Erken çocukluk
yaşlarında ortaya çıkarak; sosyal etkileşim, iletişim becerilerinde gerilik,
sınırlılık ve tekrarlayıcı hareketlere neden olan otizm, genetik ve çevresel
sebeplerin etkileşimi sonucunda meydana geliyor. Otizmde erken teşhisin önemini
vurgulayan Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, gen ve Transkraniyal Manyetik Stimülasyon
tedavilerinin, otizm üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
2 Nisan, tüm dünyada “Otizm Farkındalık Günü”, Nisan ayı ise
“Otizm Farkındalık Ayı” olarak anılıyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Çocuk -
Ergen Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, otizm belirtileri ve tedavi
yöntemleri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.
Otizmi anne karnında saptamak mümkün değil
“Otizm, erken çocukluk yaşlarında ortaya çıkan sosyal
etkileşim ve iletişim becerilerinde gerilik, sınırlı ve tekrarlayıcı hareket ve
ilgi alanları ile karakterize bir nöro-gelişimsel bozukluktur. Son yıllardaki
bilimsel yayınlarda prevalansının 64 canlı doğumda bir olduğu ile ilgili
bilgiler mevcuttur” diyen Doç. Dr. Emel Sarı Gökten,
“Otizm genetik ve çevresel sebeplerin etkileşimi sonucunda
ortaya çıkar. Bu demektir ki bir çocuğun otizm belirtileri gösterebilmesi için
genetik yapısında sorunlu genleri barındırması gerekmektedir. Ancak Otizm, Down
Sendromundaki gibi tek bir kromozomdaki sayısal eksiklik ya da fazlalıktan
kaynaklanmaz. Çok daha fazla sayıda ve çeşitlilikte gen bölgesinin sorunlu
çalışması sonucunda otizm belirtileri oluşur. Bu nedenle otizmi anne karnındayken
saptamak mümkün değildir. Otizm belirtileri bazen bebek büyürken çok erken
safhalarda dikkati çekmeyi başlar. Örneğin; 3 aylıkken anneyle göz teması
kurması ve gülümsemesi gerekirken bunları yapmıyor, 6-7 aylık olduğu halde hiç
ses çıkarmıyor, 7 ay sonrası yabancı kaygısı oluşması gerekirken anne-baba ve
yabancılara aynı reaksiyonları veriyorsa çocuğumuzun otizm belirtileri erken
dönemden itibaren başlamış demektir” uyarısında bulundu.
Çocuk, belli bir yaşa kadar normal gelişim gösterebiliyor
“Bir grup otizm tanılı çocuk ise belli bir yaş dönemine
kadar tamamen normal bir çocuk gibi gelişim gösterebilir” diyen Doç. Dr. Emel
Sarı Gökten, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Anne ve babaya göre zamanında göz teması kurmuştur,
gülümsemiştir, hatta tekli kelimeler söylemeye başlamıştır, ancak genellikle
1,5-2 yaşlarından itibaren çocuk içine kapanmaya, söylediği kelimeleri
unutmaya, göz teması kurmamaya ve anne-babası ve diğer çocuklara hiç tepki
vermemeye başlamıştır. İster başlangıçtan itibaren belirtiler hâkim olsun,
ister sonradan gerileme ile ortaya çıkmış olsun bu çocuklar Otizm Spektrum
Bozukluğu tanısı alır.
Otizmli çocuk, çevresi ile nasıl iletişim kuruyor?
Otizm tanısı olan çocuklar; göz temasını az kurarlar,
seslendiğinizde isimlerine tepki vermez ya da tutarsız tepki verirler, diğer
çocuklara belirgin bir ilgi ve yakınlık göstermezler. Bu davranış özellikleri
ile birlikte bu çocuklarda tekrarlayıcı davranışlar görülebilir, örneğin kendi
etrafında dönme, kanat çırpma, oturduğu yerde sallanma gibi.
Otizmin şiddeti çocuktan çocuğa farklılık gösterir
Otizm belirtileri her çocukta tamamen aynı şekilde
gözlenmez. Bu bir spektrum bozukluğudur, yani belirtilerin çeşitliliği ve
şiddeti çocuktan çocuğa farklılık gösterebilir. O yüzden her otizm tanılı çocuk
birbirinin tamamen aynısı değildir.
Otizmde erken teşhis, büyük önem taşıyor!
Çocuk - Ergen Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Emel Sarı Gökten,
“Otizm, tanısını koyup tedaviye yönlendirmede çok hızlı davranılması gereken
bir bozukluktur. Erken yaşta tedaviye yönlendirilen çocukların tamamen tanıdan
kurtulma ihtimali bile vardır” diyerek,
“Bu nedenle çocuğunuzda bu belirtilerden bir ya da birkaçını
gördüğünüzde vakit kaybetmeden bir çocuk ve ergen psikiyatri uzmanıyla
görüşmeniz gerekir. Otizm çekirdek belirtilerini iyileştirmede kullanılan bir
ilaç henüz yoktur. O nedenle tedavide birincil olarak düşünülmesi gereken özel
eğitimdir. Yani bu çocukların birebir eğitimle belirtileri konusunda
desteklenmesi gerekir. Özel eğitimin yanında konuşma terapisi ve duyu bütünleme
terapisi gibi ek tedavi yöntemlerinden yararlanılmaktadır. İlaçlar otizm
belirtilerine eşlik eden diğer problemler için kullanılır. Bunlar uyku problemleri,
dikkat dağınıklığı ve dürtüsellik, irritabilite dediğimiz huzursuzluk ve
davranış problemleridir. Bu belirtiler eşlik ettiğinde ilaç tedavisi ile çocuğu
desteklemek önemlidir” diye konuştu.
Gen tedavisi ve TMU, otizmde umut vaat ediyor
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Çocuk -
Ergen Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, sözlerini şöyle tamamladı:
“Otizm yeni tedavi yöntemleri ile ilgili çalışmaların devam
ettiği bir bozukluktur. Şu anda günümüzde en çok revaçta olan ve ümit vaat eden
tedavi yöntemi gen tedavisidir. Ancak bozukluğun genetik yapısı o kadar
karışıktır ki gen tedavilerinin hayata geçirilmesi için zamana ihtiyaç vardır.
Yine son dönemlerde otizmde bilişsel sorunlara ve çekirdek belirtilere faydası araştırılan
yöntem Transkraniyal Magnetik Stimülasyon (TMU) ’dur. TMU ile özellikle frontal
bölge üzerine magnetik uyarım yapılarak öğrenme hızının arttırılması ve
belirtilerin hafifletilmesi hedeflenmektedir. Hastanemizde TMU otizmli
çocuklara uygulanmaya başlanmış ve 20 seanslık TMU seansları sonrası öğrenme
hızında ve eğitimden faydalanma oranlarında artışlar izlenmektedir.”















