Annesi ve iki
teyzesini meme, jinekolojik kanserlerden kaybetti… Bu kanserler, kuzenler ve
kuzen çocukları ile ablasının da kapısını çaldı.
Ablası, 6 yıl önce yumurtalık kanseri tanısı alınca “Artık
sıra bende!” diye düşünmeye başladı. Bu endişeyle yaşamaya başladı. Genetik
testler de aynı sonuca işaret edince, hayatını değiştirecek bir karar aldı.
Ablasının tedavisi sırasında onkologların önerisiyle bu kötü gidişata “dur”
dedi ve ikişer ay arayla rahimini, yumurtalıklarını aldırdı, meme boşaltma
operasyonu oldu. Ailesinde adeta genlerinde yazılı bu kanserlere karşı, büyük
bir önlem alan emek topaloğlu Çelik şimdi, 4 yaşındaki oğluyla yepyeni bir
pencereden umutla bakıyor yaşama!
Kadın kanserleriyle mücadelede eden kadınlar, Pembe İzler
Kadın Kanserleri Derneği’nin Acıbadem Maslak Hastanesi Konferans Salonu’nda
“Bilmeden Olmaz!” isimli farkındalık toplantısında deneyimlerini paylaştı;
uzmanlara bol bol sorular sorma fırsatı buldu. Pİ Kadın Kanserleri Derneği
Başkanı Arzu Karataş’ın moderatörlüğünde, sıcacık sohbet ortamında
gerçekleştirilen toplantıda; Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr.
Mete Güngör, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Eralp ve Tıbbi Genetik
Uzmanı Dr. Taha Bahsi kadın kanserlerine karşı hayati öneriler ve uyarılarda
bulundu.
Ülkemizde her yıl 21 bin kadın meme kanseri, 4 bin 900 kadın
rahim kanseri, yaklaşık 3 bin 136 kadın yumurtalık kanseri ve 2 bin 205 kadın
da rahim ağzı kanseri tanısı alıyor. Oysa bu kanser türlerinde erken tanı,
tedavi başarısını yükseltiyor ve hayat kurtarıyor! İşte, bu gerçekten yola
çıkarak meme kanseri başta olmak üzere tüm kadın kanserleri konusunda
farkındalık çalışmalarıyla, toplumda sağlık bilincini artırmak için çalışan
Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği, Acıbadem Maslak Hastanesi Konferans
Salonu’nda halka açık toplantı gerçekleştirdi.
“Bilmeden Olmaz! Kanserde Genomik Profilleme ve Farkındalık
Konferansı”nda hastalar ve uzmanlar bir araya geldi; akıllardaki sorular cevap
buldu. Toplantıda; ailesinde 10 kadın kanseri öyküsü bulunan; kendisinin de
meme, rahim ve yumurtalıkları alınan Emek Topaloğlu Çelik ile genç yaşında
kapısını çalan yumurtalık kanseri mücadelesinden başarıyla çıkan Tülay Tatar da
kendi deneyimlerini, öykülerini anlattı.
Prof. Dr. Mete
Güngör: Bu taramalar hayat kurtarıyor!
Toplantıda konuşan Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı
Prof. Dr. Mete Güngör, yumurtalık kanserlerinin yaklaşık yüzde 70’inin ileri
evrede tespit edilebildiğini, bu nedenle periyodik jinekolojik muayenelerin
erken tanıda önem taşıdığını söyledi. Rahim ağzı kanserlerinin kanser öncesi
dönemlerde tespit edilmesini sağlayan tarama programlarının olduğunu ve rahim
kanserlerinin büyük bir kısmının menopoz sonrası meydana geldiğini kaydeden
Prof. Dr. Mete Güngör, özellikle kanaması olan menopozdaki kadınların mutlaka
beklemeden jinekolojik muayeneye gitmeleri gerektiğini belirterek, bu
kanserlerin erken tanısının tedavi başarısını çok yükselttiğini vurguladı.
Erken tanı için kadınların, devletin de ücretsiz olarak gerçekleştirdiği tarama
programlarına mutlaka katılmalarını isteyen Prof. Dr. Mete Güngör “Kendilerini
çok sağlıklı hissetseler de kadınların mutlaka periyodik olarak doktora
gitmelerini öneriyorum. Sağlık Bakanlığı da kısa adı KETEM olan Kanser Erken
Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri’nde ücretsiz taramalar uyguluyor” dedi.
Jinekolojik kanserler arasında en sık rahim, rahim ağzı ve yumurtalık kanseri
görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Mete Güngör, “Rahim ağzı kanserinin tarama
programı var; smear testi veya HPV testiyle taramaları yapılabilir. Ayrıca
rahim ağzı kanserinden korunmak için genç kadınlara aşılarının yaptırılmalarını
öneriyorum. Daha sık menopoz sonrası görülen rahim kanseri açısından menopoz
sonrası meydana gelen kanamalarda mutlaka doktora kontrole gitmelerini
öneriyorum. Ama erken tanı için her yıl şikayet olsun ya da olmasın mutlaka bir
kadın doğum muayenesine gidilmesi çok önemli” diye konuştu.
Prof. Dr. Yeşim
Eralp: Kişiye özgü tedavi artık genele yayıldı
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Eralp de konuşmasında,
toplumun kadın kanserlerine karşı farkındalık programlarıyla
bilinçlendirilmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı. Bilinçlendirme ile
tümörlerin erken saptanabilmesinin yaşamsal avantajlar sağladığını, son
yıllarda kişiye özgü tedavinin de genele yaygınlaştırılmış olmasının
sevindirici olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yeşim Eralp şöyle konuştu:
“Kişiselleştirilmiş tedavi artık günümüzde kanser tedavisinde çok önemli bir
yer edinmiş durumda. Standart tedaviler yerine kişisel tedavilerle kanserin
tedavi oranını yükseltmeye çalışıyoruz. En büyük gelişmelerden birisi; bunun
artık toplum bazında kanser hastalarının geneline yayılabilmiş olması ve daha
sık kullanılıyor olması.”
