• Künye
  • İletişim
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Dünya
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor
  • Sağlık
  • Kültür-Sanat
  • Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
15:24
Kahramanmaraş'ta bir haftadır kayıptı cansız bedeni bulundu!
15:03
Pusula Maraş’tan Bilimin Kalbine Yolculuk!
15:01
Büyükşehir, Menderes Mahallesi’nde Sıcak Asfalt Serimine Başladı!
14:57
Büyükşehir’den Çağlayancerit Kırsalına 3 Bin Metrekarelik Kilit Parke!
14:57
KASKİ, Mayıs Ayında 2,83 Milyon Metreküp Atıksuyu Arıttı
12:58
Elektrik faciası! 3 işçi hayatını kaybetti
12:56
Kazancını Türkiye'ye getirene 20 yıl vergi yok!
12:55
TOKİ’den 64 İlde Dev Konut Hamlesi: 20 Bin Yeni Konut Satışa Çıkıyor
12:33
KASKİ 102 Bin 947 Çağrıyı Yanıtladı!
12:01
Kahramanmaraş’ta Nadir Keşif: Tehlike Altındaki Bitki Türü Yavşan Yaylası’nda Bulundu
11:37
Anayasa Mahkemesi süresiz nafakayı iptal etti!
10:05
Kahramanmaraş’ta İş Arayanlara Müjde! Belediye 7 Beden İşçisi Alımı Yapıyor
09:31
Kahramanmaraş’ta Güvenlik Korucusu Kanser Mücadelesini Kaybetti!
08:59
Kahramanmaraş İçin Sağanak ve Dolu Uyarısı! Bazı Bölgelerde Risk Daha da Yüksek Olacak!
08:57
Kahramanmaraş’ı inceleyen TBMM Komisyonu’ndan Korkutan Rapor: Türkiye’de Her 5 Çocuktan 1’i Siber Zorbalık Mağduru!
08:26
Başkan Görgel, “Elbistan’a 500 Milyon TL’lik Yol Yatırımı Kazandırıyoruz”
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. Kültür-Sanat
  3. Mehmet Uysal Kaleme Aldı : Thales'in Sorusu Doğru Mudur?
Kültür-Sanat
Yayınlanma: 14 Şubat 2020 - 14:57

Mehmet Uysal Kaleme Aldı : Thales'in Sorusu Doğru Mudur?

Kültür-Sanat
14 Şubat 2020 - 14:57
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Mehmet Uysal Kaleme Aldı : Thales'in Sorusu Doğru Mudur?

Stephen  Hawking,  Zamanın  Kısa Tarihi'nde şöyle yazıyor: “Uygulamada daha çok, yeni bir kuramın,  önceki  kuramın  uzantısı  olarak geliştirildiğine inanılır… Bilimin sonuçta amacı, tüm  evreni  açıklayan  tek  bir  kuram  ortaya koymaktır.”(1)  Einstein'ın  açtığı  çığırda  gelişip derinleşerek  ilerleyen  mevcut  kuramın,  hangi kuramın uzantısı olduğunu tespit etmek için geriye doğru  gittiğimizde,  Newton'a,  oradan

Kopernicus'a, oradan da Aristoteles'e ulaşıyoruz. Aristoteles'ten daha geriye doğru gittiğimizde ise Thales'e  (MÖ  624-546)  ulaşıyoruz.  Modern kozmolojinin “ilk nedeni”, Thales'in, “Evrenin ana maddesi nedir?” sorusudur. Thales'ten itibaren bu sorunun peşine düşen filozof ve bilim adamları, evrenin  yapılanması  ve  hareketinin  bütüncül olarak kavranıp açıklamasını yapma, Hawking'in deyimiyle “tüm evreni açıklayan tek bir kuram ortaya koyma” eksenini izleyegelmişlerdir.

