Türkiye Selçuklularına karşı siyasî ve dinî bir başkaldırının
lideri olarak ün salmış bir Vefâiyye şeyhidir.
Adı ebu’l-bekâ Baba İlyas-ı horasanî olan bu şeyhin başlatmış olduğu
isyandan evvelki hayatı hakkında pek fazla bilgi yoktur. Özellikle Ahmet Yaşar
Ocak’ın yapmış olduğu araştırmalar neticesinde kendisinin bizzat bir tarikat
(Babaîler adı verilen bir tarikat) kurmadığı ileri sürülmektedir. Baba İlyas’ın
Moğolların doğuya doğru başlayan istila hareketleri döneminde harezmşah devletinin
yıkılması netice-sinde Türkiye’ye gelen Türkmenler arasında olduğu kabul
edilmektedir. Baba İlyas, Dede Garkın adında bir dervişin hali-fesi olarak Orta
Anadolu bölge-sine gelmiş ve bugünkü Amasya ilinin yakınlarındaki Çat
köyünde (bugünkü adı İlyas köyü) bir zaviye kurmuştur. Onun bu dönem ve Babaî
isyanındaki hallerini torunu olan Elvan Çelebi, Menâkıbu’l-Kudsiyye fî
Menâsıbi’l-Ünsiyye adlı eserinde kısaca anlatmaktadır. Ahmet Yaşar Ocak’ın tespitlerine
göre; Baba İlyas’ın Amasya’ya gelip
yerleştiği yıllar Türkiye Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykûbâd’ın saltanat
sürdüğü yıllara denk gelmektedir. Onun
buradaki zaviyesinde kısa sürede
kendisine müritler edindiği, hatta Sultan Alaeddin’in bizzat yanına gelerek görüştüğü
yine Elvan Çelebi tarafından
rivayet olunmaktadır. Ayrıca aynı kaynak tarafından Baba İlyas’ın Ömer
Paşa, Yahya Paşa, Mahmud Paşa, Hâlis Paşa ve Muhlis Paşa
adlarında oğullarının olduğu ifade edilmektedir. Bu oğullarının isimleri de
Elvan Çelebi tarafından bildirilmektedir. Baba İlyas, Harezm Türkleri ile
Anadolu’ya gelmiş ve Dede Garkın ile beraber Elbistan’a lk olarak yerleşmiştir.
Dede Garkın, Elbistan’da etrafında çok
sayıda kendisine bağlanan Türkmenler bulmuş-tu. Öyle anlaşılıyor ki Baba İl-yas
da Dede Garkın ile beraber Elbistan’da şöhret kazanmaya başlamıştır. Diğer
taraftan kendisinin de Müridi olan ve Babaî isyanında çok mühim bir rol
üstlenen Baba İshak ile de yine Elbistan’da bulunduğu dönemlerde tanışmış
olmalıdır. Çünkü Baba İshak’ın Kefersûdlu olduğu düşünülürse bu ihtimal
gerçekle örtüşür. Elbistan, dolayısıyla Maraş bölgesi Babaîler için özellikle
Türkmen müritlerinin etraflarında toplandığı ve fikrî-itikadî görüşlerinin
olgunlaştığı yer olarak kabul edilebilir. Baba İlyas ve etrafındaki diğer şeyhlerin
Türkmenlerin genelinde bilindiği üzere Türkistan Piri Hoca Ahmet Yesevi çizgisinde
oldukları muhakkaktır. Ancak Baba İlyas’ın Orta Asya Türk inançlarını da İslamiyet’le
birlikte dönem itibariyle birçok Türkmen şey-hinin yaşadığı gibi yaşadığını ve
yaşattığını söylemek mümkündür. Onun bu özelliklerini özellikle Amasya’daki
hâllerin-de kendisini göstermektedir. Elbistan’dan ayrıldıktan sonra yerleşmiş olduğu
Amasya’nın Çat köyünde hastalar veya başka sıkıntıları olan insanlara muska
yazmakta olduğu bilinmektedir. Onun sahip olduğu mistik ve karizmatik
kişiliğinde hem İslami hem de eski Türk inanç ritü ellerinin bir karışımı
mevcuttu. Bu nedenle Türk-menlerin
gözünde ulvi bir şahsiyet olmuştur. Bazı eserlerde kendisi Baba Resulullah
olarak da ifade edilmektedir ki henüz İslam tarihine ve dinî ilimlere vâkıf
olmayan Türkmenler arasında dinî bir kişilik olarak şahsiyet kazanmıştır. Bir
mehdi olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Babaîler ayaklanmasının öncesinde Sultan
