Bu yapı arşiv belgelerinde; “Cami-i Atik, Cami-i Kebir,
Süleyman Bey Camii ve Alâüddevle Bey Camii” isimleriyle kahramanmaraş Ulu
(Alâüddevle Bey – Süleyman Bey) Camii Plânı zikredilirken, Katip Çelebi de
“Eski Camii ve Cami-i Kebir” olarak belirtmiştir. Evliya Çe-lebi ise, caminin
avlusunun iki yanından büyük nehir aktığını ifade ederek bu yapıyı “Ada Camii”
ismiyle kaydetmiştir.
Ulu Camii, tarihte bazı önemli olaylara da tanıklık
etmiştir. Bunlardan biri, 1920 yılında Fransızlar Maraş’ı işgal ettiklerinde,
şehrin kurtuluşu için halk galeyana gelerek, olayların patlar verdiği yer yine
Ulu camii olmuştur. Cuma günü cami imamı Rıdvan Hoca’nın “Kalede düşman bayrağı
dalgalandığı müddetçe Cuma namazının kılınamayacağını” söylemesiyle şehrin
kurtuluşu için ilk hareket camide başlatılmış ve kaleye hücum edilerek Fransız
bayrağı indirilmiş ve yerine Türk bayrağı çekilmiştir. Böylece halk destansı
bir mücadeleyle şehri düşmanlardan temizlemiştir.
Günümüzde çeşitli onarım ve ilâvelerle gelen cami, orijinal
dokusunu belli ölçüde korumaktadır. Tespit edebildiğimiz kadarıyla cami ilk
onarımını 1501 yılında, geniş çaplı son onarımını ise 1945 yılında görmüştür.
Daha sonra 1986, 1989, 1992, 1995 ve 1996 yıllarında tamir edilmiştir. Yapı,
ahşap tavanlı camiler grubuna girer. Cami; dıştan 22.00 x 40.90 m. boyutlarında
harim ile kuzeyinde 5.30 x 40.90 m. ölçülerinde son cemaat yeri ve tek şerefeli
minareden oluşur. Yapının minare, paye ve kemerlerinde sarımtrak renkte ince
yonu taş; taçkapıda ince yonu taş ile iki renkli mermer; mihrapta alçı ve örtü
sistemin-de ahşap malzeme kullanılmıştır. Duvarlar ise ahşap hatıllı taş
malzemeyle inşa edilmiştir.
Caminin kuzey tarafına yerleştirilen ortalama 25.00 x 26.00
m. ölçülerindeki çarpık plânlı avlu kısmına, güneybatı ve kuzeydoğu köşelerinde
açılan iki kapıdan girilir. Harimin kuzey tarafına yerleştirilen ve içten
yaklaşık 4.60 x 38.80 m. boyutlarındaki hafif çarpık plânlı son cemaat yeri
yedi sivri kemer gözlüdür. Kemerler kesme taş payelerin üzerine istinat
ettirilmiştir. Son cemaat yeri orijinalinde ahşap kirişlemeli düz toprak dam
ile örtülüyken, onarımlar sırasında toprak tabakası kaldırılarak, harimle
beraber üstten kırma sac çatıyla kapatılmıştır. Taçkapının batı tarafında
müezzin mahfiline çıkılan merdiven bulunmaktadır.
Harim kısmına, kuzey duvarında eksenden 3.40 m. kadar doğu
tarafa kaydırılan mukarnas kavsaralı taçkapıdan girilir. Ayrıca harimin kuzey
duvarının batı köşesine 1194/ 1780 yılında basık kemerli bir kapı daha açılmış
olup, bu kapıdan kadınlar mahfiline çıkılmaktadır. Taçkapı, Beylikler döneminin
bir özelliği olarak dar ve uzun biçimde inşâ edilmiştir.