Thales,  “Evrenin  ana  maddesi  nedir?” sorusuna, “Su'dur.” cevabını vermiş ve evrenin yapılanması  ve  hareketini  su  ile  açıklamıştır. Öğrencisi Anaximandros  (M.Ö.  610-546), Thales'in evrenin yapılanması ve hareketini su ana maddesi ile açıklamasını eleştirerek, ana maddenin “Aperion  (sınırı  olmayan)” olduğunu  ve  her şeyin Aperion'dan  türediğini  öne  sürmüştür. Anaximandros'un öğrencisi Anaximenes ( M.Ö. 585-525)  de  hocasınının Aperion  açıklamasını eleştirerek,  evrenin  ana  maddesinin  “hava” olduğunu öne sürmüştür.  Herakleitos (M.Ö. 540-480) ise evrenin ana maddesinin “ateş” olduğunu düşünmüştür.  Thales  ile  başlayan  ana  madde arayışı, peş peşe gelen düşünürlerin birbirlerinin düşüncelerinden  kuşkulanıp,  birbirlerinin  ana madde  anlayışlarını  eleştirerek,  başka  bir  ana madde öne sürmeleriyle süregitmiştir. Bu gelişme içinde Empedokles (M.Ö. 492-432), evrenin bir tane değil, “toprak, hava, su ve ateş” olmak üzere, dört  ana  maddesi  olduğunu  söylemiştir. Anaxagoras  da  (M.Ö.  500-428)  Empedokles'i, nesnelerin nitelik bakımından sayısız çeşitliliği, dört  ana  maddenin  birleşmesiyle  açıklanamaz biçiminde  eleştirerek,  ana  maddenin  “Nous” olduğunu öne sürmüştür. Demokritos (M.Ö. 460-370), dört ana madde düşüncesini daha ileriye götürmüştür. Öyle ya: Evren dört ana maddedden oluşuyorsa, dört ana madde neyden oluşuyordu? Öyleyse öyle bir madde olmalıdır ki bu madde daha fazla bölünemesin, çok sayıda olsun ve evren bu bölünemeyen maddelerin birleşip ayrışmasıyla oluşmuş  olsun.  Demokritos,  evrenin yapılanmasını ve hareketini açıkladığı bu temel maddeye “atom (bölünemeyen)” demiştir.

Yukarıda belli başlılarının düşüncelerini kısaca ifade ettiğimiz düşünürler, evreni anlayıp açıklama üzerine çalıştıkları için, onlara “Doğa Filozofları” denmiştir. Görüldüğü üzere, Antik Yunan felsefesinin doğa filozoflarının bir temel madde ve bir  temel  maddeye  dayanarak  evreni  açıklama arayışı, o zamana kadar doğanın gözlenmesiyle elde  edilmiş  bilgilerin,  akıl  yürütmeye  tabi tutulması  suretiyle  sürdürülmüştü.  Başka  bir deyişle, doğa filozoflarının karakteristik özelliği, mitolojinin  aksine,  evrenin  yapılanması  ve hareketini,  maddi,  fiziksel  yani,  duyularla algılanabilir olgulara dayanarak açıklamalarıdır. Öyle ki Anaximandros Aperion'un, Anaxagoras da Nous'un  bir  madde  oduğunu  düşünmüşlerdir. Bununla  birlikte, Aperion  ve  Nous,  duyularla algılanamayan  nesneler  olmaları  nedeniyle, evrenin  yapılanması  ve  hareketinin  metafizik açıklamasına  doğru  açılımların  da  habercisi olmuştur.  Doğa  felsefesinin,  “Sofizm”  çığırı içinde,  yoğun  eleştirilere  uğraması  üzerine, Sokrates geçidinden sonra, evrenin yapılanması ve hareketi,  metafizik  nesnelere  dayandırılarak açıklanmıştır. Örneğin, Platon evrenin varoluş nedeninin  “İdealar”  ve  ideaların  ideası  olan “Güzel/İyi  İdeası”  olduğunu  düşünmüşken; Aristoteles evrenin varoluş nedeninin “Formlar” ve formların formu olan “Mutlak Form” olduğunu düşünmüştür.

