Meme kanseri, her 8 kadından birinde görülen ve yaygınlığı
giderek artan bir sağlık sorunu. Meme kanserindeki bilimsel gelişmelerin
paylaşılması için 2 yılda bir düzenlenen Uluslararası İstanbul Meme Kanseri
Konferansı-Breastanbul, bu yıl üçüncü kez multidisipliner bir anlayışla bilim
insanlarını bir araya getirdi. Dünyanın ve ülkemizin çeşitli kentlerinden
toplam 700’ü aşkın bilim insanı 11-13 Ekim tarihleri arasında Wyndham Grand
İstanbul Levent’te düzenlenen bilimsel etkinlikte, meme kanserinde en son
yenilikleri paylaştı. 13 Ekim 2018, Cumartesi günü Breastanbul halk günü Etkinlikleri kapsamında “Dinle, sesimizde hayat var!” söyleşisi gerçekleşti. Söyleşide;
Türkiye’nin önde gelen meme sağlığı uzmanları, meme kanserini yenmiş ‘cesur’
kadınlar vardı. Moderatörlüğünü gazeteci Ayşe Arman’ın yaptığı söyleşide,
uzmanlar meme kanseriyle ilgili önemli bilgiler verirken, hastaları da kendi
deneyimlerini paylaştı. Sıcak bir duygu atmosferinin yaşandığı etkinlik
sonrasında, sevilen sanatçı Yeliz bu kez şarkılarını meme kanserine karşı
söyledi… Breastanbul Halk günü etkinlikleri, kadın kanserleri alanında faaliyet
gösteren Pembe İzler Derneği ev sahipliğinde ve acıbadem sağlık grubu sponsorluğunda düzenlendi. Atasay da katılımcılara umut kolyeleri ile destek
oldu.
Uzmanlar son yenilikleri anlattı
Etkinliğin ilk bölümü, “Dinle, Sesimizde Hayat Var!” isimli
söyleşide Türkiye’nin meme sağlığı konusunda önde gelen uzmanları merak edilen
soruları yanıtladı, meme kanserini yenmiş hastalar ise kendi hikayelerini
paylaştı.
Moderatörlüğünü gazeteci Ayşe Arman’ın yaptığı söyleşide;
meme sağlığı konusunda uzman doktorlar Prof. Dr. Cihan Uras, Prof. Dr. Gökhan
Demir, Prof. Dr. Nuran Beşe, Prof. Dr. Başak Oyan Uluç ve Prof. Dr. Gül Esen
İçten kendi alanlarındaki en yeni bilgileri paylaştı. Meme kanseriyle mücadele
eden ve bu hastalığı yenmiş kadınlar ise deneyimlerini aktardı. Pembe İzler
Derneği Başkanı Arzu Karataş, meme kanseri alanında yaptıkları çalışmaları
anlattı.
“Tedavide son derece hızlı gelişmeler yaşanıyor”
Acıbadem Üniversitesi Meme Araştırma Enstitüsü Başkanı Prof.
Dr. Cihan Uras, meme kanserinin artık tedavi edilebilir, kronik bir hastalık
olduğunu belirterek; tanı ve tedavi sürecinde hastalarına her zaman dürüst
davrandığını ve güven ilişkisine çok önem verdiğini, onlara yumuşak bir
yaklaşımla her şeyi açıklıkla anlattığını söyledi. Aksi takdirde güven
ilişkisinin kurulamayacağını belirten Prof. Dr. Cihan Uras, meme kanseri
tedavisinde son derece hızlı gelişmeler yaşandığını, ‘olmaz’ denilenin mümkün
hale geldiğini vurguladı.
Hamileyken meme kanseri tanısı aldı…
42 yaşında, iki çocuk annesi, ev hanımı Songül Keyvanklı,
meme kanseri olduğunu ikinci çocuğuna hamile iken öğrendiğini söyledi.
