Kanser tedavisi olan
hastalarda cinsel yaşam biter mi? İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi
Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Tayfun Hancılar, açıkladı.
Kanser, hastalığı teşhis edilen birçok kişide başlangıçta
ciddi bir kaygı ve depresyona yol açabilir. Duygusal olarak etkilenen
hastaların,partnerleri ile ilişkilerinin bozulması çok sık görülen bir
problemdir.
Hasta doktoruna karşı
şeffaf olmalı
Cinsel yaşam; tedavi esnasında veya sonrasında en çok
etkilenen ve birçok kişi için hala ‘’mahrem’’
kabul edilerek sorunların paylaşılamadığı bir alandır. Oysa kanser
tedavisi esnasında düzenli bir cinsel yaşam tedavi sürecini de olumlu
etkileyeceği için hastalara öncelikli önerimiz tedavi sürecinde doktorları ile
cinsel hayat konusunu açıkça konuşmalı ve bilgi almalarıdır.İki kişi arasındaki
sevgi ilişkisi; bedensel çekicilik, şefkat ve güven üzerine kurulur. Bu üç
özellik; eşler arasında korunabilirse, bu kanser tedavisinin başarısını çok
olumlu yönde etkiler. Hayata olumlu bakabilmenin, kanser tedavisinin
başarısında olumlu rol oynadığı artık kesindir. Ancak kanser tedavisi alan
kişi,fiziksel çekiciliklerinin yok olduğunu düşünüp cinsel hayattan
uzaklaşıyorlar. Bu kaygıya ek olarak; hastalığın bulaşabileceği ya da ağrıya
yol açabileceği gibi yanlış birtakım bilgiler de eklenince, kanser tedavisi
birçok eş arasında sancılı bir sürece yol açıyor. Yapılan bir araştırmada
kanser tedavisi uygulanan hastaların yüzde 82‘si, cinsel hayatla ilgili kaygı
duyduklarını ifade etmişlerdir.
Kanser asla bulaşıcı
değildir
Öncelikle bilinmesi gereken, kanser hastalığı asla bulaşıcı
değildir. Cinsel temas, sağlıklı olan partnere hiçbir şekilde olumsuz etki
yapmaz. Özellikle radyoterapi uygulanan hastaların vücudunda radyasyon
taşıdığı, tamamen yanlış bir bilgidir. Ne kemoterapi ne de radyoterapi, cinsel
ilişkiye engel değildir. Sadece jinekolojik tümörler nedeni ile radyoterapi
gören hastalarda, tedavi esnasında vajinada hassasiyet oluşabilir, onun dışında
cinsel ilişki ağrıya yol açmaz. Burada asıl problem; hasta olan kişi de kendi
vücudunu beğenmeme veya eşinin kendisini eskisi kadar çekici bulmadığı
korkusudur. O nedenle kanserli hastanın eşi,partnerine yeteri kadar şefkat ve güven
duygusu aşılarsa bu sorunu kolayca aşmak mümkün olabilir. Özellikle eski
yıllarda; meme kanseri olan hastalarda memenin tümünün alınması, kadında
eksiklik duygusu yaratmakta ve kadının kendi bedeninden soğumasına yol
açmaktaydı. Ancak son yıllarda; sadece tümörün alınıp, yeni teknoloji ile yan
etkileri çok aza inmiş radyoterapi tedavileri sayesinde, meme kanserli hastalar
psikolojik olarak eskiye göre çok daha iyi durumdadırlar.
Kanserli hastada
cinsel yaşam ağrı yaratmaz
Kemik metastazı olan ya da jinekolojik tümörler nedeni ile
radyoterapi gören hastalarda, cinsel ilişki konusunda dikkatli davranmak ve
tedaviyi takip eden doktordan mutlaka bilgi almak gerekir. Onun dışında birçok
hastada, cinsel ilişki esnasında herhangi bir ağrı yada olumsuz etki söz konusu
değildir. Aksine kemoterapi veya radyoterapi uygulanan hastalarda; düzenli bir
cinsel hayat, tedavi sürecine olumlu etki yapmaktadır.Ancak pelvis bölgesine
yapılan radyoterapiler, kadında yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyip,
erken menapoza yol açabilir ve vajende kuruluk oluşması kadının cinsel ilişki
esnasında ağrı duymasına yol açabilir. Bu hastalarda kayganlaştırıcı jel ve
kremler, rahatlıkla kullanılabilir.
Erkek hastalarda
cinsel yaşam nasıldır?
Sağlıklı erkeklerde dahi 40 yaş üzerinde, yüzde 40’a varan
cinsel fonksiyon bozuklukları olduğu düşünülürse, kanser tedavisi gören erkek
hastalarda bu oranın yüzde 80’lere ulaşması bir sürpriz değildir. Özellikle;
prostat kanseri nedeni ile radikal prostatektomi yada radyoterapi tedavisi alan
hastalarda, sertleşme problemi yüzde 65 ila yüzde 85 arasında görülmektedir. Bu
hastaların bir üroloji hekimi gözetiminde; sertleşme sağlayabilen bazı ilaçları
kullanmaları olumlu sonuç verebilir, bu ilaçlardan yeterli fayda görmedikleri
durumlarda penilprotezler de bir tedavi seçeneği olabilmektedir.
Sevgi sadece cinsel
ilişki demek değildir
Herhangi bir nedenle cinsel hayata ara verilmiş bile olsa; hastanın eşinin yeterli şefkat ve güven duygusunu verebilmesi, hastalar açısından yeterli olur. Önemli olan tedavisi süren kişiye eşinin ‘’bir şeyin değişmediğini’’ hissettirmesidir.Özellikle;radyoterapi ve kemoterapi esnasında oluşan yorgunluk, bazı kişilerde cinsel ilişkiye karşı bir isteksizlik oluşturabilir, bu durumda hastayı ilişkiye zorlamak yerine duygusal olarak destek olmak çok yararlı olacaktır. Unutmamak gerekir ki; bazen içten bir ‘’sarılma‘’, kanser tedavisi kadar yararlı olacaktır.