Evrenin  yapılanmasının  ve  hareketinin duyularla algılanamayan, yani gözlem ve inceleme ile  bilinemeyen,  ancak  salt  akılla  düşünülerek “bilinebilen”  metafiziğe  dayandırılarak açıklanması, yüzyıllar boyunca süregitmişse de buna  paralel  olarak,  özellikle  de  Rönesans  ve sonrasında,  evrenin,  duyu  izlenimlerinden, gözlemlerden elde  edilen bilgilerle açıklaması da sürmüştür. Aristoteles'in “dünya merkezli” bütüncül  evren  şeması,  süregiden  gözlem bulgularıyla giderek uyuşmaz ve içinden çıkılmaz hale  gelmiş  ve  ikibin  yıllık  saltanattan  sonra Kopernicus'un  (1470-1543)  “güneş  merkezli” evren   kuramı tarafından tahtından indirilmiştir. Kopernicus'un  kuramında,  gökcisimlerinin yörüngeleri, Aristoteles'in kuramında olduğu gibi dairesel  idi.  Dairesel  yörüngelerin  gözlem sonuçlarıyla uyuşmaması üzerine, Keppler (1571- 1630), yörüngelerin dairesel değil eliptik olduğunu öne  sürüp,  kuramı  yeniden  kurarak,  gözlem bulgularıyla uyumlu hale getirdi.  Newton (1643- 1727) ise kendi adıyla anılan hareket kanunlarını bularak,  evrenin  yapılanmasını  ve  hareketini “kütlesel  çekim”  ile  açıkladı.  Öte  yandan, Newton'a  kadar  uzay  ve  zaman  mutlaktı. Newton'ın  kuramında,  zaman  mutlak,  uzay göreceli hale geldi. Newton'ın matematiksel fiziği ile  insan  aklı,  evrenin  yapılanmasının  ve hareketinin  bütüncül  bir  açıklamasını  yapabilir olmuştu.

Newton,  evrenin  yapılanması  ve  hareketini, belli  bir  büyüklüğün  üstündeki  cisimleri  esas alarak açıklamakla birlikte, Newton'ın kuramında, maddenin daha küçük parçalarının hareketine yer yoktu. Çünkü Newton zamanında, Demokritos'un ortaya attığı “atom”, henüz gözlenebilir bir madde değildi. Esasen Aristoteles ve sonrasında, evrenin yapılanması ve hareketini açıklamak için bir ana madde arayışının yerini metafizik düşünme almış; evrenin ve maddenin çeşitli hallerinin oluşumu metafizikle  açıklanır  olmuştu.  Bilimde  19. yüzyılda  yaşanan  gelişmeler  içinde,  Dalton'un öncülüğünde, atomun varlığı, bilim insanlarının birbirini geliştiren çalışmaları sonucunda bilimsel olarak ortaya kondu. 19. yüzyılda başlayıp, 20. yüzyıl  boyunca  süregiden  çalışmalar  içinde, atomun da yekpare olmayıp “kuantum” denilen parçacıklardan  oluştuğu  keşfedildi. Atomun  ve buna  müteakip  parçacıkların  keşfiyle  birlikte, evrenin  yapılanması  ve  hareketini  açıklama çabalarına, Antik Yunan'ın doğa filozofları kaynağına dönülerek, bir ana maddeye dayanma boyutu eklendi. Böylece, evrenin yapılanması ve hareketinin  bilimsel olarak açıklanması çabaları, iki  kuram  ortaya  çıkardı:  Genel  Görecelilik Kuramı ve Kuantum Mekaniği. Einstein (1879- 1955)  tarafından  kurulan  Genel  Görecelilik  ile tıpkı Newton'un kuramında olduğu gibi, belli bir büyüklüğün  üzerindeki  cisimler  esas  alınarak, evrenin  yapılanması  ve  hareketi  açıklanmıştır. Genel  Görecelilik,  Newton'ın  çizdiği  evren tablosunu epeyce değiştirdi. Geriden başlarsak; Aristoteles'e göre, uzay ve zaman mutlak iken; Newton'ın,  kuramında  zaman  mutlak,  uzay göreceliydi. Buna karşılık Einstein, zamanın da göreceli olduğunu, uzay ve zamanın ayrı ayrı değil, uzay-zaman olarak tek bir olgu olduğunu; kütlesel çekimin  bükmesinden  dolayı,  uzayın  düzgün değil, eğri olduğunu ifade etmiştir. Diğer kuram olan  Kuantum  Mekaniği  ile  atom  ve  atom-altı parçacıkların  yapılanması  ve  hareketi açıklanmıştır. Atom  ve  parçacık  düzeyinde, kütlesel çekim gücü çok zayıf olduğu, atomların ve parçacıkların yapılanması ve hareketinde, büyük nükleer  güç,  küçük  nükleer  güç  ve elektromanyetik  güç  belirleyici  olduğu  için, çağdaş “ana madde” olan atom ve parçacıklar ayrı bir kuram ile açıklanmıştır.

