Asıl adı Ali b. Bâlî olup, ulemadan Alanyalı Uzun Bâlî Efendi’nin oğludur. İlmiye sınıfında yetişen Ali Çelebi, çeşitli medreselerde müderrislik yaptıktan sonra bir dönem Manisa müftülüğü görevinde bulundu. 1583 yılında Maraş kadılığına tayin edilen âlim, ertesi yıl burada vefat etti. Kabri, Alâüddevle Camii avlusunda yer almaktadır.
Mütevazı kişiliğiyle tanınan Ali Çelebi, fazla sessizliğinden ve yumuşaklığından dolayı “munuk, mınık” veya “manık” lakaplarıyla anıldı. Ayrıca Ahîzâde Efendi neslinden geldiği için “hısım” lakabı da kendisine yakıştırıldı.
En çok bilinen eseri, Taşköprizâde’nin eş-Şakāiku’n-nu‘mâniyye adlı kitabına yazdığı Arapça zeyli el-İkdü’l-manzûm fî ahvâli ulemâi’r-Rûm’dur. Bu çalışmada, 1560-1574 yılları arasında yaşayan 81 âlimin hayat hikâyesine yer verilmiş, verilen bilgiler birinci elden kaynak niteliği taşımıştır. Eser, Ahmed b. İbrâhim tarafından daha yazıldığı dönemde Türkçeye çevrilmiş, ilerleyen yıllarda Almanca ve Arapça baskıları da yapılmıştır.
Ali Çelebi’nin kaleme aldığı diğer eserler arasında Hayrü’l-kelâm fi’t-tekassî anaġlâti’l-avâm adlı Arapça galatat lügati, çeşitli fıkıh ve tefsir şerhleri, risaleler ve “Cevherî” mahlasıyla yazdığı kasideler yer almaktadır. Ayrıca bir Yemen tarihi olan Nâdiretü’z-zemen fî târîhi’l-Yemen adlı eserden de bahsedilse de günümüze herhangi bir nüshası ulaşmamıştır.
Hısım Ali Çelebi, ilmî mirası ve kaynak değeri yüksek eserleriyle Osmanlı ilim dünyasında kalıcı bir iz bırakmıştır.












