1937 yılında 6061 numaralı tâlimatnameye göre cami şahıslara satılmış ve alan kişiler tarafından ibadete açık tutulmuştur. 1960’lı yıllara kadar aktif olarak kullanılan cami, daha sonra Diyanet İşleri Başkanlığı’na hibe edilmiştir. Cami, tarihî kayıtlara göre 1277/1860 yılında Dede Efendi ve Ahmed Efendi öncülüğünde hayır sahipleri tarafından tamir ettirilmiştir.
1972 yılında minare ve son cemaat yerinin kemerleri dışında tamamen yıkılarak, basit bir şekilde yeniden inşa edilmiştir. Yeniden yapılan camide alt kısım düz beton damla kaplanmış, üst kısım kırma sac çatılı olarak tasarlanmıştır. Cami; harim, kuzey tarafına yerleştirilen üç gözlü son cemaat yeri ve harimin kuzeydoğu köşesindeki tek şerefeli minareden oluşmaktadır. Son cemaat yerinin sivri kemerleri ortada sekizgen kesitli iki sütun ve yanlardaki duvar payelerine oturmaktadır.

Harim kısmı enine dikdörtgen planlı olup 9x13 metre boyutlarındadır ve mihraba paralel iki sahna ayrılmıştır. Orijinal harim ahşap kirişlemeli düz toprak dam ile örtülüydü. Günümüzde iç mekâna kuzey duvarında açılan iki basit kapıdan girilmektedir. Harim yaklaşık 8,5x15 metre ölçülerinde olup yanlarda duvarlara, ortada iki beton ayağa istinat eden düz beton dam ile kapatılmıştır. Mekân, alt kısmında açılan yedi pencere ile aydınlatılmaktadır.
Kesme taştan yapılan tek şerefeli minare, harimin kuzeydoğu köşesinde yer almakta olup yapının orijinal mimari özelliklerini koruyan önemli unsurlarındandır. Süslemeler özellikle son cemaat yeri ve minarede dikkat çekmektedir.
Arşiv belgelerine göre Haznedarlı Camii vakfiyesi günlük 8, aylık 240 akçe gideri olan bir yapıdır. 1563 tarihli Maraş Tahrir Defteri’nde “Ali Ağa Mescidi ve Buk’a” adıyla Göçtili Kebir Köyü’nden iki bağın vakfedildiği kayıtlıdır. 1792 ve 1799 tarihli Kuyud-ı Kadîme kayıtlarında camiye atanan görevliler hakkında bilgiler yer almakta, 1906 Maraş Şer’iye Sicili’nde ise tarladan elde edilen gelirin imamet vazifesine harcanması gerektiği belirtilmektedir.















