Değiştirilemeyen faktörlerin farkında
olun!
Koroner kalp hastalıklarında yaş,
cinsiyet ve genetik etkiler, değiştirilemeyen faktörler olarak tanımlanıyor.
Özellikle 65 yaşından sonra damarların hasar görme ve daralma riski artıyor.
Erkeklerde koroner kalp hastalığı genelde daha yüksek olmakla birlikte
kadınlarda da menopoz sonrası risk artıyor; 70 yaşından sonra ise her iki
cinste de risk eşitleniyor. Ailesinde, özellikle birinci derece akrabalarda
kadınlarda 55, erkeklerde 65 yaş öncesi kalp damar hastalığı varsa risk anlamlı
ölçüde artıyor.
Kontrol edilebilir riskleri yaşam
tarzınızı değiştirerek yönetin
Değiştirilemeyen faktörlerin dışında
yaşam tarzında farklılıklar yaratarak hastalık riski kayda değer ölçüde
azaltılabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Güliz Erdem, kontrol altına
alınabilecek risk faktörlerini şöyle sıralıyor:
* Sigara kullanımı: Başta
akciğer kanseri olmak üzere birçok hastalığın bir numaralı nedeni olan sigara
ve tütün kullanımı kalp damar hastalıklarında da ilk sırada yer alıyor. Kalp
hastalıklarında en başta gelen önlenebilir risk faktörü olan sigara kullanımı,
dumansız tütün ürünleri ya da elektronik sigara tercih edilse dahi ciddi hasar
yaratıyor. Riski kontrol etmenin tek şartı sigaraya elveda demek. Sigara
bırakıldıktan sonra, kalp hızı ve kan basıncı normale dönüyor; bir yıl sonra
koroner damar hastalıkları riski, içmeyen birinin riskinin yarısına kadar
iniyor; 15 yıl sonra ise eşitleniyor.
* Kontrolsüz Diyabet: Diyabeti
olan hastalarda en sık ölüm nedeni yüzde 60 ile kalp ve damar hastalıkları. Her
iki diyabet türünde de kalp damar hastalıkları riski 2-3 kat artmış oluyor ve
hastalığın seyri de daha kötü hale geliyor. Bu risk özellikle diyabetin
kontrolsüz olması halinde artıyor. Diyabetin sadece kendisi değil, eşlik ettiği
kan basıncı yüksekliği ve iyi huylu kolesterolün düşük olması da riskin
artmasında rol oynuyor.
* Hipertansiyon: Tuz
tüketiminin yoğun olduğu ülkemizde 2010 yılı verilerine göre her 100 kişiden
24’ü hipertansiyon hastası. Tuzun azaltılması ve antihipertansif ilaçların
düzenli kullanılması kalp damar hastalıkları riskinin azaltılmasında önemli.
Özellikle mevsim değişikliklerinde ve kan basıncı düzeylerinde değişiklik
olduğunda, tedavinin düzenlenmesi için takip eden doktorla sürekli bağlantıda
olmak öneriliyor çünkü tansiyon ilacını almak ancak kan basıncını takip
etmemek, kan basıncının kontrol altında olduğu anlamına gelmiyor.
* Obezite: Obezitenin
gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde artışta olduğu bir gerçek. Özellikle
santral obezite olarak tanımlanan bel çevresinin, kadında 88 cm’den,
erkekte ise 102 cm’den fazla olduğu duruma, Türkiye Diyabet, Obezite
ve Hipertansiyon Çalışması (TURDEP) verilerine göre her 100 kadından 48’inde,
erkeklerde ise her 100 erkekten 17’sinde rastlanıyor. Obeziteye bağlı hastalık
risklerinden korunmak için ideal vücut kitle indeksinin (kilogram olarak vücut
ağırlığının, metre olarak boy uzunluğunun karesine bölünmesi) 20-25 kg/m2; bel
çevresinin erkeklerde 94 cm’den, kadınlarda ise 80 cm’den küçük olması
gerekiyor. Bu hedeflerin sağlanması için fiziksel aktivite ile birlikte
sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor. Doymuş yağlardan fakir, tam tahıllı
ürünlerle beraber balık, sebze ve meyveden zengin beslenme şeklinin
benimsenmesi şart.
* Kolesterol yüksekliği: Kolesterol
ile ilgili bilgi karışıklığı ne yazık ki hastaların gerekli tedaviyi
almamalarına veya özellikle kalp hastalığı olan hastaların çok önemli statin
tedavisini bırakmasına sebep olabiliyor. Bu sebeple doğru bilgi sahibi olmak
hayati önemde. Kötü huylu kolesterol (LDL) değerindeki her 10 mg/dl lik artış
kalp krizi riskini yüzde 20 arttırırken; iyi huylu kolesterol (HDL) değerindeki
her 1 mg/dl’lik artış ise kalp hastalığı riskini yüzde 2 ila 3 oranında
azaltıyor.
* Psikososyal faktörler:
İşyerinde devamlı stres altında olmak, sürekli artan çalışma saatleri kalp
hastalıklarının daha erken ortaya çıkmasına neden oluyor. Depresyon ise hem
koroner kalp hastalığı oluşumu hem de sonuçlarının daha kötü seyretmesini
beraberinde getiriyor.
* Az hareket: Her
gün 30 dakika, haftada 5 gün orta şiddette egzersiz yapılması kalp damar
hastalıklarından korunmak için de bir gereklilik. Hastaların sıklıkla sorduğu
günlük aktivitelerde hareketli olunması durumu (örneğin: sürekli ev işi
yapıyorum, gibi) ise istenilen hedefi karşılamıyor. Özellikle tempolu yürüyüş
veya yürümekle ilgili sorunu olanların fırsatı olması halinde yüzmesi
öneriliyor















