“Maraş
Savunması”, Kurtuluş Savaşımızın destanlarındandır. Savunma
20 Ocak 1920'de başlamış, 12 Şubat 1920'de Maraş'ın
kurtuluşu ile sona ermiştir. 12 Şubat 2020, Kahramanmaraş'ın kurtuluşunun 100.
yılıdır. Dr. Oğuz Paköz, Alkış'ın, kurtuluşun
100. yılına denk
gelen Ocak-Şubat sayısındaki
yazımı bu konuya ayırmamı önerdi. Ben
de memnuniyetle kabul
ettim. Doğrusunu söylemek gerekirse,
bu konuda bir
yazı hazırlamaya girişinceye kadar,
“Maraş Savunması”nın ayrıntıları hakkında bilgim yoktu. Savunma hakkında
yazılanları okudukça öğrendim ki işgale karşı insanüstü bir çabayla direnilmiş,
akıl almaz özveriler gösterilmiş, çok şehitler verilmiş, destan içinde
destanlar yazılmış. Böylece,
her kurtuluş mücadelesinde olduğu
gibi maraş Savunması da
kendi kahramanlarını ortaya çıkarmış ve onların adları altın
harflerle, tarihin onur sayfalarına yazılmıştır. Bu yazımızda, Maraş Savunmasının nasıl
başlayıp, hangi evrelerden geçerek, nasıl
sonuçlandığından çok,
kahramanlarından söz etmek istiyoruz.
Kimlerdir Maraş Savuması'nın ortaya çıkardığı kahramanlar?
Kurtuluş
Savaşı'ndan sonra, kimlere
İstiklal Madalyası verileceğini belirlemek
amacıyla, Ankara'dan Maraş'a bir yazı yazılarak, Savunma'ya katılanların
adları istenmiştir. Kentin yöneticileri, Ankara'ya “Maraş'ta, Savunmaya
katılmayan bir tek fert bile
yoktur.” diye cevap
vermişlerdir. Bunun üzerine 05 Nisan 1925 yılında toplanan Türkiye Büyük
Millet Meclisi, İstiklal Madalyası'nın Maraş'ta fertlere
değil, şehir halkına verilmesi kararlaştırmıştır. Diyeceğimiz o'dur ki
Kahramanmaraş'ın, birkaç değil, pek çok sayıda kahramanı vardır.
Onların hepsini anlatmaya kitaplar, ciltler yetmez. Bu nedenle, yazımızda, onların bazılarından
söz edeceğiz.
Maraş, 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkes
Antlaşması'na dayanılarak, 23
Şubat 1919'da İngilizler tarafından
işgal edildi. Kentin
İngiliz işgalinde kaldığı süre boyunca, ciddi
bir sorun yaşanmadı. Bunun
da nedeni, İngiliz
işgal kuvvetleri arasında çok sayıda Cezayirli, Tunuslu ve Hintli
Müslüman askerlerin bulunmasıydı. Bu durumdan
Maraşlı Ermeniler de
pek hoşnut değildi. Daha sonra
İngiltere ve Fransa arasında varılan
mutabakat uyarınca, kentten
İngilizler çekilecek, yerlerine Fransız
işgal kuvvetleri gelecekti.
29 Ekim 1919'da
Fransız kuvvetleri kente gelmeye
başladı. Fransızların Maraş'a
gelmesi, Maraşlı Ermeniler tarafından sevinç ve coşkuyla karşılandı.
Fransız işgalinden sonra kentte gerilim artmaya başladı. Bu arada, Güney
cephesindeki gelişmeleri izleyen Mustafa
Kemal, Antep ve Maraş'ta işgale
karşı direnişi örgütlemek
için, Yüzbaşı Kılıç Ali Bey'i ve Süvari Yüzbaşısı Yörük Selim Bey'i
görevlendirdi.
