Mithat Bey Halep İdadisinde orta ve lise öğrenimini
tamamladı. Temmuz 1903’te Mülkiyenin yüksek kısmından “iyi” derecede mezun
oldu. İdare mesleğinde ve iktisadiyat alanında büyük deneyim ve tecrübeye sahip
olan Mithat Bey Fransızca ve Arapçaya kuvvetle vakıftı. Eylül 1903’te atandığı
Aydın Vilayeti Maiyet Memurluğunda stajını bitirip kaymakamlığa yükseldi. Nisan
1906’da Pasinler (Hasankale), Eylül 1908’de Bayramiç, Haziran 1909’da Tosya,
Ekim 1910’da İnebolu kazaları kaymakamlıkları yaptı. Mayıs 1913’te 3. Sınıf
mülkiye müfettişliğine atandı. Ehliyet ve başarısı göz önüne alınarak mülkiye
müfettişliğinden mutasarrıflığa terfi ettirildi. Aralık 1915’te Kudüs
Mutasarrıflığına getirildi. Kudüs’ün I. Cihan Harbinde düşmesi ve işgal
edilmesi üzerine 18 Temmuz 1917’de Dâhiliye Nezareti Aşiretler ve Muhacirler
Umum Müdürlüğü Başmüfettişliğine, 13 Ekim 1919’da Van Valiliğine atandı.
Mithat Alam’ın Van Valiliğine atanmasının nedeni o
tarihlerde İstanbul Hükümetinin izlediği siyasetin bir yansıması olarak yaptığı
düzenlemelerin bir sonucuydu. Nitekim 1919 yılı Mart ayı başında iktidara gelen
Damat Ferit Paşa kabinesi, ilk iş olarak İttihatçı bilinen valileri
görevlerinden almış, yerlerine o tarihlerde valisi bulunmayan illere kendine
yakın gördüğü veya sandığı kimseleri atamıştı. Bu arada altı doğu ilinden
dördüne 1919 yılı Mayıs ayında atamalar yapılmış, böylece Sivas Valiliğine
Reşit Paşa, Elazığ Valiliğine Ali Galip Bey, Diyarbakır Valiliğine Faik Ali
Bey, Bitlis Valiliğine de Ziya Paşa atanmışlardı. Valisi değişmeyen iki doğu
ili; Erzurum ve Van kalmıştı. Gerçi Erzurum Valisi Münir Bey de görevinden
alınmıştı.
Yerine bakan vali vekili de Erzurum kongresinin yapılmasını
önleyememişti. Van valisi de Erzurum Kongresine Van’dan delegelerin katılmasına
göz yummuştu. Oysa İstanbul’da Damat Ferit Paşa kabinesinin Anadolu politikası
iki genel ilkeye dayanıyordu: İlki Batı Anadolu’da Yunan saldırısına karşı
kurulan ulusal dayanışmayı el altından desteklemek, ikincisi de Doğu Anadolu’da
gelişmeye başlayan Milli Mücadele çabalarını kesin olarak önlemek, böylece
İtilaf Devletlerinin düşmanlığını üzerimize çekmekten kurtulmaktı. O halde
yapılacak şey, gerek Erzurum’a gerekse Van’a Milli Mücadele çabalarını
önleyecek valiler göndermekti. Bunun üzerine Erzurum Valiliğine Reşit Paşa, Van
valiliğine de Mithat Bey uygun görüldü. Derhal atamaları yapıldıktan sonra, 8
ağustos 1919 tarihinde Padişah tarafından kabul edildiler. 9 Ağustos 1919
tarihli ve 8081 sayılı İkdam Gazetesinde yer alan bu haber, acele Erzurum’a
ulaştırıldı. O sırada Erzurum’da Mustafa Kemal’in yanında bulunan Mazhar Müfit