Erzurum’da yaşayan ve hamileliğinin 30. haftasında memesinde bir sertlik
hisseden Keyvanklı, çevresindekilere bu durumdan bahsettiğinde “Süt bezesidir,
doğumdan sonra geçer” yorumlarıyla karşılaştı. “Hatta ilk gittiğim doktor bile
bu durumu önemsemedi. Ancak benim içim rahat etmedi ve daha kapsamlı bir
taramaya girdim. Yapılan tetkiklerde mememdeki kitlenin kötü huylu olduğu
ortaya çıktı. Daha iyi tedavi olanakları için Erzurum’dan İstanbul’a geldim,
soluğu Cihan hocamızın yanında aldım. 32 haftalık hamileyken kemoterapi
tedavisine başlandı, yaklaşık 6 seans kemoterapi gördüm ama sonunda ikinci
çocuğumu sağlıkla kucağıma aldım. Şimdi cerrahi tedaviyi bekliyorum.”
“Fibrokist dediler ama ikna olmadım!”
48 yaşındaki hemşire Fatma Bayındır, bir sağlık şirketinde
yönetici pozisyonunda çalışırken 2016 Ekim ayında sağ memesinde bir kitle eline
gelmiş. Gittiği hastanede ultrason ve mamografi çekildiğini, sorun olmadığının
söylendiğini belirten Bayındır, ikna olmadığını iki ay sonra başka bir
hastaneye gittiğini orada da fibrokist denildiğini anlattı. Hemşire olmasının
verdiği bilinçle yine ikna olmadığını söyleyen Bayındır “Aşırı titiz
davrandığım söylendi ama ben yine inat ettim ve 25 Mart 2017’de tanı kondu.
İkinci evre meme kanseriydim. Prof. Dr. Cihan Uras hocam, 26 Mart 2017’de
ameliyatımı yaptı. Her iki memem de alındı. Lenflerime yayılma olmuştu. Halen
tedavim devam ediyor. Ailem en büyük destekçim” dedi.
“Aile desteği çok önemli”
4 yıllık evli olan 33 yaşındaki Radyoloji teknikeri Deniz
Ceylan Alkan’ın, eşinin de radyoloji uzmanı olması şansı olmuş. Haziran 2018’de
sağ memesinde eline gelen kitle nedeniyle eşinin nöbetçi olduğu akşam “Bir
bakar mısın;” deyince eşi ultrason yapıyor ve kitlenin iyi görünmediğini
söylüyor. Bunun üzerine Prof. Dr. Gül Esen İçten’e gidiyorlar. 6 Haziran
2018’de Cihan Uras ameliyat yapıyor. Sağ memedeki kitle alınırken, sol memede
de sorun olabileceği düşünülen noktalar alınıyor. Meme başından izsiz operasyon
yapılan Deniz Ceylan Alkan, erken evrede yakalanmasına karşın genç yaşta
olmasından dolayı kemoterapi ve radyoterapi planlandığını, ailesinin en büyük
destekçisi olduğunu vurguladı.
“Kontrollerimizi ihmal etmeyelim”
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. gökhan demir de “Meme
kanseri erken evre teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalıktır.
Hastalığın ileri evrelerinde bile tedavilerle hastalığı kronik bir hastalık
gibi yönetmek mümkündür. Hayatımızda meme kanseri riskini azaltmak için mutlaka
sağlıklı beslenmeli (Akdeniz diyeti uygulamalı), ideal kiloyu korumalı, düzenli
egzersiz yapmalı, düzenli uyumalı ve sigara, alkolden uzak durmalıyız. Ama tüm
bunları yapmamıza rağmen kendi kendine meme muayenesi ve yıllık mamografik
takiplerimizi aksatmayacağız” diye konuştu.
“Durun ve ne yapıyorsunuz düşünün!”
Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. nuran beşe de,
hastalarına her zaman öncelik listesi yaptırdığını belirterek “Türkiye’de en
sık 35-55 yaş arası hastalığı görüyoruz. Kadınlar kendilerini unutmuş
oluyorlar. Bu hastalık karşınıza çıktıysa bu bir mesaj, durun ve ne
yapıyorsunuz düşünün diye. Egzersiz ve sporun hastalıktan ve hastalığın
tekrarından korunmada en etkin araçlardan biri olduğunu belirten Prof. Dr.
Nuran Beşe ayrıca kadınların kendilerini daha mutlu hissedebildiklerini
söylüyor. Sigara içmemenin, hobi edinmenin ve onları mutlu eden şeyleri reçete
gibi her gün uygulamanın da çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Nuran Beşe,
“hastalar bu hastalığı geçirdim ama kendimin de farkına vardım diyorlar” diye
konuştu.
