Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş
Milletvekili Mahir Ünal “FETÖ de, 15 Temmuz darbesi de, 17-25 Aralık süreci de,
7 Şubat MİT krizi de bunların hepsi biz yaşarken oldu. FETÖ’cü dediğimiz
insanlar, bunlar hayatın içerisinde bizimle beraber yaşayan insanlardı.
Dini grup görünümlü, sivil toplum örgütü görünümlü yapı bir gün devleti ele geçirmek istediğinde bunların aslında bir dini grup olmadığını gördük.
Bu yapı siyasetle kurduğu ilişkide FETÖ elebaşının ifadesiyle ‘siyaseti aşağıların aşağısı’ olarak görüyor. Hatta iktidarı aşağıların aşağısı olarak görüyor. Siyasete sızmayı hiçbir zaman düşünmediler.
Emniyete, yargıya sızdılar ama siyasete sızmayı hiçbir zaman düşünmediler. Geçmişte siyasette kurduğu ilişkide son derece açık oldular.
AK Parti ile kurdukları ilişkide de bunlar son derece açık oldular. 2013’ten sonra AK Parti bütün kongrelerinde, bütün yerel seçim, genel seçim aday belirlemelerinde AK Parti ince eledi sık dokudu. “dedi.
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarının pandemi nedeniyle kısıtlanmasına ilişkin gelen tepkilere yanıt veren Ünal "15 Temmuz'un yıl dönümünde bulaşmayan virüs 30 Ağustos'ta mı bulaşıyor" eleştirisine, "15 Temmuz kutlamaları da henüz daha 4. yılında olduğu için doğal olarak 15 Temmuz kutlamalarını erteleyemezsiniz" yanıtını verdi.
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Haber Global’de açıklamalarda bulundu. Sunucu Julide Ateş “Ayasofya Camii ibatede açılırken, Fetih kutlamaları yapılırken, 15 Temmuz anılırken bulaşmayan virüs 23 Nisan, 29 Ekim, 19 Mayıs ve 30 Ağustos kutlanırken mi bulaşıyor?” eleştirisini okuyarak, “Milli bayramların kutlanmasına karşı mısınız?” sorusunu yöneltti.
Ak Parti'nin Cumhuriyet'i ve Cumhuriyet'in kazanımlarını yücelttiğini belirten Ünal "Milli bayramlara yönelik bir durum söz konusu değil. 15 Temmuz hassasiyeti çok sıcak ve taze olmasından kaynaklanan bir hassasiyet. 15 Temmuz bir varoluş ve yokoluş mücadelesiydi." dedi.
"15 TEMMUZ SICAK VE TAZE"
Soru üzerine Ünal şunları söyledi:
18 yıldır biz Cumhuriyetin kazanımlarını ve değerlerini yüceltiyoruz.
Burada herhangi bir şekilde milli bayramlarımıza dönük bir durum söz konusu değil. 15 Temmuz hassasiyeti çok sıcak ve taze olmasından kaynaklanan bir hassasiyet.
15 Temmuz bir varoluş ve yok oluş mücadelesiydi. 15 Temmuz’u bence milli bayramlarımızın karşısına koymak, Malazgirt’i 30 Ağustos’un karşısına koymak doğru değil.
Dediğim gibi bizim milli bayramlarımızla ilgili herhangi bir sorunumuz söz konusu değil. 15 Temmuz kutlamaları da henüz daha 4. yılında olduğu için doğal olarak 15 Temmuz kutlamalarını erteleyemezsiniz.
Ama bizim milli bayramlarımız zaten köklü, derin ve tarihi bir geleneğe yaslanıyor. Diğer taraftan 15 Temmuz’u 4. senesinde kutlamamanızın toplumsal olarak başka sonuçları olur.