Modern fizik, Einstein'ın açtığı çığırda, bilim insanlarının çalışmalarıyla ilerleyerek, iki farklı kuramı  birleştirmeye  ve  böylece,  parçalardan oluşan  bütünü  açıklamaya,  bu  amaçla  “Büyük Birleşik  Kuram”a  ulaşmaya  çabalamaktadır. Ancak, Hesienberg (1901-1976) tarafından ortaya atılan ve “bir parçacığın hem hızı hem konumu aynı anda hesaplanamaz”  biçiminde ifade edilen “belirsizlik  ilkesi”,  eksiksiz,  birleşik,  bütüncül kurama  ulaşılmasının  önünü  tıkamaktadır. Yaşamnı  büyük  birleşik  kuramı  elde  etmeye vermiş olan Hawking'ten dinleyelim: “Belirsizlik ilkesi dünyaya bakış açımıza da derinden dokunur. Aradan elli yıldan fazla zaman geçmiş olmasına karşın,  etkileri  çoğu  düşünürce  kavranamamış olup hala büyük tartışma konusudur… Belirsizlik ilkesi,  Laplace'ın  bir  bilim  kuramı  düşünün, tamamıyla belirlenebilir bir evren modelinin ölüm çanını çaldı: eğer evrenin şu andaki durumu bile kesin  bir  biçimde  ölçülemiyorsa,  gelecekteki olayları  doğru  hesaplamak  hiç  mümkün olmazdı.”(2)

Thales'ten  itibaren  süregelen;  “tüm  evreni açıklayan  tek  bir  kuram  ortaya  koyma” çalışmalarının  geldiği  aşamayı  Hawking  şöyle özetliyor:  “Bugün  bilimciler,  evreni  iki  temel kısmi kuramla betimliyorlar-genel görelik kuramı ve tanecik mekaniği… Ne yazık ki, bu iki kuramın birbirleriyle  çeliştikleri  bilinmektedir,  yani  her ikisi  de  doğru  olamaz.  Günümüz  fiziğinin  zor görevlerinden biri ve bu kitabın ana konusu, her iki kuramı da içine alacak bir yeni kuram 'çekimin tanecik  kuramı'  arayışıdır.  Şu  anda  böyle  bir kurama sahip değiliz ve ondan hâlâ çok uzakta olabiliriz  ama  kuramın  taşıması  gereken özelliklerden çoğunu şimdiden biliyoruz. Ayrıca daha  sonraki  bölümlerde  göreceğimiz  gibi, çekimin  tanecik  kuramının  yapması  gereken kestirimlere ilişkin epeyce bilgimiz var.”(3)

