İri yapılı, pala bıyıklı, güzel konuşan, zeki bir kişi olduğu ve bir dönem hapis yattığı söylenir. Hikâye anlatıcılığı dışında pek bir işle meşgul olmadığı, ömürünün son yıllarında geçimini İstanbul’daki bazı gazetelerde Köroğlu tefrikası yayımlayarak sağladığı da söylenir. 25.11.1970 tarihinde ölmüştür.Hakkında anlatılan mizahi hikâyelerle aynı zamanda bir fıkra kahramanı sayılır. Ailesinden nenesi Hatem Bacı’nın da şair ve pehlivan olduğu, ayrıca kardeşi Ahmet Bilal’in de kendisi gibi hikâye anlatıcısı olduğu ve özellikle Osmanlı tarihini hikayeleştirerek anlattığı bilinmektedir.Bir kaynakta kendisi Gül Fehmi adlı bir hikâye anlatıcısının çırağı olduğu belirtilmektedir. Kışın şehirdeki kıraathanenin birinde, yazın Cela içmesinde Köroğlu hikâyeleri anlattığı, anlattığı bir Köroğlu hikâyesinin bir buçuk iki ay sürdüğü dile getirilir. Diğer anlatıcılardan farklı olarak kendisi anlattıklarını yazıya da aktararak fasiküller hâlinde bastırıp satmış ve bazı İstanbul gazetelerinde tefrika etmek suretiyle yayımlamıştır. Kendisi Köroğlu hikâyesini 1954 yılında fasiküller hâlinde (haftada bir) bastırmıştır. Biz bunların ilk dördüne ulaşabildik. Ferruh Arsunar’ın 1963 yılında yayımladığı “Köroğlu”metninin de Fırıldak Ökkeş anlatması olduğu ifade edilmektedir. Ökkeş Bilal ve sanatı ile ilgili ve aynı zamanda fıkra niteliğinde olan bir olay aşağıda aktarılmıştır:Parasızlık çektiği günlerin birinde, Kelbeylerin Kahvesi’nin sekisinde Kaz Ali ile beraber otururken birbirlerinden borç para isterler. İkisinde de metelik olmadığı anlaşılınca, Fırıldak Ökkeş:“Şimdi Kadıoğlu gelir. Ben onu düşümde görmüş gibi anlatırım. Herhalde harçlık verir sen de beni destekle.” der.Fırıldak Ökkeş, şöyle bir rüya düzer: “Kadıoğlu, çimenlik bir yerde... sular akıyor, bülbüller ötüyorken, abdest alır, namaz kılar, Kur’an okur. O sırada bir kırat gelir, kırata biner.” Bu sırada Kaz Ali: “Ata binmek ‘ölüm’ tabir edilir.” deyince Fırıldak Ökkeş: “Ben de ata bindirmeden uyanırım öyleyse...” cevabını verir. (Hâlbuki ata binmek devlet, yatarak binmek ölüm. Bunu bilmezler-miş demek ki...)O sırada, Kadıoğlu gelir. Selam verir. Oturur. Fırıldak Ökkeş: “Hoş geldin Ağa, ben de seni düşümde gördüydüm, iyi geldin...” der. Kaz Ali, sanki haberi yokmuş gibi:“Anlat hele Allah’ını sever-sen.” diyerek konuyu deşer.Fırıldak Ökkeş: “Ağam, çimenlik bir yerdesin... Şarıl şarıl sular akıyor, bülbüller ötüyor, abdestleri aldın, namazını kıldın, gürül gürül Kur’anları okudun, o sırada bir kırat geldi...” deyince milletvekilliğine aday olan Kadıoğlu, bakar ki rüya iyi sonuçlanıyor, kesesini çıkarır ve eline iki lira alır.Fırıldak Ökkeş: “O sırada uyandım.” deyince. Kadıoğlu: “Ulan Fırıldak, eğer ata bindirseydin iki lira verecektim ama madem bindirmedin aha sana bir lira.” der ve diğer lirayı keseye atar.Bunun üzerine Fırıldak Ökkeş, Kaz Ali’yi göstererek: “Vallahi ben ata bindirelim diye çok ısrar ettim. Şu namussuz bindirtmedi.” der. Kadıoğlu, rüyanın uydurma olduğunu anlar. Ama hoşuna gittiğinden ikinci lirayı da verir.Kaynak : Kahramanmaraş ansiklopedisi
Kültür-Sanat
Yayınlanma: 05 Ekim 2018 - 11:13
ÖKKEŞ BİLAL (FIRILDAK ÖKKEŞ) KİMDİR?
1915 tarihinde Maraş’ta doğdu. Maraş’ın Şıh Mahallesi’ndendir. Daha çok Fırıldak Ökkeş lakabıyla bilinir.
Kültür-Sanat
05 Ekim 2018 - 11:13















