17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde hayatını kaybeden 18 binden fazla kişinin acısının hala taze olduğunu ifade eden Eren, “Geçen yıllarda başta Kahramanmaraş merkezli depremler olmak üzere yaşanan olaylarda 70 binden fazla insan hayatını kaybetti. 1 milyondan fazla bina ise ya yıkıldı ya da ciddi hasar gördü,” dedi. Bu durumun, Türkiye'deki dayanıksız yapı üretiminin yaygınlığını bir kez daha gözler önüne serdiğini belirtti.
Eren, Marmara Depremi’nin ardından hazırlıkların yeterince yapılmadığını ve deprem riski olan bölgelerde kusurlu yapıların hayatları tehdit ettiğini vurguladı. "Türkiye nüfusunun %90’dan fazlası birinci derece deprem bölgesinde yaşıyor. Depremler değil, ihmal ve kusurlu yapılar can alıyor," diyen Eren, afet odaklı kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini belirtti. Ayrıca, “Zemin şartlarını dikkate alan imar planları ve yapı şartnameleri hazırlanmalı, kaçak yapılaşma önlenmeli ve yüksek riskli yapı stoku için etkin kentsel dönüşüm politikaları geliştirilmelidir,” dedi.
Eren, 1999 Marmara Depremi öncesi yapılan büyük yapı stoklarının mevcut durumda ‘afet odaklı’ kentsel dönüşümle ele alınmasının önemine dikkat çekti. 2019 yılında çıkarılan "Yapı Müteahhitlerinin Sınıflandırılması ve Kayıtlarının Tutulması Hakkında Yönetmelik"in ise ülke genelinde etkin ve taviz verilmeden uygulanması gerektiğini ifade etti.