İşgal kuvvetlerinin ve Ermenilerin taşkın davranışlarının yol açtığı gerilim, Sütçü İmam olayının patlak vermesine yol açtı. Fransız işgalinin başlamasından birkaç gün sonra, 31 Ekim 1919'da, gün sonuna doğru, bir grup Ermeni ve Fransız askeri, Uzunoluk Hamamı'ndan çıkan kadınlara sataştı. Halktan bazı kişiler işgalcileri uyarıp, kadınları ellerinden almaya kalkışınca arbede çıktı ve müdahale edenlerden bazıları kurşun ve dipçikle ağır yaralandı. Bunun üzerine o civardaki dükkânında süt satan İmam Ali (Sütçü İmam), tabancasını kaparak işgalcilerin yanına geldi ve kadınlara sataşan grupta bulunan bir Ermeni'ye ateş etti. Ermeni yere düştü, diğerleri de kaçıştılar. Sütçü İmam da kargaşadan faydalanarak, temin ettiği bir ata atlayıp olay yerinden uzaklaştı ve bir köyde saklandı. İşgalciler bütün aramalarına rağmen Sütçü İmam'ı bulamadılar, ancak bir akrabasını işkence edip, hunharca katlettiler. Bu arada Sütçü İmam'ın tabancayla yaraladığı Ermeni öldü ve 01 Kasım 1919'da büyük bir cenaze töreni düzenlendi. Bu olaydan sonra, Fransızlar ve Ermeniler sataşma ve saldırılarını iyiden iyiye arttırdılar, rastgele açılan ateş sonucunda iki Türkü katlettiler. Sütçü İmam olayı, bir taraftan işgalden doğan gerilimi arttırırken, bir taraftan da Maraşlılar'a, işgale karşı direnerek işgalcileri def etmekten başka yol kalmadığını gösterdi. Kısacası, Sütçü İmam,taşkınlık yapan Ermeniler'e ve Fransız askerlerine müdahale etmekle, Maraş Savunmasının fitilini de ateşlemiş oldu.
Maraş
Savunması'na giden yolda
bir başka dönüm noktası da Sütçü
İmam olayından yaklaşık bir ay sonra yaşanan Bayrak Olayı'dır. 28 Kasım Cuma
günü uyandıklarında, Maraşlılar kaledeki Türk
bayrağının indirilip, Fransız
bayrağının çekilmiş olduğunu gördüler. Bunun üzerine, Savcı Avukat
Mehmet Ali Kısakürek, yazıp, dağıttığı bir bildiri ile halkı işgale karşı
direnişe çağırır. Bu arada Ulu
Cami'de toplanan halk,
“Hürriyet olmayan bir yerde
Cuma namazı kılmak
caiz değildir" diyerek kaleye doğru yürüyüşe geçer ve kaledeki Fransız
bayrağını indirip, yerine
Türk bayrağını çekerler.
Bayrak olayı, işgalin aynı zamanda egemenlik haklarına da
bir müdahale olduğunu
açıkça gösterdi. Bunun üzerine işgale karşı örgütlenme faaliyetleri hızlandı.
Mustafa Kemal ile
irtibat halinde, Aslanbey başkanlığında kurulan Müdafaa- i Hukuk
Cemiyeti, örgütlenmesini genişletti ve her mahallede faaliyete geçti. Buna
müteakip, silah, para, erzak tedarikine girişildi. Bu arada işgalin
başladığı Ekim 1919'dan,
Ocak 1920'ye kadar Maraş civarında, işgalciler ile Kuvayı
Milliyeciler arasında yer yer ve zaman
zaman çatışmalar olmuştu. 21
Ocak 1920'de işgal
kuvvetleri komutanının, bir konuyu
görüşmek üzere karargâhına davet
ettiği kent yöneticilerinden bir kısmını
tutuklatmasıyla halk galeyana
geldi. Bunun üzerine, işgal kuvvetleri komutanı, Maraş'ı top ve makineli
tüfek ateşine tutturdu. Böylece 22 gün ve gece sürecek olan Maraş Direnişi
fiilen başlamıştı. Müdafaa-i Hukuk
Cemiyeti başkanı Aslanbey direnişin
başladığını şöyle duyurdu: "Arkadaşlar harp
başlamıştır. Allah'ın inayeti,
Peygamber'in ruhaniyeti, din
kardeşlerimizin fedakârlığı ile her şey göze alınmıştır. Vatanımız
tek kişi
kalana kadar düşmana
teslim olunmayacaktır. Gayret bizden yardım Allah'tan".
Maraş halkının 7'den 70'e canını dişine takarak ve adeta
cehennemi yaşayarak gösterdiği direniş karşısında daha fazla tutunamayan
Fransız işgal kuvvetleri, 11 Şubat 1920'de Maraş'ı terk ettiler. Maraş
kurtulmuştu.
