Türkiye’nin bu küresel yarışta kritik bir eşikte olduğuna dikkat çeken Yardımcıoğlu, “Sektörde katma değeri düşük üretim, adeta bir kural gibi ülkeden ülkeye göç eder” ifadelerine yer verdi.
Sektörün tarihsel serüveninin 1950’lerde ABD ve Batı Avrupa’da başladığını dile getiren Yardımcıoğlu, “Yüksek işçilik maliyetleri nedeniyle üretim, önce İtalya, İspanya, Portekiz ve Japonya’ya, ardından 1970’lerden itibaren Güney Kore, Tayvan, Hong Kong ve Türkiye’ye kaydı. Türkiye, 1980’lerde serbest ekonomi politikalarıyla hazır giyim ve ev tekstilinde hızla öne çıktı. 1990’lardan sonra Dünya Ticaret Örgütü’ne katılan Çin, sektörün lideri haline geldi. Ancak, 2010’lardan itibaren Çin’deki artan maliyetler, üretimi Bangladeş, Vietnam, Kamboçya ve Etiyopya gibi Güney Asya ülkelerine yöneltti” dedi.
“Türkiye, yüksek katma değerli üretimle fark yaratmalı”
Türkiye’nin mevcut durumunu değerlendiren Yardımcıoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bugün enerji, kur ve iş gücü maliyetleri, Türkiye’nin rekabet gücünü zorluyor. Avrupa’nın yakın üretim tercihi bir avantaj, ancak bu fırsatı kullanmak için doğru adımlar atılmalı. Bangladeş ve Vietnam gibi ülkelerle fiyat rekabeti giderek zorlaşıyor. Bu nedenle Türkiye, yüksek katma değerli üretimle fark yaratmalı.”

“Dijitalleşme ve otomasyon, maliyetleri düşürmede kritik bir rol oynayabilir”
Medikal tekstil, teknik tekstil ve sürdürülebilir üretimin, Türkiye’nin çıkış yolu olabileceğini kaydeden Yardımcıoğlu, markalaşma ve doğrudan tüketiciye satış (D2C) modellerinin önemine dikkat çekti. Avrupa’nın hızlı teslimat talebinin Türkiye’yi, ‘hızlı moda’ pazarında avantajlı kıldığını ifade eden Yardımcıoğlu, “Dijitalleşme ve otomasyon, maliyetleri düşürmede kritik bir rol oynayabilir. Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat politikaları, çevre dostu üretimi zorunlu kılıyor. Türkiye, bu trende uyum sağlarsa öne çıkabilir” şeklinde konuştu.
“Türkiye, üretimden çekilen ülkeler arasına girebilir”
Tekstil sektöründe Türkiye’nin karşılaşabileceği risklere de dikkat çeken Yardımcıoğlu, enerji maliyetleri ve jeopolitik belirsizlikler kontrol altına alınmazsa, Türkiye’nin üretimden çekilen ülkeler arasına girebileceği uyarısında bulundu. Yardımcıoğlu, şunları kaydetti: “Türkiye’nin lojistik avantajını ve deneyimli iş gücünü doğru stratejilerle birleştirmesi gerekiyor. Küresel tekstil sektöründe kalıcı olmak için teknoloji, sürdürülebilirlik ve markalaşma üçgenine odaklanmalıyız. Bu üçgen arasında dengeyi sağlamayı başarabilirsek; tekstilde söz sahibi olup, sektörün geleceğine yön verebiliriz. Eğer dengeyi sağlayamazsak, önce pazarın sonra sektörün dışında kalırız.”















hocam. ağzına sağlık. bunları birileri duysun umarım ki.