
eşkıya Köroğlu halk zihninde kaynaşmıştır.
Koçaklama türünde söylediği şiirleriyle bilinen Köroğlu’nun
yiğitçe seslenişlerinin bulunduğu savaş ve vuruşma sahnelerinin yer aldığı
şiirlerinin yarımda sevgi ve doğa güzelliklerini dile getiren şiirleri de
vardır. Köroğlu şiirlerinde ahenkli, yalın bir dil kullanılmış, Divan şiirinden
etkilenmemiştir.
Köroğlu anlatımlarını ilk defa derleyen ve yazıya geçiren
lûşi Chodzko'dur. 1842 yılında kaleme aldığı eserinde Chodzko’dur Köroğlu'vla
ilgili olarak şöyle yazmıştır "Bizim eserimizde anlatılanların kahramanı
Kurruoğludur ve kendisi “Tuka" Türkmenlerinden olup Kuzey Horasan’ın
yerlilerindendir. Ve de 17. yüzyılın ikinci yansında Iran Şahı, Şah Abbas
(1648-1667) zamanında yaşamış, Kuzey Horasanda doğmuş bir Turkmendic Kurroğlou,
Khoi ( Hoy) ile Eızcrum (Erzurum) şehirleri arasın-da bulunan İran’dan
Türkiye’ye uzanan büyük ticaret yolundan (İpek Yolu) geçen kervanları
yağmalamak ve bu sırada irticalen şiirler söylemek suretiyle adını meşhur
etmiştir.” diye bahse-der. Fakat Chodzko’nun bu tespitleri Köroğlu’lunun Iran
Azerbaycan’ında derlenen varyantı üzerinde yapılmış tahminlerden ibaret olması
olasılığı çok yüksektin (Şahamettin Kuzucular) Köroğlu anlatmaları Orta
Asya’dan Balkanlar’a uzanan çok geniş bir coğrafyada yaşayan Türk boyları
arasında ve Türklerle coğrafi ve kültürel komşuluk ilişkisi olan bazı toplumlar
arasında da bilinmekte ve anlatılmaktadır. Böyle geniş bir alanda bilinme ve
anlatılma bir taraftan Köroğlu destanına başka hiç bir destanın sahip
olamayacağı bir şöhret sağlarken, diğer taraftan da destanın menşei, yayılma
yollan, kahramanın tarihi kişiliği Türk boylarında mevcut daireleri oluşturan
kolların sayılan, adlan, kollar arasındaki ilişkiler ve bunların tasnifi
meselesini de beraberinde getirmektedir. (Metin Ekici)
Köroğlu hikâyelerinin iki temel sürüm silsilesi vardır
1)Ban yahut Kafkas ve Anadolu Anlatmaları- Azerbaycan,
Gürcü, Anadolu, Gagauz ve diğer Balkan varyanttan, Kırım varyantı.
2) Doğu yahut Orta Asya Anlatma lan: Özbek, Türkmen, Tacik,
Karakalpak, Ona Asya Araplan, Sibirya Tobollan varyantla¬rı. (Fikret Türkmen)
(...) Sözlü anlatılarda ve yazdı halk edebiyatında farklı Köroğlu
tipleriyle karşılaşılmaktadır. Bu tiplerin başında “Destan kahramanı” olan Köroğlu
gelmektedir. Diğerleri ise; “Hikâye kahramanı" ve “Masal kahramanı” olarak
görülen Köroğlu tipleridir Bunlara ek olarak da “Ozan Tipi”ni oluşturan “Aşık
Köroğlu yer almaktadır ki; destan, hikâye ve masal kahramanla olan Köroğlan’ın
da önemli özelliklerinin başında âşık oluşları, ifade edecekleri konulan şiirle
anlatmaları gelmektedir. (Ali Yakıcı)
Köroğlu adlı bir saz şairinin tarihi mevcudiyeti meydana
çıkmıştır ki, bunu Evliya Çelebi seyahatnamesindeki bir fıkra da teyit
etmektedir. Mevcut olan manzumelerden birisi özde- Miroğlu’nun fütuhatını
anlatan bir destan, diğeri de onun ölümüne ait bir mersiyedir. Yine eski
mecmualarda tesadüf edilen ve Köroğlu mahlasını taşıyan birçok manzume daha
vardır ki bunlar Koroğlu destanındaki birtakım rivayetlere ve şahsiyetlere sıkı
sıkıya bağlıdır: Ayvaz, Bezirgân, Çamlıbel, Kırat, Bolu Beyi gibi... Kaplan
postu giymiş gaziler, dörtlüler, beşliler gibi Osmanlı askeri tarihine ait
tabirlere de tesadüf olunuyor. Acaba bu neşrettiğimiz manzumelerin hepsi bu
bahsettiğimiz Köroğlu adlı saz şairine mi aittir? Bu suale şimdilik kat’î bir
cevap vermekten çekinmekle beraber, şunu söyleyelim ki, 16. asır sonlarında saz
şairi büyük bir şöhret kazanmıştır. (Mehmet Fuat Köprülü) Efsaneye göre Bolu
Beyi kendisine cins atlar bulmasını emretmişse de seyisinin cinsi iyi diye
getirdiği atın cılız olduğu iddiasıyla adamın gözlerine mil çektirmiştir.
Yusuf’un oğlu Ruşen babasının gözlerinin açılmasını sağlayacak üç köpüğü
bulmaya Aras Irmağı’na gider ama köpükleri kendisi içerek yiğitlik kazanmış ve
babasının intikamını almaya yemin etmiştir. Sonraları kır at olarak tanınacak
olan babasının cılız atını besleyerek yağız bir at haline getirmiş. Çamlıbel’e
yerleşip Bolu Beyi’ne karşı savaşa girmiş, Deli Huylu, Demircioğlu, Kiziroğlu
Mustafa Koca Bey, Reyhan Arap, Köse Kenan adlı yiğitlerinden kendine yandaş
bulmuş ve halkın gözünde kahramanlıklarıyla ünlenmiştir. Köroğlu ile geleneksel
silahlarla donanmış ordusu, ateşli silahlar kullanan düşmana yenilmiş bu durum
“Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu” deyişinin kaynağı olmuştur. İnanışa göre
Köroğlu bir mağarada kırklara karışmış, ölümsüz olmuştur, (Özhan Öztürk) Sözü
daha fazla uzatmadan eseri okurların ve eleştirmenlerin beğenisine sunuyoruz.
Nice derlemelerin gün yüzüne çıkarılıp Türk Edebiyatına kazandırılması
dileklerimizle...