Bey, bu konuda şu bilgiyi vermektedir;
“…Yıldırım çabukluğu ile harekete geçen ve İtalyan posta
vapuru ile yola çıkan yeni Doğu valilerinin Trabzon’a varmalarından önce tedbir
sağlamamız gerekti. Mustafa Kemal Paşa bu hususta Trabzon’a şu emri verdi: Van
Valiliğine atanan Mithat Beyle vapurdan çıkar çıkmaz ilişki kurunuz. Ulusal
amaçlara uygun şekilde hareket etmeyi taahhüt ediyorsa kendisini serbest
bırakınız, etmiyorsa derhal vapura bindirip İstanbul’a geri gönderiniz. Paşanın
bu buyruğunu Trabzon’da yerine getirmekle görevli gizli tümen komutanı Halit
Bey (Deli Halit Paşa) idi”. Paşanın Erzurum valisi Reşit Paşa hakkındaki
buyruğu da şuydu; “Kendisi ile hiç görüşmeyiniz ve serbestçe Erzurum’a
gelmesine izin veriniz.” Paşa iki yeni vali hakkında bu tarzda iki türlü buyruk
vermesinin nedenini şöyle açıklıyordu: “Reşit Paşa her kim ise gelsin bir
görelim. Padişahın ve Damat Ferit Paşanın amaçlarını, ne düşündüklerini yakın
görüşmemizle öğrenmiş oluruz. Biz Erzurum’da bulunduğumuza göre Reşit Paşadan
gelecek sakıncaları çabucak gidermek iktidarımız içindedir. Fakat Van’a gidecek
validen söz ve teminat almamız, herhangi bir güçlüğün çıkmasına önceden engel
olmamız gerekir.” Paşanın verdiği buyruk gereğince hareket edildi. Mithat Bey,
Trabzon’da kendisiyle yapılan ilk görüşmede; “…Ferit Paşa hükümeti tarafından
Van valiliğine atanmış olmanın vicdanım ve kanılarım üzerinde olumsuz bir etki
uyandırmasına olanak yoktur. Ulusal amaçlara ve güçlere tüm uygun olarak
valilik görevimi yapacağım…” cevabını vermişti.
Mithat Bey bu teminatını telgrafla Paşa yanında da
destekledi ve kendisine aksi halde Van’dan alınarak İstanbul’a geri
gönderileceğinizden şüphe etmemelisiniz denerek Van’a gitmesi için izin
verildi. Mithat Bey sözünde durarak, ilk günden itibaren Milli Mücadeleye
yararlı bir vali olarak çalışmaya başladı ve ölünceye kadar Türk ihtilal ve
devrimlerinin içinde hizmet etti. Paşanın buyruk ve öğütlerinden ayrılmadı.
İşte bu nedenle Reşit Paşa 26 Ağustos 1919’da Erzurum’a geldiği halde, Mithat
Bey ancak 3 Eylül’de Erzurum’a gelebildi. Fakat bu tarihte bilineceği üzere
Mustafa Kemal ve arkadaşları Erzurum’dan ayrılmış Sivas’a varmışlardı. Onun
için Mithat Beyle olan görüşmeleri Heyet-i Temsiliye adına Kazım Karabekir Paşa
yürütmüştür. Mithat Bey, yanında Defterdar ve Polis Müdürü olduğu halde 3 Eylül
1919’da Erzurum’a geldikten sonra Kazım Karabekir Paşa ile sık sık görüşme
yaptığı anlaşılmaktadır. Bu görüşmeler sırasında, Karabekir Paşa, hem Mithat
Beyden hükümetin tutumu ile ilgili bilgi almış hem de onu yakından tanımak ve
hakkında bilgi toplamak olanağını elde etmiştir.