Görüldüğü  üzere;  Thales'ten  çıkan  “evrenin yapılanması  ve  hareketini,  bir  ana  maddeye (arkhe)  dayandırarak,  bütüncül  olarak  kavrayıp açıklama” damarı, felsefe ve bilim tarihini boydan boya kat ederek, günümüze kadar gelmiş olup, henüz sonuca ulaşamamıştır. İnsan aklının evreni kavrayışının  giderek  derinleşip  yetkinleşmesine rağmen,  henüz  “Büyük  Birleşik  Kuram”a ulaşılamamış olması karşısında, Hawking ilginç bir ifade kullanmış: "Yukarıda ana hatları çizilen bilimsel kurama ilişkin düşünceler, bizim, evreni istediği gibi gözlemleyebilen ve gördüklerinden mantıksal sonuçlar çıkarabilen, özgür ve mantıklı varlıklar  olduğumuzu  varsaymaktadır.  Bu durumda evreni yöneten kurallara her an daha da yaklaşarak  ilerleyebileceğimizi  varsaymak  akla uygundur. Ancak gerçekten eksiksiz bir birleşik kuram varsa, olasıdır ki bizim davranışlarımızı da belirlemektedir.  O  halde  kuramın  kendisi  onu arayışımızın sonucunu da belirleyecektir. Öyleyse, elde  ettiğimiz  verilerden  niçin  doğru  sonuca ulaşacağımızı  belirlemiş  olsun?  Pekala  yanlış sonuçlara ulaşmamızı belirlemiş olabilemez mi? Ya da hiçbir sonuç elde edemeyeceğimizi?"(4). Hawking devamla, bu sorusunu, Darwin'in “Evrim Kuramı”na  dayanarak,  doğal  seçilimin  daha yetenekli insanlar ortaya çıkarabileceğini, böylece evrimin bize bağışladığı akıl yürütme yetisinin eksiksiz  birleşik  kuramı  bulmada  bizi  yanlış sonuçlardan uzak tutmada da geçerli olabileceğini umabiliriz biçiminde cevaplıyor.

Kuşkusuz  doğal  seçilim  ile  gelişen  evrim süreci, Hawking ve gelmiş geçmiş daha niceleri gibi üstün yetenekli insanlar ortaya çıkarmış ve muhtemeldir ki daha üstün yetenekli insanlar da ortaya çıkaracaktır. Gelmiş geçmiş üstün yetenekli ve  çalışkan  insanların  çalışmalarının  birbirine eklenmesiyle, insan aklı, evrenin yapılanması ve hareketini açıklamada, oldukça kapsamlı, derin ve zengin;  sınırlı  sayıda  insanın  anlayıp,  akıl erdirebildiği bilimsel bilgi birikimi elde etmiştir. Kuşkusuz  günümüzdeki  ve  gelecekteki  bilim insanlarının “Büyük Birleşik Kuram” elde etme çabaları sürecek, böylece bilgi birikimi genişleyip, derinleşip, zenginleşecektir. Ancak Thales ile başlayan  “tüm  evreni  açıklayan  tek  bir  kuram ortaya koyma” çabalarının, o zamandan bu zamana alınan büyük mesafeye rağmen, bu güne kadar hedeflenen sonuca ulaşamamış olması karşısında, evrim  sürecinin  daha  yetenekli  insanlar çıkarmasını  beklemek  yanında,  Thales'in  açtığı yolun  doğru  bir  yol  olup  olmadığını;  onun “Evrenin ana maddesi nedir?” sorusunun doğru bir soru olup olmadığını sorgulamak da gerekmez mi? Belirsizlik ilkesi nedeniyle birbiriyle çelişkili, biri diğerine bir türlü entegre edilemeyen iki ana kuram nedeniyle,  kozmolojinin  bir  açmazda  olduğunu öne sürmek, kuşkusuz bizim haddimiz değildir. Ancak, Hawking gibi en yetenekli temsilcilerinin dahi, Büyük Birleşik Kurama ulaşma konusunda kesin  bir  umut  vaat  edememesi  karşısında, kozmolojinin yolunu çizmiş olan kadim sorunun doğruluğundan kuşku duyulup, felsefi, mantıki bir sorgulamaya tabi tutulmasının yerinde olacağını düşünüyoruz.

