Araştırmalar sosyal
medyayı bilinçsizce kullanan bireylerin özgüvenlerinin olumsuz yönde etkilendiğini
gösteriyor. Sosyal medya kullanma alışkanlığının artması nedeniyle gençler “
hayat ile ilgili bir şeyleri kaçırma” tehlikesi ile karşı kaşıya
kalıyor.
Uzman Danışman Psikolog Ani Eryorulmaz, sosyal medyada
geçirilen zaman uzadıkça bireylerin yalnızlık, kaygı, depresyon ve kıskançlık
seviyelerinin arttığına dikkat çekiyor.
Psikolog Eryorulmaz, sosyal medyada gördüklerimizin bize
başkaları için “tam da benim istediğim hayatı yaşıyor” hissini verebileceğini
vurgularken, kontrolsüz olarak sosyal medyada geçirilen zamanın yan etkilerini
ise şöyle sıralıyor.
Görmek ve göstermek istediklerinizle sınırlı kalıyor
Mutluluk hissimizin hem genetik, hem de çevresel
faktörlerden etkilendiğini biliyoruz. Özellikle fiziksel ve duygusal olarak
yaşanmış olan olaylar çocuklukta yaşanmış olsa da yetişkinlik hayatında bireyin
fiziksel ve ruhsal sağlığını, öz benlik algısını ve dolayısı ile mutluluk
seviyesini etkiler. İnanılanın aksine sosyal medyada gördüğümüz hayatlarda, iş
ve ilişkilerin mükemmellikleri, fiziksel güzellikler, imrenilecek tatiller
sadece bireyin göstermek istediği ile sınırlı aslında.
Yaşamın sahte vitrini olabiliyor
Ne yazık ki mutlu ve tatminkar bir yaşama sahip olmak çoğu
zaman gelir seviyemiz, harcama kolaylığımız ve hayatta satın alabildiklerimiz
ve yapabildiklerimizle ölçülüyor. Sosyal medya da bunun en belirgin vitrini oluyor.
Oysa ki yaşam tatmini olumlu hayat koşullarından sadece kısa bir süre için
etkilenir. Sahip olmak istediğiniz hedefe eriştiğinizde ilk altı- dokuz ay
boyunca mutluluk seviyeniz artar ve ardından kademeli olarak bu hedefe sahip
olmadığınız noktaya geri döner.
Görünmediğin gibi olma çabasını arttıyor
Sosyal medyada gördüğü vücuda, o pantolonun içine sığmaya
çalışan ve olmayınca kendini “hatalı” ya da “eksik” gören kadınlar ve de
özellikle gençlerin sayısı azımsanmayacak kadar çoğalıyor. Özellikle fiziksel
görünüme benzeme çabası ruh ve bedende çok derin yaralar açıyor.
Sahicilik duygusu yok oluyor
Sosyal medyada paylaştığımız selfieler, seyahatler, yemekler
gerçek kişiliğimizi yansıtmaktan çok uzak olduğu için ilişkilerde de “sahici
olmama” hissini karşı tarafa geçiriyor. Sadece sosyal medya değil, akıllı
telefonlarımızla olan ilişkimiz sayesinde yüz yüze ilişkinin yerini de adeta
sanal iletişim alıyor.
Aldatılma duygusunu güçlendirebiliyor
Sosyal medyada bireyin ayrı bir hayatının olması, şifrelerin
eşler arasında bir tartışma halini alması, sosyal medyada yapılan hangi
davranışın evliliği tehlikeye atacağı konusunda bir anlaşmanın olmaması, neyin
sosyal medyada aldatmaya ya da sadakatsizliğe yorumlanacağı da ayrı tartışma
konuları olarak karşımıza çıkıyor.
İlişkilerin sahiciliğine gölge düşürüyor
Çiftler arasında sorunları çözmek için sosyal medyayı
kullanmaları da ayrı bir sıkıntı olarak karşımıza çıkıyor. Büyük bir
tartışmadan sonra eşlerden birinin diğerini ne kadar sevdiği, değerli bulduğu,
ya da ne kadar iyi bir ilişkilerinin olduğunu gösterme isteği ilişkinin
sahiciliğine ve doğallığına gölge düşürebiliyor.















