Yavuz Sultan Selim’in en güvendiği komutanlardan biri olan Ali Bey, Çaldıran Zaferi’nde Osmanlı ordusunun öncü birliklerine komuta ederek büyük bir rol üstlendi. Başarılarından ötürü Yavuz, ona hem 3 bin flori para hem de Hersekzade Ahmet Paşa’ya ait kılıcı hediye etti. Daha sonra Osmanlı ordusunun Diyarbakır Seferi’ne iki bin kişilik kuvvet gönderen Ali Bey, Safevi komutanı Karahan’ın mağlup edilmesinde de etkili oldu.
Osmanlı’ya bağlılığını her fırsatta gösteren Ali Bey, aynı zamanda güney komşusu Memlüklerle iyi ilişkiler kurmaya da gayret etti. Ancak bu girişimler sonuçsuz kalınca, Memlük Sultanı Kansu Gavri, Alaüddevle’nin oğlu Abdürrezzak’ı destekleyerek Dulkadir Beyliği üzerinde baskı kurmaya çalıştı. Bu süreç Mercidabık Meydan Muharebesi’ne kadar uzandı. 1516’da Osmanlı saflarında yer alan Ali Bey, savaşta büyük başarılar elde etti. Melik Arslan’ı öldürdü, Memlük Sultanı Kansu Gavri’nin yenilgisinde etkin rol oynadı.
Mısır Seferi sırasında da Yavuz Sultan Selim’in yanında yer alan Ali Bey, Kahire’nin alınması fikrini savundu. Ridaniye Savaşı’nda uyguladığı strateji Osmanlı ordusunun zaferinde belirleyici oldu. Babasının intikamını, Memlük Sultanı Tomanbay’ın Kahire’de idam edilmesiyle aldı.
Ali Bey, sonrasında Osmanlı’ya bağlılığını sürdürerek hem Celali isyanlarının hem de Şam Valisi Canberdi Gazali’nin ayaklanmasının bastırılmasında önemli roller üstlendi. Ancak Osmanlı devlet adamı Ferhat Paşa’nın kıskançlığı nedeniyle Ali Bey’in yükselişi kısa sürdü. Tokat’ta düzenlenen bir ziyafette Ferhat Paşa tarafından oğullarıyla birlikte katledildi.
Ali Bey’in ölümü Dulkadir topraklarında büyük üzüntüye yol açarken, halk arasında “Osmanlı yiğit basandır” sözü dilden dile dolaştı. Osmanlı Devleti’nin bu hamlesinin temelinde, bağımsız bir beyliğe izin vermeme ve Anadolu’da tam hâkimiyet sağlama isteği yatıyordu. Nitekim Ali Bey’in ölümünden sonra Dulkadir toprakları tamamen Osmanlı’ya katıldı ve Maraş merkez olmak üzere yeni bir eyalet düzeni kuruldu.
Güçlü, zeki ve dirayetli bir lider olarak tarihe geçen Şehsuvaroğlu Ali Bey, Osmanlı’nın en çalkantılı dönemlerinde sadakatiyle öne çıkan, ancak aynı zamanda siyasi kıskançlıkların kurbanı olan bir bey olarak hafızalarda yer etti.