Kuantumun Mekaniğinin kökleri Thales'in, bir ana madde arayışına uzandığına göre, Thales'ten günümüze,  evrenin  yapılanması  ve  hareketini açıklamaya, bir parçacıktan ya da “en tekil”den başlamak doğru bir yaklaşım mıdır? Bunun yerine, evreni açıklamaya “en genel”den başlamak daha doğru bir yaklaşım olabilir mi?

# mehmet uysal kaleme aldı : thalesin sorusu doğru mudur# mehmet uysal# haber# haberler
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş'a Göçmen Kuş akını!
Kahramanmaraş'a Göçmen Kuş akını!
Elbistan’da Şiir Coşkusu! Ödül Töreni İçin Geri Sayım Başladı
Elbistan’da Şiir Coşkusu! Ödül Töreni İçin Geri Sayım Başladı
Andırın'da Geleneksel Tirşik Festivali düzenlendi
Andırın'da Geleneksel Tirşik Festivali düzenlendi
Pazarcık’ta 3. Geleneksel Birlik ve Dayanışma Konseri düzenlenecek!
Pazarcık’ta 3. Geleneksel Birlik ve Dayanışma Konseri düzenlenecek!
Son Haberler
Kahramanmaraş'ta bir haftadır kayıptı cansız bedeni bulundu!
Kahramanmaraş'ta bir haftadır kayıptı cansız bedeni bulundu!
Pusula Maraş’tan Bilimin Kalbine Yolculuk!
Pusula Maraş’tan Bilimin Kalbine Yolculuk!
Büyükşehir, Menderes Mahallesi’nde Sıcak Asfalt Serimine Başladı!
Büyükşehir, Menderes Mahallesi’nde Sıcak Asfalt Serimine Başladı!
Büyükşehir’den Çağlayancerit Kırsalına 3 Bin Metrekarelik Kilit Parke!
Büyükşehir’den Çağlayancerit Kırsalına 3 Bin Metrekarelik Kilit...
KASKİ, Mayıs Ayında 2,83 Milyon Metreküp Atıksuyu Arıttı
KASKİ, Mayıs Ayında 2,83 Milyon Metreküp Atıksuyu Arıttı
Çok Okunan Haberler
Deprem uzmanları Naci Görür ve Osman Bektaş'tan Kahramanmaraş açıklaması!
Deprem uzmanları Naci Görür ve Osman Bektaş'tan Kahramanmaraş açıklaması!
14 yaşındaki çocuğa cinsel saldırıda bulunup silahla başından vurdu!
14 yaşındaki çocuğa cinsel saldırıda bulunup silahla başından...
Kahramanmaraş’ta Terzi Sokakta Ölü Bulundu! Ölüm Nedeni Otopsiyle Netleşecek
Kahramanmaraş’ta Terzi Sokakta Ölü Bulundu! Ölüm Nedeni Otopsiyle...
Son Yorumlananlar
Kahramanmaraşlı gurbetçi Belçika'da Hayatını Kaybetti!
Kahramanmaraşlı gurbetçi Belçika'da Hayatını Kaybetti!
Onikişubat Belediyesi, ikinci Kır Düğün Salonu’nu Önsen’e kazandırıyor!
Onikişubat Belediyesi, ikinci Kır Düğün Salonu’nu Önsen’e kazandırıyor!
BAAE Başkanı Yardımcıoğlu ile özel röportaj: Dünya Yeni Bir Çağ Kuruyor, Türkiye Hâlâ Gündem Tüketiyor
BAAE Başkanı Yardımcıoğlu ile özel röportaj: Dünya Yeni Bir Çağ...
Muhammed Yakupi’nin Kaleminden Haziran ve Kısa Süreli Uzun Bekleyişler Şiiri
Muhammed Yakupi’nin Kaleminden Haziran ve Kısa Süreli Uzun Bekleyişler Şiiri

Ana Sayfa
Gündem
Dünya
Siyaset
Ekonomi
Magazin
Spor
Sağlık
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Eğitim
Yerel
Asayiş
Genel
Çevre
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Sağlık
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı, video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Safransoft