Otizmli bireyler,
duyguları rehberlikle öğrenebiliyor Erken çocukluk döneminde ortaya çıkarak;
sosyal etkileşim, iletişim becerilerinde gerilik, sınırlılık ve tekrarlayıcı
hareketlere neden olan otizm, normal insanlarla empati kurulmasının önüne
geçiyor.
Otizmli çocukların duyguları anlamlandırmada güçlük
çektiklerini belirten uzmanlar, bu bireylerin duyguları bir kişinin
rehberliğinde öğrenebileceğine dikkat çekiyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman
Psikolog Leyla Arslan, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) hakkında önemli bilgiler
verdi. Arslan, otizmin beyin gelişimi ve işleyişindeki farklılıktan
kaynaklandığını ve çocukluk döneminde ortaya çıktığını söyledi.
Empati kuramıyorlar
Yapılan araştırmaların yeni doğan bireylerde dört temel
duygunun doğuştan geldiği sonucunu ortaya koyduğunu belirten Arslan, “Bu
duygular mutluluk, üzüntü, iğrenme ve güvendir. Zamanla çocuklarda duyguları
anlama ve ifade etme yeteneği gelişir. Utanç, kıskançlık, neşe, korku ve diğer
duygular gibi 80 çeşit duyguya ve bunların da derecelerine döner. Duygulardaki
gelişme empati yeteneği ile bağlantılıdır. Otistik çocukların ise empati
bozukluğu vardır. Duyguları anlamlandırmada güçlük çekerler. Buna bağlamsal
körlük diyoruz. O nedenle duyguları bir kişinin rehberliğinde öğrenmelidirler”
dedi.
Kalabalık ve gürültü
sinir krizini tetikliyor
Uzman Psikolog Leyla Arslan, otizmli bireylerde baskı
hissettikleri herhangi bir durumda sinir krizi görülebildiğini ve kendilerini
dış dünyaya kapatabildiklerini söyledi. Arslan sözlerine şöyle devam etti;
“Buna anormal stres tepkisi diyebiliriz. Zor bir soruyu yanıtlamaya zorlamak,
göz ilişkisine zorlamak, kalabalık, gürültü, fazla ışık, toplumsal beklenti,
uyku ya da yemek ihtiyacı bu tür durumları tetikleyebilir. Stres kararsızlığı
yeterince yüksek olursa çocuğun kapanmasına neden olur ve çocuğun beynine zarar
verir. Aile çocuğu bu durumda neyle sakinleştireceğini bilmelidir. Ayrıca krize
neden olan davranış örüntüsü tespit edilerek çocuğun bu korkunun üstesinden
gelmesine yardımcı olunmalıdır. Güven duygusunu ve ruhsal dengelenmeyi sağlayan
özel oyuncakları, nesneleri varsa ya da sallanmak, arabayla gezmek, elektrik
süpürgesinin sesini dinlemek gibi sevdikleri davranışlar varsa ona
sunulmalıdır.”
Kendilerine dokunulmasından
hoşlanmıyorlar
Uzman Psikolog Leyla Arslan, dokunulma, ışık, ses ve koku
algılarının bazı otizmlilerde daha fazla ön planda olduğunu söyleyerek
sözlerine şöyle devam etti: “Sarılmaktan ve dokunmaktan hoşlanmazlar. Bu
hassasiyetleri yüzünden dokunma zorluğu ve davranım sorunları yaşadıklarını
söyleyebiliriz ancak bunu bütün otizmli bireylere genellemiyoruz. İzinsiz temas
normalde de olmaması gereken bir durumdur ama niyetli ve niyetsiz davranış
arasındaki farkı öğrenmeleri kolaydır. Bazı otizm spektrum formundaki bireylerde
hafif dokunuş derin dokunuştan daha nahoş görünürken, bazılarında beklenmeyen
dokunuş sevilen bir kişiden bile gelse rahatsız edici olabiliyor. Aynı zamanda
uzak tanıdıklardan ve yabancılardan gelen dokunma davranışı güvenli
algılanmıyor.”
Aşk gibi duygular
onlar için gizemli
Otizmli bireyler için aşkın gizemli bir durum olduğunu ve bu
gizemin rehberlik edilmeden çözülemeyeceğini söyleyen Arslan, “Otizm
spektrumundaki bireyler sevgiyi nesne gibi kategorize etmeye çalışırlar.
