Nöroloji Uzm. Dr. Gökhan Gürel, migrenin üretken nüfusu ciddi şekilde etkileyerek iş gücü kayıplarına ve ekonomik yükümlülüklere neden olduğunu belirtti.
Küresel Migren ve Ağrı Derneği'nin 2021 yılında yayımladığı Türkiye Migren Raporu'na göre, migrenin Türkiye'deki toplam ekonomik yükü 27,9 milyar TL olarak hesaplanmış durumda. Dr. Gürel, "Migren hastalığı hem bireyler hem de toplum için büyük bir sorun teşkil ediyor. Ne yazık ki, toplumumuzda migren konusunda yeterli bilgi ve farkındalık bulunmuyor" şeklinde konuştu.
Migren, tüm dünyada yaygın olarak görülen ve bireylerin günlük yaşam aktivitelerini kısıtlayan bir baş ağrısı türü olarak tanımlanıyor. Dr. Gürel, migreni şu şekilde tanımladı: “Açlık, parlak ışıklar, güçlü kokular, rüzgar, adet hormonları değişimleri, uyku düzenindeki bozukluklar ve belirli besinler migreni tetikleyebilen faktörler arasında yer alıyor. Migren atakları genellikle başın bir veya iki tarafında yoğunlaşan, ışık ve ses hassasiyetine, bulantıya ve bazen kusmaya neden olan şiddetli baş ağrılarıdır. Bu ataklar en az dört saat, bazen ise iki üç gün sürebilir.”
Dr. Gürel, migren atağı yaşayan bireylerin çoğunlukla günlük işlerini yapamayacak duruma geldiğini ve kronikleştiğinde yaşam kalitesinin ciddi şekilde düştüğünü vurguladı. “Migren kronikleştiğinde, bireyler işe gidemeyebilir, okula devam edemez ve sosyal hayatları aksayabilir. Bu durum hem maddi hem de manevi zararlara yol açarak bireyleri engelli hale getirebilir” dedi.
Türkiye'de 13 milyondan fazla erişkinin migren hastası olduğu tahmin edilen Dr. Gürel, özellikle 50 yaş altı üretken nüfusta migrenin en sık görülen kronik hastalıklar arasında yer aldığını belirtti. “Migren, 50 yaş altındaki bireylerde kronik hastalıklar arasında en fazla engelliliğe yol açan hastalık olarak öne çıkıyor. Bu da ülkemizin ekonomik ve sosyal açıdan ciddi kayıplar yaşamasına neden oluyor” diye ekledi.
Migren tanısı koymak için bireylerin belirli kriterleri değerlendirmesi gerektiğini belirten Dr. Gürel, “Son üç ay içinde iki kez veya daha fazla baş ağrısı yaşadıysanız, bu baş ağrıları günlük yaşamınızı etkilediyse ve ışığa, sese hassasiyet yaşıyorsanız, migren olma ihtimaliniz yüksek demektir. Bu durumda bir nöroloji uzmanına başvurmanızda fayda var” şeklinde öneride bulundu.
Migren tedavisinde erken müdahalenin önemine dikkat çeken Dr. Gürel, hastaların yaşam tarzında yapacakları küçük değişikliklerin migreni kontrol altına almada etkili olabileceğini ifade etti. “Düzenli beslenmek, stresten uzak durmak, yeterli uyku almak, parlak ışık ve gürültülü ortamlardan kaçınmak gibi önlemler migreni yönetmede önemli rol oynar. Ayrıca, migren atakları sırasında karanlık ve sessiz bir ortamda dinlenmek ve başa soğuk uygulamak da ağrının hafiflemesine yardımcı olabilir” dedi.
Migren atağı sıklığı artan bireylerin nöroloji uzmanlarına başvurarak uygun tedavi yöntemlerini belirlemeleri gerektiğini vurgulayan Dr. Gürel, “Ayda iki-üç günden fazla migren atağı geçirenlerin mutlaka uzman desteği alması gerekir. İlaç tedavisi ve diğer terapötik yöntemlerle migrenin kontrol altına alınması mümkündür” şeklinde konuştu.
Migren Farkındalık Haftası, toplumun bu yaygın ve etkili hastalık hakkında bilinçlendirilmesi adına önemli bir fırsat sunuyor. Uzmanlar, migrenin ekonomik ve sosyal yükünü azaltmak için kamuoyunda farkındalığın artırılması gerektiğini belirtiyor.