Alaeddin Keykubad döneminde Türkiye Selçuklu ülkesinin genelinde toplum ile devlet
arasındaki ilişkiler gergin olmadığı gibi ülkenin idaresindeki gelişmeler
pozitif yönde seyretmiştir. Ancak bu büyük Selçuklu sul-tanından sonra tahta
geçen ii. gıyaseddin keyhüsrev döneminde gerek dâhili ve harici bir-çok olumsuz
gelişme bir arada yaşanmıştır. Tüm bu gelişmeler özellikle Türkmenler üzerinde artan
baskılara ve Selçuklu idaresi ile aralarındaki gerginliğin artmasında neden
olmuştu. Bu gerginlik’ten istifade etmesini bilerek Selçuklulara karşı bir
Türkmen ayaklanmasını bizzat Baba İlyas organize edip baş-BABA İLYAS
2KahramanmaraşAnsiklopedisilatmıştır. Baba İlyas bu isyanın
komutasını Baba İshak’a hava-le etmiştir. Kaynaklarda bu iki isim zaman zaman
tek bir şahsiyet olarak anlaşılmış ve ifade edilmiş olsa da özellikle Ahmet
Yaşar Ocak’ın yapmış olduğu çalışmalarla bu iki ismin ayrı kişiler olduğu
kesinlik kazanmıştır. İsyan hareketinin fiilî yürütücüsü olmak sıfatıyla Baba
İshak, Adıyaman’da hısn-ı mansur’a yakın
bir mevki olan Kefersud’daki Türkmen yandaşlarıyla Selçuklulara karşı isyan hareketini
başlattı (1240). Kısa süre içerisinde Selçuklu birliklerine karşı kazanmış
olduğu zaferlerle Adıyaman, Gerger ve Kâhta bölgelerini ele geçirdi. Onun bu başarıları
Babai taraftarlarını cesaretlendirmiş olmalıdır. Selçukluların Malatya Valisi
Ali şir Oğlu Müzaffereddin’i de iki kez yenmek suretiyle yönünü halifesi olan
Baba İlyas’a çevirerek onun bulunduğu Amasya’ya doğru iler-lemeye başladı.
Maraş ve Elbistan yöresindeki Türkmenlerin de katılımıyla güçlenen Babaîler
karşısında Selçuklu birlikleri zorlanıyorlardı.
Bu arada Amasya’da Baba İlyas, Selçuklu birlikleri karşısında zor duruma
düşmüş ve Selçuklu komutanı Armağan Şah’ın karşısında yenilgi alarak Amasya
Kalesi’ne sığınmıştı. Armağan Şah’ın eline geçen Baba İlyas, idam edilmek
suretiyle ortadan kaldırıldı. Ancak Amasya bölgesine ulaşan halifesi Baba
İshak, Armağan Şah’ı yenerek Selçuklu ordusunu bozguna uğrattı. Bu öfke ve
kendisinin peşine takılan Türkmenlerle beraber Selçuklu başkentini ele geçirip
Selçuklu yönetimine son vermek üzere Malya Ovası üzerinden harekete geçti.
Kırşehir yakınlarındaki Malya Ovası’nda Emir Necmeddin’in komutasında ücretli
Frank as-kerlerinin ağırlıklı olarak içinde bulunduğu Selçuklu ordusuyla karşı
kaşıya geldi. Selçuklular karşısında ağır bir yenilgi alan Baba İshak burada
öldürüldü. Babailer ise kadın ve çocuklar hariç tutulmak üzere kılıçtan
geçirildiler. Yalnızca çok az bir kısmı bu kıyımdan kurtulabil-di. Böylelikle
Babaî isyanı kanlı bir şekilde bastırılmak suretiyle Türkiye tarihinde
dinî-siyasi yapıdaki ilk isyan bu şekilde sonlandırılmış oldu. Baba İlyas-ı
Horasanî olarak ünlenen bu şahsiyet ve et-rafındaki Türkmenler, Babaîler olarak
anılmakla birlikte özellikle bu hareket sonrasında Türkmenler arasında
tasavvufi cereyanlar yaygınlık göstermiştir. Abdalanı Rum olarak da bilinen
Türkmen şeyhlerinin bu akımdan da etkilendikleri üzere Türkiye’de Türkmenlere
has bir İslami akım yayılmıştır. Osmanlı kaynaklarında Kızıl-başlık olarak da
anılan bu cereyan özellikle Bektaşiliği de etkilemiştir. Ancak Türkmenlerin Hacı Bektaş’a
bağlılıklarında öncelikle Türk töresinin etkisi büyüktür ki bu durum Hacı
Bektaş’ın sadece bir Türkmen şeyhi olmasından öte bir boy lideri olmasının
etkisi vardır.















