Mukayese
dairesinde alırsak Maraş
harbinin kazanılmasına en büyük sebeb
harbe toplumun
sahiplenmesidir. Karşı çıkmamasıdır. Müstenkifinin dahi
olmamasıdır. Kaçkaç
hadisesinde birkaç isim Arslan
Beye kızsa da başlangıçta bu isimler de dahil harbe
herkes sahip çıkmıştır. Güçlü ailelerin
varını yoğunu ortaya koymasıdır. Çete kurabilecek varlıkta
olanların çete kurması, çete kuramayacak olanların düşünmeden varını yoğunu
ortaya koymasıdır. Çekinmeden gencini alana
sürmesi, evini yakması,
olanını bölüşmesidir.
Bu, harbin kısa zamanda bitmesini sağladığı gibi harbde
insan zayiatını da
azaltmıştır. Denilmesin ki harbde çok insan ölmüştür. Hayır, Maraş
harbinde normal bir harbde ölmesi muhtemel insandan daha az insan ölmüştür,
şehid olmuştur.
Alınız Antep harbini. Bir türlü Halep'ten gelen destek tam
kesilememiştir. Halbuki Maraş harbine gelen destek hem Antep'ten hem
Halep'tendir. Ama önü kesilmiştir. Pahalıya
mal olmuştur. Ama kesilmiştir.
Antep harbine dışarıdan
gelen destek Maraş harbine gelenden kat kat fazladır.
Maraş harbinde ölen, şehid olan
sayısı 350-400 arasıdır.
Buna karşılık Antep harbinde ölen insan sayısı altı binin üstündedir.
Başlama bitme süresi on aydır. Onuncu ayın sonunda yapılan ise sulhdür.
Kazanılan bir zafer söz konusu değildir. Aradan bir ay geçecek Ankara anlaşması
yapılacak, düşman çekilecek, Antep kurtulacaktır.
Demek ki her işte olduğu gibi harbde de savaşa sahip çıkmak,
istekli olmak, canı ortaya koymak, yiğitliğini
yaşamak önemlidir. İşin
hayırla bitmesine sebebdir.
Maraş harbi çok güzel planlanmış bir harbdir.. İşin garibi bu
harbi planlayanlar yüksek rütbeli strateji bilen askerler de değildir.
Varsa da askeri sıfatı olanlar küçük kısa devre eğitimden geçmiş, harb bitince
boşa düşmüş küçük rütbeli subaylardır. Onlar da bir aşağı ikinci derecede iş,
çete eğitiminde rol almışlardır.
Peki nedir bu planın püf noktaları?
Ermeniler
Fransızlara; “konak –
kilise gibi yüksek yerler
bizimdir. Gözetleme imkanımız vardır. Bunların büyüklerini içeri
alın iki günde tedibleri biter” demişler
adamları tedibe
iştahlandırmışlardır. Adamlar da buna göre vaziyet almışlardır.
Ama hesapları bozulmuştur.
Bir kısım büyükleri içeri almışlar sonra bunların
birazını bırakmışlardır. Ama milleti
karşılarında pusduramamışlardır. Tam
tersine altından kalkılmaz
reaksiyona yol açmışlardır.
Harbin, böyle gelişeceğini
bilen Türkler bu planı boşa çıkaracak plan yapmışlardır.
Buna göre harbde bu yüksek
binaların, bu insan
temerküz noktalarının arası açılacak, temerküz noktaları pasif hale getirilecektir. Öyle
de olmuştur. Aralar
açıldıkça bu temerküz
noktalarında insanlar
çoğalmıştır. Yiyecek bitmiştir. Temerküz noktaları düşürüldükçe insan kaybı
çoğalmıştır. Düşmeyen yer kışla baskı altında tutulup pasifize edilmiştir. Düşürülemeyen ittepesindeki
kilise ile İstiklal mektebi yanındaki
kilise ise pasifize
edilmekle beraber içinde hatırı sayılır bir güç yoktur. Teslim
alındığında da bu görülmüştür.
Netice; harbde Türkün karşı hesabı tutmuş ama Ermeni aklıyla
yapılan Fransız hesabı tutmamıştır. Bayrak
olayıyla çizilen Fransız
prestiji Maraş harbiyle daha da
çizilmiştir.
Maraş harbini yazanlar iki şeyi pek kitaplarına
girdirmemişlerdir. Sebeb de kendilerine göre ilmi bulmamışlardır. Ama onlar
ilmi bulsun bulmasın eski Maraş'ın harbe
katılanları, görenleri bunu kabullenmişlerdir. İddiâ etmişlerdir.