Mithat Beyin Karabekir Paşaya gizli olarak verdiği
bilgilerden biri şuydu: “Mustafa Kemal Paşa hazretlerinin eylemlerini, Padişah
ile saltanat aleyhinde göstermek suretiyle padişahı kuruntuya sevk ettikleri
gerçektir. Herhangi bir vesile ile gerek Mustafa Kemal Paşa ve gerekse Sivas
Kongresi dilinden saltanat ve hilafet makamının dokunulmazlığı hakkında teminat
sırasında Padişahın yüksek kişiliğinden özellikle söz edilirse, hem iyi etki
bırakır, hem de politikacı alçaklarının manevralarının kötü niyetten ibaret
olduğu kesin surette doğrulanır, Anadolu’dan göreceği teminat üzerinde
Padişahın Ferit Paşayı da terk etmesi düşünülebilir”. Karabekir Paşa, bu
bilgiyi 8 Eylülde Sivas’taki Heyet-i Temsiliye’ye iletti, ayrıca Mithat Bey’in
Van’a gönderilmesine izin verilmesini istedi. Ancak bu tarihte Elazığ Valisi
Ali Galip’in hıyaneti ortaya çıkmış ve valilik müessesesi bir kat daha önem
kazanmıştı.
Artık bu konuda kumar oynamaya memleketin koşulları izin
vermiyordu. Onun için Karabekir Paşanın önerisine 10 Eylül 1919 tarihinde
Heyet-i Temsiliye’den şu cevap geldi; “İstanbul’dan gönderilen ve kongre
üyelerinden hemen hiç kimsenin hakkında iyi bilgi vermediği Mithat Beyin pek
yanılmayan yüksek önerileri veçhile Van’a gönderilme-sini enine boyuna inceledik.
Özellikle şu yeni durum (Ali Galip’in hıyaneti ve İstanbul Hükümeti ile
ilişkilerin kesilmesi) karşısında adı geçen yüksek kişinin Erzurum’da
alıkonulmasını veyahut İstanbul’a geri gönderilmesini zorunlu bulduk efendim”.
Ancak Karabekir Paşa, düşüncesinde dayattı. Mithat Bey hakkında hiçbir kötü
bilgi elde edememişti. Bu konuda şöyle düşünüyordu; “Şu adam fenadır demek
yeterli değildir. Kim ne gibi olaylardan dolayı bunu söylüyor bilinmelidir. Ben
bu zatı yeni görüyorum. Elimizde tanınan daha iyisi olmadığından valiliğe kadar
hak kazanmış bir insanı bütün hayatınca yeis ve elem içinde bırakacak, maddi
manevi mahvedecek bir işlemle karşı karşıya bırakmak için açık sebepler
olmalıdır…”.
Karabekir Paşa, 12 Eylülde Mithat Beye, İstanbul Hükümetinin
çekilmesi yolunda bir telyazısı yazdırdı. Heyet-i Temsiliye’ye de; “Van’da
Tümen Kumandanının denetimine tabi tutarak idare mümkündür. Eğer uygun
görülmüyorsa gerekçesini rica ederim” şeklinde bir yazı gönderdi. Karabekir’in
bu dayatması karşısında, Heyet-i Temsiliye 18 Eylülde uygun cevabını bildirdi
ve böylece Mithat Bey de Van’a hareket etti. Mithat Bey, Van’da valilik yaptığı
on aylık zaman süresinde, özel yaşamıyla Kazım Karabekir Paşayı, Milli Mücadeleye uygun
tutumuyla da İstanbul Hükümetini gücendirdi. Kazım Karabekir, 1 Mayıs 1920
tarihinde, Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderdiği yazıda, Mithat Beyle
ilgili olarak şöyle yazıyordu. “Van valisi Mithat Beyin evinde birkaç Ermeni
genç kadının bulunduğu ve bunlar arasında da bir kadının casusluktan dolayı bir
yıla hükümlü olduğu ve bunun gibi salt kişisel ahlaka ait zayıf noktalarını
belgelerle ve kanıtlarla haber aldıysam da kendisinin ulusal amaçlara aykırı
eylemi görülmemiş olmasına dayanarak şimdilik bazı soruşturma yapıyorum”.
