Çobanların aşkına açsın kır çiçekleri
Benim sevdam aşkına açılan sen ol gülüm
Dünyanın saltanatı gizlesin gerçekleri
Uğruna ölümlere kaçılan sen ol gülüm
Yaşamak divanece üç beş adım atmak mı?
Hayali gerçek diye gecelere satmak mı?
Sunulan her kadehi şerbet diye tatmak mı?
Bardaklarda mey diye içilen sen ol gülüm
Gecenin sinesinde, sana bir yol ararım
Şiir iklimlerinde duygulardan sorarım
Yağmur yağsa, gün doğsa, hemen sana yorarım
Düşlerimden etrafa, saçılan sen ol gülüm
Hayat veren kaynağı, ırmağısın çölümün
Gidersen dilde yalnız, tadı kalır ölümün
Sebebi olma sakın, bu insafsız zulümün
Son nefeste kapımı, tek çalan sen ol gülüm
Turnaları avlayıp, martıları vursunlar
İndirmeyip kuşları, kıta kıta sürsünler
Aslı, Leyla çağrılsın, aşk ne imiş görsünler
Peşinde diyar diyar, göçülen sen ol gülüm















