Rivayetlere göre Hz. Ali, küffarlarla savaşa giderken Nurhak Dağı’na uğramış ve burada bir süre kalmıştır. Gölün bulunduğu alanda sofrasını açıp yemek yiyen Hz. Ali, sofradaki ekmek kırıntılarını dağın kuzeyine, mataradaki suyu ise gölün bulunduğu alana dökmüş; böylece günümüzdeki göl oluşmuştur. Göl oluşumunun ardından Hz. Ali elini suya daldırmış ve yaz mevsimi olmasına rağmen su anında buz tutmuştur. Bu olaydan dolayı göle “Ali Gölü” adı verilmiştir.
Ali Gölü’nün kirletilmemesi, elin suya sokulmaması, suyu ile yemek yapılmaması ve taharet suyu olarak kullanılmaması gerektiği halk arasında sıkça öğütlenir. Gölün kendiliğinden temizlendiği, dağdan yuvarlanan taş ve kayaların suya girmeden göl kenarında durduğu anlatılmaktadır. Ayrıca gölü çevreleyen taşların her yıl ters döndüğü, beyaz kısımların alt, sararmış-kırmızılaşmış kısımların üst tarafta kaldığı rivayet edilir.
Efsaneye göre Hz. Ali, göl çevresinde bazı izler bırakmıştır. Göl yakınlarındaki bir kaya, Hz. Ali yatmak istediğinde döşek haline dönüşmüş, taş ise yastık şekline bürünmüştür. Yatağa benzeyen kaya “Hz. Ali’nin Somyası”, batı ucundaki taş ise “Hz. Ali’nin Yastığı” olarak adlandırılır. Aynı kayadaki ince uzun çukurlar Hz. Ali’nin el izleri, karşıdaki yüksek kayadaki derin çukur ise atının izi olarak kabul edilir. Ziyaretçiler bu izlere dokunup öper, döşeğe ve yastığa başlarını koyar.
Ali Gölü, Nurhak başta olmak üzere çevre ilçeler ve köylerden birçok kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Çocuğu olmayanlar, sevdiği kişiyle evlenmek isteyenler, rızıklarının bol ve ürünlerinin bereketli olmasını isteyenler ile psikolojik veya bedensel rahatsızlığı olanlar buraya gelmektedir. Ziyaretçiler özellikle yaz aylarında gölde kurban kesip lokma dağıtırlar; güz aylarında da kurban kesimi yapılmaktadır. Kurban, gölün hemen üst tarafında, taşlarla çevrilmiş 3 metrekarelik bir alanda kesilir. Bu alanın biraz aşağısında kayadan çıkan ve “Ziyaret Suyu” adı verilen bir kaynak bulunur. Suyun içilmesinin dışında başka amaçlarla kullanılmaması tavsiye edilir. Rivayete göre su, Zülfikar’ın sivri ucunun değmesiyle ortaya çıkmıştır. Kayaların arasındaki bu suya diz kapağı seviyesine kadar girip bir süre beklemek, hastalıkların geçeceği inancıyla yapılır.

Coğrafi Konumu
Ali Gölü, Güneydoğu Torosları’nın batı kesiminde, genel uzantısı Güneybatı-Kuzeydoğu doğrultusundaki Nurhak Dağları üzerinde 2790 metre yükseklikte yer alır. Dağın zirve kesimlerindeki çukurluklar, kar birikimini uygun hâle getirmiş ve bu durum Nurhak Dağları’nda glasyal ve periglasyal rölyefin oluşmasında önemli bir rol oynamıştır. Zirvede oluşan sirkler, sirk gölleri, çizikli ve cilalı dik yamaçlar ile diğer etkileyici görüntüler, ziyaretçilerin ilgisini çeken doğa harikalarıdır.
Ali Gölü, Nurhak Dağları zirvelerinden Kartalkaya Tepesi’nin batısından kuzeye-kuzeydoğuya doğru seyreden Daragir Deresi’nin üst mecralarına yakındır. Göl, Würm Glasyal Dönemi’nde oluşan sirklerin eriyen kar sularıyla dolması sonucu meydana gelmiştir. 2790 metre yükseklikte yer alan gölün yüzey alanı ve derinliği beslenme şartlarına göre değişiklik gösterir. Dairesel biçimdeki çapı 150–200 metre arasında, azami derinliği ise 5 metreyi bulur; suların azalmasıyla bu derinlik bazen 1 metreye kadar düşer.