Bu gelişmeler üzerine 1 Ekim 1920’de İstanbul Hükümeti
tarafından “Kuvayı Milliye’ye hizmet ettiği ve bunun rûesâsiyle teşriki mesai
eylediği” gerekçesi ile Van valiliğinden azledildi. Mithat Bey, 1920 Temmuz ayı
sonlarında Van valiliğinden ayrıldı ve 13 Ağustos 1920 tarihinde Erzurum’a
geldi. Karabekir’in anılarında anlattığına göre; Erzurum’da aralarında bir
görüşme daha olmuş ve bundan sonra Mithat Bey Ankara’ya hareket etmiştir. Bu
arada Mithat Bey, İstanbul Hükümetince de görevden alındığından Ankara
Hükümetine başvurdu ve görevden alınma kararını kaldırttı (30 Kasım 1920). TBMM
Hükümeti’nin çıkarmış olduğu kararname ile artık Ankara Hükümetinin emrine
girmiş oldu. Bundan sonra Mithat Bey, TBMM Hükümetince önce (ma’zuliyet maaşı)
açık aylığı bağlandı ve 10 Mart 1921’de Reji (Tekel) Genel Müdürlüğüne atandı.
Tekel idarelerinin birleştirilmesi üzerine bu Genel Müdürlük daha sonra
İnhisarlar Genel Müdürlüğüne dönüştürüldü. Bu sefer de İnhisarlar Umum
Müdürlüğüne getirildi.
Mithat Bey TBMM II. Dönem seçimlerine katıldı. Yapılan
seçimde Maraş’tan milletvekili seçildi. Kazalardan aldığı oy miktarı;
Merkez kazası, Maraş’tan 115, Elbistan kazası 103, Pazarcık kazası 24,
Süleymanlı kazası 46, Göksün kazası 53 oy olmak üzere toplam 341 oy almıştır.
Mithat Bey üç yüz kırk bir oy ile Maraş mebusluğuna seçilerek mazbatası 22
Temmuz 339-1923 tarihinde verilmiştir. Maraş mebusluğuna seçilen Mithat Bey’in
mazbatası Encümence tetkik edilerek kanun hükümlerine uygun görüldüğünden
beşinci şube başkanlığına 11 Ağustos 339-1923 tarihinde takdim kılınmıştır.
Mazbatası 12 Ağustos 1923’te onaylandı. Mithat Bey Mecliste, Hariciye,
Muvazene-i Maliye, Memurin Muhakemat Tetkik Heyeti, İktisat, ticaret ve
Dâhiliye komisyonlarında çalıştı. Yozgat’a gidecek ilk trenle hareket edecek
heyette yer aldı. TBMM III. Dönem seçimlerine katılmıştır. Yapılan seçimde 346
oyla Maraş’tan milletvekili seçildi. Mithat Bey, Merkez kazası, Maraş’tan 120,
Elbistan kazası 125, Pazarcık kazası 40, Andırın kazası 20, Göksün kazası 41 oy
almak üzere toplam 346 oy almıştır. Mithat Bey üç yüz kırk altı oy ile Maraş
mebusluğuna seçilerek mazbatası 22 Temmuz 339-1923 tarihinde hazırlanmıştır.
Mithat Bey, 2 Eylül 1927’de mazbatasını aldı. 1 Kasım 1927’de Meclise katıldı.
2 Kasım’da mazbatası onaylandı. Mithat Bey TBMM’de Maliye Komisyonunda çalıştı.
TBMM IV. dönem seçimlerine de katılmıştır. 4 Mayıs 1931’de
Meclise katılmış, Olağanüstü ve I. toplantı yılında İçişleri, II., III. ve IV.
toplantı yıllarında Maliye Komisyonunda çalışmıştır. Ayrıca, Orman Kanunu
tasarısının incelenmesi için III. toplantı yılında kurulan geçici komisyonda
görev almıştır. V. dönemde yeniden Maraş Milletvekili seçilmiştir. Bu seçimlere
402 ikinci seçmenlerden/müntehib-i saniden 379’ı seçimlere iştirak etmiştir.