Edinilmesi gerekli bir şey gibi görebilirler. Bağlamsal körlük içinde
olduklarından sevgiyi göstermeyi bilemedikleri için kendi tarzlarında severler.
Birçok otizmli birey evli ve çocuk sahibi bir yetişkin olarak yaşayabiliyor.
Kendileri otizmli oldukları için çocuklarının da otizmli olması gibi bir durum
söz konusu değil. Otizmli birisinin eşi iletişim kurma şeklini düşünmeli, para
yönetme, iş bulma ve kendini savunma konusunda yardımcı olma sorumluluğunu
üstlenmelidir” dedi.
Yardım edilirse
sevmeyi öğrenebilirler
Otizmli çocuklarda beynin sevgiyle ilgili alanlarının tam
olarak gelişim göstermediğini ifade eden Arslan, “Karşı tarafın sevgisini
algılayamadıkları gibi acısını da anlayamazlar. Çoğunlukla kendisine odaklı
düşünürler ve ileri derecede otizmli olan bireylerde hiçbir sevgi belirtisi
görmek mümkün değildir. Hafif otizmli bireylere yardım edilmesi durumunda
sevmeyi öğrendiklerini görüyoruz. Aşırı stres yaratmamak şartıyla, gözlem ve
sanat terapisi desteğiyle sevginin türleri öğretilebilir. Bağlam duyarlılığı
içinde duyguları detaylandırmak işe yarar. Arkadaşlık sevgisi, şefkat, tutku ve
bunların yüzdeki ifadeleri öğretilmelidir. Sözsüz iletişim becerileri, jest ve
mimikler ayrıca çalışılması gereken konulardır” dedi.
Otizmli bireylerin de
cinsel hayatları olur
Uzman Psikolog Leyla Arslan, otizmli bireylerin de diğer
çocuklar gibi psikoseksüel gelişim dönemlerinden geçtiklerini söyleyerek
sözlerine şöyle devam etti; “Otizmli bireylerin de cinsel hayatları olduğunu
söylemek mümkün ancak dünyayı başkalarından farklı şekilde tecrübe ediyorlar.
Göz teması kurmakta zorluk çektikleri için bu durum duygusal anlayışın
onaylanmasını veya ifadesini zorlaştırıyor. Ancak değişik vücut hareketleri,
sallanma, el çırpma, nesnelere bağlanma, değişikliklere direnç, dokunma
zorluğu, duyu algısında hassasiyet yaşayabilirler.”
Otizmli çocuklar
mizahı da öğrenebilir
Otizmli çocukların mizah duygusu olmadığını, deyim, ima,
kinaye ve yapılan şakaları anlayamadıklarını ifade eden Leyla Arslan,
“Anlayamamalarına rağmen zamanla öğrenebilirler. Temel dil becerileri tam
olarak gelişmediği için başım bulutlara değdi deyiminde başın etrafında bulut
ararlar. Göz kontağı kurmazlar, jest ve mimikleri kullanmazlar. Göz kontağı
kurmaya başladıkları zaman iletişim becerileri de gelişir. 6 yaşında otizmli
bir çocuğa sevgi dolu baksanız bile korku ve öfke ile “bakma bana öyle diye” tekpisiyle
karşılaşabilir ya da sevgi dolu bir ifadeye kulaklarını kapatarak tepki
verdiğini görebilirsiniz. Çocukluk ve gençlik döneminde az olan duygusal
tepkiler yetişkinlikte bile tam olarak gelişmemiş olabilir. Diğer insanlara
ilginç şeyler gösterme eğiliminde değillerdir. Başkalarının kendilerine
gösterdiği ilginç şeylere de cevap vermeme eğilimini sosyal veya ortak dikkat
olarak adlandırıyoruz. Ortak dikkat zor gelişir” dedi.
Otizmle mücadele
adanmışlık ister
Uzman klinik psikolog Leyla Arslan otizmli bireylerin bakımının hassasiyet ve sabır gerektirdiğini belirtti ve sözlerini şöyle sonlandırdı: “Hayatları boyunca zenginleştirilmiş bir eğitim ve yaşam ortamı sunulması gerekiyor. Unutulmamalıdır ki öğretilen hiçbir şey boşa gitmez. Toplumun da aileye destek olması, yalnız bırakmaması hakikat, sadakat ve dostluk çerçevesinde farklı bakış açıları kazandırır.”















