Yazıtopallı köyünün bir kilometre batısında, Elbistan-Malatya karayolunun sağ tarafında konumlanan türbe, 18. yüzyılda yaşamış ermiş bir şahsiyet olan Ali Bako Baba’ya adanmıştır. Türbenin yola bakan duvarında yer alan kitabe, Bako Baba’nın buradaki ebedi istirahatgahını belirtmekte ve “Kurttepe hanından yol geçecek / Göç göçe karşı gelecek / Oğlan babayı tanımayacak / Bu yıllar bir gün gelecek” dizeleriyle onun hatırasını yaşatmaktadır.
Türbede Bako Baba’ya ait olduğu söylenen bir sanduka bulunmakta; sandukanın baş ve ayak ucunda 1,5 metre yüksekliğinde iki siyah taş yer almaktadır. Asıl adının Ali olduğu belirtilen Bako Baba’nın sağlığında “Yel Ocağı” olarak bilindiği, ağrısı veya sızısı olanlara şifa dağıttığı rivayet edilmektedir. Ölümünden sonra da ziyaretçiler, sağlık ve manevi dilekleri için türbeye akın etmeye devam etmektedir.
Ali Bako Baba Türbesi’nde özellikle cuma akşamları yeşil bir ışığın yandığı söylenir. İlginç bir inanışa göre, buradan Akçadağ sınırları içindeki “Yelekçe” ziyaret yerine bir ışık gidiyor ve oradan türbeye alev şeklinde ulaşıyor. Türbeye genellikle ağrısı ve sızısı olanlar, vücutta yara veya cilt hastalığı bulunanlar ile romatizmal rahatsızlıkları olanlar yöneliyor. Ziyaretçiler, hastalık durumlarına göre günübirlik türbeye gidebildikleri gibi, ihtiyaç halinde birkaç gün burada kalabiliyorlar. Maksadın gerçekleşebilmesi için ziyaretin güneş doğmadan önce yapılması gerektiğine inanılıyor.
Ziyaretçiler türbede, mezarın baş ve ayak ucundaki taşlara ağrıyan bölgelerini sürmekte; mezarın baş ucundan alınan toprak suyla karıştırılarak çamur haline getirilip ağrıyan yerlere uygulanmaktadır. İnanışa göre, bu yöntemi imanla gerçekleştiren kişilerin rahatsızlıkları geçmekte ve tamamen iyileşmektedir. Türbede ayrıca adak kurbanları kesilmekte ve lokma dağıtılmaktadır. Mezar taşı öpülüp dilekler sıralandıktan sonra taşın içindeki oyuklara madeni para ve şeker bırakılması da geleneksel bir uygulama olarak sürdürülmektedir.