Harim, doğu-batı yönün-de uzanan enine düzenlenmiş yaklaşık
19.30 x 38.50 m. ölçülerinde hafif çarpık bir plâna sahiptir. Gelişmiş bir iç
mekân düzenlemesi gösteren yapıda Anadolu Selçuklu cami mimarîsinin etkileri
görülür. Harim, altışardan iki sıra paye dizisi ile mihraba paralel üç sahna
ayrılmıştır. Sivri kemerlerin yerleştirilme düzeni bakımından da mihraba dik
yedi sahın oluşturulmuştur.
Harimin doğu tarafına ara-zinin eğiminden faydalanarak,
zeminden 3.00 m. yüksekte tutulan seki şeklinde dolgulu “Bey Mahfili”
yapılmıştır. Yaklaşık 3.20 x 19.20 m. boyutlarındaki bu hacim, yanlarda duvar
payelerine, ortada silindirik gövdeli dört sütuna istinat eden beş sivri
kemerle harime açılır. Bey mahfiline orijinalinde doğu cephenin kuzey köşesinde
açılan kapıdan girilmekteydi; kapı sonradan kapatılmıştır. Günümüzde mahfile
harim kısmından ahşap merdivenle çıkılmaktadır. İç mekânın aydınlığı duvarlarda
açılan toplam 33 adet pencereyle sağlanmıştır. Harim kısmı, son cemaat yeri ile
beraber orijinalinde ahşap kirişlemeli düz toprak dam ile örtülmüştür.
Günümüzde ise ahşap kirişlemeli tavan üstten kırma sac çatı ile kapatılmıştır.
Güney duvarının ortalarına yerleştirilen mukarnas kavsaralı
mihrap, Beylikler döneminin bir özelliği olarak alçıdan yapılmıştır. Ahşap
minber, mihrabın batı tarafına yerleştirilmiştir. Mevcut minber, kapısının
alınlığı da yer alan kitabeye göre, 1317/1899 yılında Muhammed Esad tarafından
ceviz ağacından sedef kakmalı olarak yaptırılmıştır.
Harimin kuzey duvarında ve taçkapının batı tarafında ahşap
müezzin mahfili yer alır. Ayrıca harimin batı tarafına ise, kuzey-güney
doğrultusunda boydan boyu uzanan kadınlar mahfili yerleştirilmiştir. Kesme
taştan inşâ edilen tek şerefeli minare, avlu kısmında yer alır. Selçuklu
geleneğine bağlı ve mahallî özelliklere uygun yapılan minare, Memlûklu sanatına
ait bazı özellikleri de bünyesinde taşımaktadır. Minarenin kaide, pabuçluk ve
silindirik alt gövdesi orijinal olup, onikigen üst gövdeden itibaren diğer
bölümler, Dulkadiroğulları’ndan İbrahim Bey’in oğlu Hacı Halil Bey tarafından
1264/1848 yılında yaptırılmıştır.
Yapıda mimarî özellikler yanında, süslemenin çok dengeli
olarak kullanılmış olduğu dikkâti çekmektedir. Camide önemli bezeme; son cemaat
yeri, minare, taçkapı, mihrap, minber ve örtü sisteminde görülür. Son cemaat
yerinde dikkâti çeken yazılar, tavan kirişlerinin alt kısmına çakılan
pervazlarda yer alır. Pervazlara, kartuşlar içerisine nesih hat ile “el-Emâlî”
isimli kitapta geçen bazı manzum ifadeler yazılmıştır.
Dulkadir Beyliği hükümdarı Alâüddevle Bey, babası Süleyman
Bey’in Maraş’ın Kuytul (Kurtuluş) Mahallesi’nde yaptırmış olduğu Cami-i Atik’i
(Ulu Camii) tamir ettirip, tekrar ibadete açtıktan sonra, camiye oldukça zengin
vakıflar yaptırmıştır. Aynı şekilde Osmanlılar döneminde camiye çeşitler vakıflar
yapılarak, gelirinin arttığı görülmektedir.
(Kaynak: Kahramanmaraş Ansiklopedisi)