Buna göre Maraş harbini Maraş'ın ağzı dualıları
kazanmıştır. Harb boyunca
harb yapanlar hem kurşun sıkmış hem Allah demişlerse de eli
silah tutmayan kadınlar çocuklar ihtiyarlar sâde Allah demiş zafer için düa
etmişlerdir. Yaradana sen bize zafer ver bir daha günah işlemeyiz demişlerdir.
Düalarını arşa ulaştırmışlardır. Arşın semasını titretmişlerdir. Allah da düalarını
kabul etmiş zaferi onlara nasib etmiştir.
Onun için Ermeniler Türklere;
-Harbi siz kazanmadınız, harbi sarıklı insanlar üzerimize
geldi, bizi hırpaladı, dövdü, korkuttu, onlar kazandı, demişlerdir.
Bunlar
eskilerden bizim işittiğimiz
şeylerdir. Muhakkak bunlar peygamber
savaşlarında da kayda girmiş,
görülmüş şeylerdir.
Allah zulmü zalimin kesesine koymamış, Maraş harbiyle
ayaklarına dolaştırmıştır. Beraber yaşama, aynı
devlete sâhip çıkma
gibi ahidlerinden döndükleri için
onları cezalandırmıştır. Ahdine sâhip
çıkanı toprak ve devlet sahibi yapmış, ahdine ve devletine ihanet edeni
devletsiz ve topraksız bırakmıştır.
Eski zamandır. Savaşlarda kurşundan, kılıçtan ölenden çok
hastalıktan ölen vardır. Birinci Cihan Harbinde
İspanya'da grip çıkar. Adı
İspanya gribidir. Anadolu'yu da vurur onun gibi. Asker intikali açık
havadadır. Ağırlıklı yayadır. Üşür, grib olur, dizanteri olur, tifo olur vs.
Eğitim zayiatıdır yolda ölür, revirde ölür vs.
Maraş Fransız istilasına
uğrar. Mevsim sonbahardır. Fransızlar
gelirken sayısız halk
ve asker getirir. Sokaklar Ermeni çocuklarının oyun sesinden durulmaz olur.
Ancak tam yerleşim ve tam zahra hazırlığı yapamazlar. İşte tam bu şartlarda
harb başlar. Sona doğru kış ağırlaşır. Kış şartları yaşanmaz olur. Aynen
Leningırad misali. Temerküs noktalarında
çarçabucak yiyecek biter.
Soğuğa karşı vaziyet alınamaz, hasseten Kışla da vaziyet fenadır.
Soğuktan askerler tifo olmaya başlarlar. Isınma
imkanı kaybolur. Zaten
harb başladı başlayalı asker
dışarı çıkamamaktadır. Korku içinde hapishane hayatı yaşamaktadır. Günbegün
hayatı kararmaktadır. Psikolojisi bozulmaktadır. Bu soğuk Maraş coğrafyasının
yaşadığı en büyük soğuktur. Ovada
bir metre kar vardır.
Aşırı rüzgar işin cabasıdır. Bu
şartlarda kaçmaktan başka
çare yoktur. Yoksa ne silah
paslanmış, ne mermi tükenmiş, bitmiştir.
Artık kaç kaç sırası Fransız Ermenidedir. Ama o kaçkaçta ova
dört bin Ermeni-Fransız'ı yutacaktır. Ki
bu da bir
ilahi adalettir. Cezalandırmadır. Osmanlı devleti
zamanında hesap vermeyen, koruma altında
yaşayan Ermeniye devlet boşluğunda kesilen
bir cezadır. En
son 1909 ayaklanmasında bile
yaptığı kesesine kalan Ermeni'ye yeter artık notasıdır. Sabır
taşmış ilâhi adalet Türkün eliyle
tecelli etmiştir. Günahkâr günahının bedelini ödemiştir. Herkes
işine geleni yazsa da bu böyledir.
Maraş harbi çok öyle aklın alacağı bir iş değildir. Zira
devleti yıkılmış bir halkın dünyanın en güçlü bir devletine
karşı ayaklanıp onu
yenmesi rezil etmesidir. Akıllı
iş devletin devleti savaşla devre dışı bırakmasıdır. Ortada silah dengesi de
yoktur. Bir tarafta her türlü silah vardır. Bir tarafta çoğu tamir görmüş
mavzer vardır. İki tarafta coğrafyanın şartları içindedir. Ama bir taraf bir
tarafı tarihten silmiştir. O bakımdan Maraşlı atalarıyla ne kadar iftihar etse
yeridir. Harbi kişiye, halka yaptıran bir ruhsa Maraşlı atalarının ruhunu
yitirmemelidir. Hep içinde taşımalıdır.