“Yaşam kalitesini korumak mümkün”
Meme kanserinde en önemli şeyin erken tanı olduğunu
vurgulayan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, 40 yaşına gelince
mutlaka mamografi çektirmek gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Başak Oyan Uluç,
“Bunun dışında meme kanserinde çok sayıda gelişme var. Artık tek bir hastalık
olmadığını biliyoruz. En az dört farklı meme kanseri tipi var. Hepsinde farklı
tedaviler uyguluyoruz ve büyük başarı sağlıyoruz” dedi. Prof. Dr. Başak Oyan
Uluç, artık eskisinden daha küçük cerrahi yapıldığını, en az yan etki ile yaşam
kalitesini koruyarak tedavi yaptıklarını dile getirdi.
“Önce ‘ben’ deyin”
Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Gül Esen İçten de konuşmasında
“Hastalarıma kötü haberi bazen ilk veren ben oluyorum. Ama meme kanseri
tedavisinde Türkiye çok ileride. Hele de erken teşhis edildiğinde tam başarı
sağlanabiliyor. Ancak kadınlarımızın önce ‘ben’ demeyi öğrenmeleri, kendilerini
çocuklarından da önce birinci sırada tutmaları gerekiyor. Ben de hastalarımdan
çok şey öğrendim ve ben de bunu yapmaya çalışıyorum” dedi.
“Meme kanseri yeniden yaşamın başlangıcı”
Konuşmasında; meme kanseri konusundaki deneyimlerini
içtenlikle dile getiren Pembe İzler Derneği Başkanı Arzu Karataş, meme kanserini
‘hayata dair bir tecrübe’ olarak gördüğünü ve nasıl kazanıma dönüştürebilirim
diye düşündüğünü, bu düşüncesinin Pembe İzler Derneği ile vücut bulduğunu
söyledi. Pembe İzler Derneği’nde 4 yıldır kadın kanserleri alanında farkındalık
yaratmayı amaçladıklarını, desteğe ihtiyacı olan hastalara yardım etmek için
faaliyetler gerçekleştirdiklerini söyleyen Arzu Karataş, bugüne dek pek çok
kadının hayatında pembe bir iz bırakmayı başardıklarını, buna tüm güçleriyle
devam edeceklerini söyledi. Karataş meme kanseri korkulacak bir şey değil,
yeniden yaşamın başlangıcı” dedi.
Ayşe Arman: “Kadın gibi savaşıyoruz”
Kadınların enerjisine, gücüne her zaman inandığını ve bu güç
ve enerjinin aslında hayatın ta kendisi olduğunu vurgulayan Gazeteci Ayşe Arman
da, kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini, kadınların hem anne hem eş hem
de kariyer sahibi olarak fazla sorumluluk sahibi olduklarını ama öncelikle
hayatın odak noktasına kendilerini koymayı unutmamalarını vurguladı.
Yeliz şarkılarıyla güç verdi
Halka açık ve ücretsiz gerçekleştirilen etkinliğin ikinci
yarısında ise sevilen sanatçı Yeliz, meme kanserine dikkat çekmek için sahne
aldı ve şarkılarını uzmanlar eşliğinde, meme kanseriyle mücadele eden kadınlar
için söyledi. Konserinde unutulmaz şarkılarını seslendiren Yeliz, katılımcılara
keyifli bir akşam yaşattı.
“Sanat meme kanserinde çok önemli”
Halk günü etkinliğinde sanatın meme kanseri tedavisinde
gücüne dikkat çekmek için tablolar ve porselen boyama sanatından oluşan sergi
de açıldı. Sanat galerisi sahibi olan ve kendisi aynı zamanda Diş Hekimi olan
Füsun Aydoğan sergide dikkat çeken kırmızı tablo ile ilgili “Bu kırmızı
tablomuz en güzel şekilde anlatıyor. Bir şeyleriniz eksik de olsa siz yine
güzelsiniz, yine özelsiniz. Yine pembesiniz, yine rengarenksiniz” mesajı verdi.