Mithat Bey’in bu seçimlerde kazalardan aldığı oy miktarı şöyledir: Maraş merkez
kazası 111, Elbistan kazası 175, Göksun kazası 54, Andırın kazası 39 oy olmak
üzere toplam 379 oy almıştır. Böylelikle yapılan seçimlerde Mithat Bey
müttefikan 266 oyla Maraş’tan milletvekili seçilmiştir.
Mithat Bey, 1 Mart 1935’te Meclis’e katıldı. Seçim tutanağı
7 Mart 1935’te onaylandı. Dahiliye Encümeni üyeliği yaptı. Milletvekili olarak
İstanbul’da tatilini geçirmekte iken eşi ile birlikte Kızıltoprak’dan
otomobille Kadıköy İskelesine geldiği sırada otomobilinin patinaj yapması
yüzünden yol kenarındaki beton elektrik direğine çarparak ağır yaralandı ve
koma halinde Haydarpaşa Numune Hastanesine kaldırıldı. Gösterilen bütün
ihtimama rağmen kurtarılamayarak 10 Eylül 1936’da hakkın rahmetine kavuştu.
Nitekim 1936 tarihli Başvekâlete gönderilen belgede Maraş saylavlarından (milletvekili)
Mithat Bey’in Haydar Paşa Numune Hastanesinde 11.9.1936 tarihinde vefat ettiği
bildirilmiştir. 11 Eylül 1936’da öldüğüne dair Başbakanlık tezkeresi, 13 Kasım
1936’da Genel Kurul’da okundu. Maraş milletvekili Mithat Alam’ın vefatından
dolayı boş olan saylavlıklar için 15.11.1936 tarihinde yapılan seçimlerde Maraş
milletvekilliğine (saylavlığına) Alaaddin Tiritoğlu seçilmiştir.
Mithat Bey’in Cenaze Namazı Beyazıt Camiinde kılındı ve 12
Eylül 1936 günü Edirnekapı’daki Şehitliğe defnedildi. Vefatından sonra Basında
hakkında şöyle yazılmıştı: “…Temiz, yurtsever ve idealist bir insan olan Mithat
Ala’mın ölümü şehrimizde teessürle karşılanmıştır…”. Mithat Bey’in vefatı
sonrası geri de bıraktıkları eş ve çocuklarına maaş bağlanabilmesi için ailenin
durumu ile ilgili kaymakamlık tarafından bir inceleme başlatılmıştır. Daha
sonra Türkiye Büyük Millet Meclisine yapılan müracaat sonrası işlemler
başlatılmıştır. İçişleri Bakanlığı Özlük İşleri Genel Müdürlüğünün Mithat
Alam’ın hizmet sürelerinin tespiti için yapılan yazışmaların sonucunda maaş
bağlanmasına karar verilmiştir.
Mithat Bey’in hanımı Hatice Naime Hanım’ın veraset ile
ilgili İstanbul Üsküdar Hukuk Hakimliğine açtığı davanın sonucunda: “Maraş
saylavı iken 10.9.936 tarihinde vefat eden Mehmet Mithat’ın karısı Hatice Naime
ile ölü karısı Refikadan doğma çocukları Edip Muzaffer ve Ayşe Mihriban ve
(boşandığı eşi) Hayriye’den doğma İbrahim Neriman ve ölü karısı Fati’den doğma
Suzan’a münhasır olduğu ve bunlardan başka varisi olmadığına” karar
verilmiştir. Ayrıca Mithat Alam’ın bıraktığı mal varlığının paylaşımında medeni
kanuna göre dörtte bir mülkiyetin karısı Hatice Naime’ye ve geri kalanının eşit
olmak üzere evlatları Edip Muzaffer ve Ayşe Mihriban ve İbrahim Neriman ve
Suzan’a verilmesi ve kabili temyiz olmak üzere 25.11.936 tarihinde karar
verilmiştir.