İnsanlar, bir mücadeleye,
“Şöyle bir ortaya çıkayım ve öyle bir savaşayım ki
kahraman olup, tarihe geçeyim. İnsanlar da beni ebediyen minnet ve şükranla
ansınlar.” diyerek atılmazlar. Kendilerinin, yakınlarının,
toplumlarının yaşamlarına,
kültürlerine ve yaşam
alanlarına yönelen bir tehdit, onların yaşama içgüdülerini ve
duygularını harekete geçirir. Yaşama içgüdüleri ve duyguları mantıklarını
harekete geçirir ve yaşamlarına yönelik tehdidi def etmenin
yollarını, çarelerini ararlar. Buldukları
çareleri hayata geçirmek için
verdikleri mücadele ve gösterdikleri özveridir ki onları kahraman mertebesine
yükseltir. Bütün kurtuluş mücadeleleri gibi, Fransız işgali ile yaşamları,
kültürleri ve yaşam alanları tehdit edilen Maraşlılar'ın, insanüstü,
cehennemvari Maraş Savunması da
kendi kahramanlarını yarattı.
Hangi kahramanları anlatmalı acaba?
31 Ekim 1919'da,
Uzunoluk Hamamı'ndan çıkan
kadınlara sataşan işgalcilere, canı pahasına müdahale etmekle,
sadece kadınları saldırıdan kurtarmayıp, aynı zamanda Maraş
Savunması'nın fitilini de ateşlemiş olan Sütçü İmamı mı?
28 Kasım 1919'da, Türk bayrağının kaleden indirilmesi
üzerine, yazıp dağıttığı bildiri ile halkı direnişe davet
eden ve böylece
direniş fikrini akıllara düşüren
Savcı Avukat Mehmet Ali Kısakürek'i mi?
Maraş Müdafai Hukuk
Cemiyeti kurucusu Aslanbey ve
arkadaşlarını mı?
Mercimek Tepe'de tahkimat yapmaya çalışan Fransızlar'ı, 22
Ocak 1920 günü yaptığı baskınla çekilmek
zorunda bırakan Türkoğlu
Mustafa Çavuş ve silah arkadaşlarını mı?
Maraş'ta
çarpışmalar başlayınca şehre
gelip, Fransızlar'la çatışmaların başladığını bir bildiri ile halka duyuran,
daha sonra sık
sık yayınladığı bildirilerle şehir
halkının moralini
kuvvetlendirmeye çalışan Kuvayı
Milliyeci Yüzbaşı Kılıç Ali'yi mi?
Çarpışmaların yedinci günü Sivas'tan Elbistan'a ve buradan
da Maraş'a gelen
Süvari Yüzbaşısı Kâmil (Albay Polat) ile birlikte Maraş'a gelerek
sonuna kadar çarpışmışlarda yer
alan Binbaşı Cemil, Binbaşı
Hasan, Yüzbaşı Yörük Selim,
Yüzbaşı Mahmut'u ve silah arkadaşlarını mı?
Mahalleler arasında yiyecek, içecek, silah ve malzeme yardımını
kolaylaştırmak için yollara hendekler kazıp, evlerin avlu
duvarlarını yıkarak geçitler açanları mı;
çetelere yiyecek yetiştiren kadınları ve çocukları mı?
24 Ocak'ta Kayabaşı
Cephesi'nin düşme ihtimalinin
belirmesi üzerine, Abarabaşı Kilisesi'nin
baskı altına alınması
ve Fransız karargâhı ile
bağlantısının kesilmesi için,
bir teneke gaz dökerek kendi evini yakan Karakızoğlu Muhittin Bey'i mi?
2 Şubat 1920 günü, Göksun ve çevresinden topladığı seksen
süvari ve 120 piyade ile Maraş'a gelerek, Sulutarla mevkiinde çarpışmaya
başlayan Yörük Selim ve silah arkadaşlarını mı?
Kuyucak mıntıkasında düşmanla göğüs göğüse savaşan, Kümbet
Kilisesi'ne yapılan baskın sırasında 3 Şubat 1920'de karnından
yaralanarak şehit olan, gözü pekliği ile tanınan Mıllış Nuri'yi ve silah
arkadaşlarını mı?
Maraş Evkaf Müdürü
ve aynı zamanda Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyesi olan,
köylerden mücadeleye katılmak için
gelenleri alarak güçlenen kuvveti
ile Acemli'den Şekerdere'de
bulunan kiliseye ve Fransız karakoluna saldırıp, çok sayıda cephane ele
geçiren, Fransızların şehrin her tarafını bombardımana tuttuğu 04 Şubat günü
Ermeniler'in başlattığı sokak muharebesinde şehit olan Evliya Efendi'yi ve
silah arkadaşlarını mı?
Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı'na önderlik eden Mustafa Kemal
Atatürk ve mücadele arkadaşlarını mı?
Kahramanmaraş'ın kahramanlarını saygıyla anıyorum.
12 Şubat Kahramanmaraş'ın Kurtuluş Günü ve
Kahramanmaraş'ın kurtuluşunun 100.
yılı kutlu olsun.















