Babası Hacı Ahmet, annesi Fatma olan Kurtaran, soyunu Hz. Hüseyin’e dayandırdığı rivayet edilen Emir Abdülcelil Zade’nin torunu olarak, soyadı kanunu çıkmadan önce de seyit unvanıyla tanınıyordu. Beş yaşında babasını kaybeden Seyit Ali Sezai, kız kardeşi Ayşe ile annesi ve eniştesi Saraç İbrahim Efendi’nin gözetiminde büyüdü. Eniştesinin Akbez kasabasına taşınmasıyla, burada Fransız okuluna gönderildi ve Fransızca öğrendi.
Genç yaşta dini eğitime yönelen Seyit Ali Sezai, Kuran, fıkıh ve genel bilgileri bölgedeki hocalardan aldı. On yedi yaşında Hatuniye Mahallesi’nde Rufai Şeyhi Şakir Efendi’ye mürit oldu ve kısa süre sonra icazet aldı. Yirmi iki yaşında Rufai şeyhliği onaylandı. Bunun yanı sıra Nakşibendî ve Kadirî tarikatlarında da icazet alarak, Maraş’ta üç tarikatta şeyhlik yaptı. Hatuniye Mahallesi’ndeki Çiftli Zaviye ve bağlı vakıf mülklerinin mütevelliliğini üstlendi; tekkeyi onarıp tarikat eğitimini başlattı. Burada, halka açık sohbetler verdi, günde beş vakit namaz kıldırdı ve manevi rehberlik yaptı.
Seyit Ali Sezai’nin toplumsal etkisi, Maraş’ta işgal yıllarında belirginleşti. 22 Şubat 1919’da İngilizler Maraş’ı işgal ettiğinde, şehirdeki Müslüman-Ermeni gerilimi yükselmişti. Seyit Ali Sezai, İngiliz Komutan Kolonel Max Andrio ve Fransız Komutan General Keret ile görüşerek halkın güvenliğini sağladı. Ermenilerin Türkler üzerindeki saldırı ve haksızlıklarını belgelerle ortaya koydu, Fransız işgalcilerin keyfi müdahalelerini engelledi ve şehirde barış ortamının korunmasına öncülük etti.
29 Ekim 1919’da Fransızlar Maraş’a geldi. Guvernör Andre ve General Keret, halkı sindirmeye çalıştı; silah taşıyan Türkler kurşuna dizileceği, evlerden ateş açılırsa evlerin yakılacağı tehditleriyle karşı karşıya kaldı. Bu dönemde Seyit Ali Sezai, hem dini lider olarak hem de mahalle reisi ve savaş komutanı olarak halkın yanında yer aldı. 21 Ocak 1920’de başlayan Maraş Savunması’nda Hatuniye Mahallesi Reisi ve Komutanı olarak aktif görev üstlendi. Savaş sırasında halkın cesaretini ve direniş ruhunu organize etti, stratejik kararlar alarak Fransızların ilerlemesini engelledi. Mustafa Kemal Paşa tarafından desteklenen Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, savaşın başladığını ilan etti ve Seyit Ali Sezai’nin liderliğiyle şehir direnişe geçti.
Savaşın ardından Seyit Ali Sezai, tekkesinde dini eğitim ve manevi rehberlik faaliyetlerine devam etti. Geçici gezici öğretmenlik görevlerinde Pazarcık ve çevresindeki köyleri aydınlattı, halkın devlet bağlılığını güçlendirdi. 1926’da Maraş Merkez Vaizliği görevine atandı ve 1937 yılına kadar Ulu Camii’de hizmet verdi. Hayatı boyunca şeriat ve tarikat ilkelerini rehber edindi; şeriata tam vakıf olmayan kimsenin şeyh olamayacağını savundu ve disiplinli bir manevi hayat sürdürdü.
Seyit Ali Sezai Kurtaran, yazdığı risaleler ve notlarla ahlak, ibadet, tasavvuf ve tıp alanında bilgilerini öğrencilerine aktardı. Yangın ve diğer olaylarda kütüphanesinin çoğu yok olmasına rağmen, kurtarılan eserler Yaşar Alparslan tarafından muhafaza edildi. Halk ve farklı inanç toplulukları tarafından saygı gören Seyit Ali Sezai, Maraş’ın manevi ve milli tarihinde önemli bir figür olarak tarihe geçti.
Seyit Ali Sezai, 11 Haziran 1937’de hayatını kaybetti. Yaşamı boyunca hem dini hem de milli sorumluluklarını yerine getirmiş, savaş ve işgal dönemlerinde halkın güvenliğini ve haklarını savunmuş bir lider olarak hatırlanmaktadır. Onun mirası, hem manevi rehberliği hem de Maraş savunmasındaki liderliği ile günümüzde de saygıyla anılmaktadır.













