Bugün köşesinde Kahramanmaraş’ın abisi olan Nuri Pakdil’i yazan
Yılmaz Özdil, Mustafa Necati Kültür Evi’nin adının Nuri Pakdil olmasını
hazmedemedi.
Mustafa Necati’yi anlatırken Nuri Pakdil’e laf eden yazara sosyal medyadan tepki geldi.
İşte Yılmaz Özdil’in o yazısı….
Mustafa Kemal'in yol arkadaşı olarak, milli eğitim bakanlığı
yaptı. Harf devrimini gerçekleştirdi, ortaöğrenimi parasız hale getirdi,
yabancı okulları denetim altına aldı, köy enstitülerinin temelini attı.
Başkentimiz Ankara'da tapusu kendisine ait, şahane bir mimariye sahip, süs eşyası kadar zarif bir evi vardı.
Bu ev, kendisi rahmetli olduktan sonra, ailesi tarafından devlete bağışlandı. Bülent Ecevit'in başbakanlığında, İstemihan Talay'ın kültür bakanlığı döneminde restore edildi, Mustafa Necati Kültür Evi olarak düzenlendi.
Ve önceki gün…
Bu kültür evinden Mustafa Necati'nin adı silindi.
Nuri Pakdil'in adı verildi.
O kim?
Atatürk'e “firavun” diyen…
29 Ekim 1923'ten sonraki Cumhuriyet dönemini “değerlerimizden kopma dönemi” olarak tanımlayan…
“Yaşasın Cumhuriyet” diyenlere karşı “yaşasın şeriat” diyen…
“Ne mutlu Türküm diyene” demeye dili varmayan…
Atatürk düşmanlığından başka ciddiye alınan herhangi bir entelektüel (!) faaliyeti bulunmayan kişi. Başka?
Yılmaz Özdil: Kuvayı Milliye’den Kozmik Oda’ya…
2009 yılıydı. Kumpasların en vahşi dönemiydi.
Ankara Çukurambar'da bir otomobil durduruldu. Güya isimsiz bir ihbar gelmişti. Sivil kıyafetli iki subay gözaltına alındı.
Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevliydiler. “Bülent Arınç'a suikast” manşetleri patladı. Bu suikast palavrasını kapıyı kırmak için levye olarak kullandılar, Kozmik Oda'ya girdiler.
125 milyon word sayfası ebatında devlet sırrı'nı çaldılar.
Devlet sırları göz göre göre çalındıktan sonra anlaşıldı ki… Suikastçi diye yakalanan o iki subay, aslında Bülent Arınç'ı filan takip etmiyordu, şüpheli davranışları olan bir albayı takip ediyorlardı.
O takip edilen şüpheli albay, Bülent Arınç'ın eviyle aynı muhitte bulunan bir apartmanı sık sık ziyaret ediyordu, 15 numaralı daireye girip çıkıyordu, o dairede oturan kişiyle başbaşa yemeğe gidiyorlardı.
O şüpheli albayın o dairede oturan kişiye bilgi-belge aktardığı tahmin ediliyordu, bu yüzden takip ediliyordu.
O esrarengiz dairede kim oturuyordu biliyor musunuz?
Nuri Pakdil!
Dolayısıyla… Kahramanımız Mustafa Necati bey'in adını oradan sildik diye sevinebilirsiniz ama, kendi yaptıklarınızı tarihten silebilmeniz hakikaten imkansız!