Dr. Taha Bahsi:
“Geniş Kanser Genomik Profilleme testleri kişiye özgü tedaviyi belirliyor”
Toplantıda konuşan Tıbbi Genetik Uzmanı Dr. Taha Bahsi de,
kanserden sorumlu binlerce genomik değişiklik söz konusu olduğunu belirterek
“Her hastada kansere yol açan ortak ve/veya farklı genler ya da aynı gende
farklı mutasyonlar bulunabildiğini söyledi. Genomik Profilleme Testleri bize
hastalarda kansere yol açan mutasyonu bulup, hangi hastaya hangi ilacı
kullanabileceğimizi, hangi ilaçların birlikte verilip verilemeyeceğini söylüyor”
dedi. Meme ve yumurtalık kanserlerinin yüzde 5-10’undan kalıtsal nedenlerin
sorumlu olduğunu söyleyen Dr. Taha Bahsi şöyle konuştu: “En sık da BRCA1 ve
BRCA2 genleri sorumludur. Bunlar ülkemizde hem özel hem kamu kurumlarında
yapılıyor. Özellikle genç yaşta ve ailesinde kanser hikayesi olan kadınların bu
testleri yaptırmasını öneriyoruz. Önceki yıllarda bugünkü imkanlar yoktu ve
hastalarımız bu testlere şimdiki kadar kolay ulaşamıyordu. O yıllarda meme veya
over kanseri olan hastalarımızın da o bugün bu testleri yaptırmalarını
öneriyoruz. Çünkü BRCA1/BRCA2 genlerinde mutasyon varsa diğer memede kanser
ortaya çıkma riskini bilmeleri ve aile bireylerinin de risk durumunu
öğrenmeleri açısından faydalı olacaktır. Devlette ücretsiz olarak
yaptırabilirler ki, bir kez yaptırmak da yeterli.”
Arzu Karataş:
“Farkındalık çalışmalarımız tam gaz sürecek”
Kadın kanserleri konusunda farkındalık yaratmak amacıyla,
yola çıkan Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı arzu karataş da, farkındalık
çalışmalarına tam gaz devam edeceklerini vurguladı. Meme kanseri başta olmak
üzere, tüm kadın kanserleri –yumurtalık, rahim, rahim ağzı kanserleri-
konusunda toplumu bilinçlendirme ve maddi yetersizliği olan hastalara teşhis ve
tedavide destek verme amacıyla kurulan Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Arzu
Karataş, bu çok önemli mücadelede hastaların ve hasta yakınlarının omzundaki el
olmayı hedeflediklerini söyledi.
Ailesinde 10 kanser
öyküsü vardı, cesur davrandı!
Toplantıya, kadınlara örnek olacak cesur davranışıyla takdir
toplayan 40 yaşındaki Emek Topaloğlu Çelik’in öyküsü damga vurdu. Annesi ve iki
teyzesini meme ve yumurtalık kanserinden kaybetti. Dört kuzeni, iki kuzen
çocuğu ve ablası ise halen aynı kanserlerle mücadele ediyor. Yumurtalık kanseri
ablasının da kapısını çalınca “Artık sıra bende!” dediği anda, hayatı değişti
40 yaşındaki Emek Topaloğlu Çelik’in. Çocukluğundan beri ailesindeki kanser
öyküleriyle büyüdüğünü ve dolayısıyla kanserin hayatından hiç çıkmadığını
anlatan genç kadın “Ailede kanser, adeta bir genetik kader ve hayatımızın stres
noktası oldu. Üstelik yalnızca kendi adıma değil, yeğenlerim adıma, hatta
çocuğum adına…” dedi.
Ailesinden taşınan bu riski, minimuma düşürmek için önlem
almaya karar verişini ise şöyle anlattı: “Ablamın tedavisi sırasında onkologlar
bana da BRCA testi yaptırmamı önerdi. Sonucun pozitif olduğunu öğrenince bu
kötü gidişata “dur” demek gerekiyordu ve ikişer ay arayla rahmimi ve
yumurtalıklarımı aldırdım, sonra da meme boşaltma operasyonu oldum. Bugün 4
yaşında olan oğlumla sağlıklı bir şekilde oynuyor olabilmek beni çok başka
mutlu ediyor. Ayrıca çocukluğumdan beri ilk defa kendimi hafiflemiş
hissediyorum. Tüm kadınlarımızı kendimize yakışır şekilde cesur olmaya
çağırıyorum.”
Bir cümle duydu,
hayatı değişti!
Toplantıda katılımcılarla deneyimlerini paylaşan bir isim
de, genç yaşında kapısını çalan kadın kanseriyle mücadelesinden başarıyla çıkan
Tülay Tatar oldu. “Bir cümle duydum, hayatım değişti” diyen Tülay Tatar,
“Şiddetli karın ağrısı ile acil servise gittiğim. Ne yatıran ne oturtan bir
sancıydı bu. ‘Ameliyat şart’ dediler. Bu cümle benim hayatımı kararttığı gibi,
yeni bir hayata başlamama vesile oldu. Tedavi oldum, çok şükür şimdi gayet
iyiyim, kontrollerimi yaptırıyorum” diye konuştu.















