Kronik hastalığı olan anne adayları gebelik sürecinde
doktoruyla birlikte gerekli önlemleri alarak sorunsuz bir doğum
gerçekleştirebiliyor. Uzun süreli kronik bir hastalığı olan ve bunun için ilaç
kullanan anne adayının doktoruyla konuşup yaşanabilecek sorunlarla ilgili bilgi
alması gerekiyor. Hamilelik sürecinde ortaya çıkabilecek sıkıntılarla ilgili
gerekli önlemlerin alınması, gebeliğin sağlıkla tamamlanmasını sağlıyor.
Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Op. Dr.
Parvana Seyidova, kronik hastalığı olan anne adaylarının dikkat etmesi
gerekenler hakkında bilgi verdi.
Diyabet kontrollerine 3 ay öncesinden başlayın
Diyabet hastası anne adayları gebe kalmadan en az 3 ay
öncesinde yakın takibe alınarak kan şekerinin ayarlanması, bebeğin anne
karnında sağlıklı gelişimini sağlaması bakımından hayati önem taşımaktadır.
Gebeliğin ilk haftalarında yani anne adayının hamile olduğunu fark etmediği
dönemde kan şekeri kontrol altına alınmamışsa bebeğin gelişiminde bazı
anormalliklere neden olabilir. Gebelikte vücudun daha fazla enerjiye ihtiyacı
vardır ve bu yüzden kan şekeri normale göre daha düşüktür. Gebelikte, kanda
yeterli insülin hormonu olmaması, buna karşın glikoz gereksiniminin artması
ketoz gelişimine neden olabilir. Enerjinin yağlardan sağlandığı bu durumda hem
çocuğun gelişimi, hem de anne adayının sağlığı açısından tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
Ayrıca gebelikte progesteron, östrojen, kortizon, laktojen gibi hormonların
artışı insüline karşı bir direnç gelişmesine sebep olabilir. Hamilelik öncesi
gibi hamilelik dönemi de diyabetik anneler için önemlidir. Gebeliğin 3. ayından
sonraki süreçte insülin dengesi sağlanamazsa bebeklerde kalp iskelet sistemi
anomalileri, erken doğum, düşük, iri doğum veya ölü doğum yapma riski
artabilir. Gebelikten önce göz dibi muayenesi, böbrek, kalp ve dolaşım sistemi
kontrolleri yapılıp diyabet komplikasyonu olmadığı görüldükten sonra hamilelik
planlanmalıdır.
Diyabet gebelikle ortaya çıkabilir
Gebelik öncesi yeterli insülin salgılayabilen pankreas
hücreleri gebeliğin ilerlemesiyle yeterli insülin salgılayamayabilir. Bu
nedenle daha önce şeker hastalığı belirtisi olmadığı halde gebelik boyunca kan
şekerinin yükseldiği gebelik şekeri denen durum yaşanabilir. Nadiren de olsa
diyabetin doğumdan sonra kalıcı olduğu durumlarda annenin süt verdiği sürece
insülin tedavisini sürdürmesi gerekmektedir. Anne adayı Tip 2 diyabetli ise,
kullanılan şeker düşürücü ilaçlar kesilip benzer şekilde bir insülin tedavisi
planlanmaktadır.
Hamilelikte tiroit hormonlarınızı kontrol ettirin
Gebelik sırasında oluşan hormonal ve metabolik
değişiklikler, tiroit bezine ilişkin testleri etkileyebilmektedir. Hamilelik
döneminde vücudun salgıladığı bazı hormonlar tiroit hastalığının gidişini
etkileyebilir. Plasenta, anneden bebeğe tiroit hormonlarının geçişinde kısmi
engel oluşturmaktadır. Anne karnındaki bebeğin tiroit hormon düzeyleri gebeliğin
ilk üçte birlik dönemi sonuna kadar anneye bağımlıdır. Annenin T4 düzeyleri
bebeğin büyümesi ve erken beyin fonksiyonlarının gelişmesi açısından çok önemli
rol oynamaktadır. Tiroit hormonu yapımı için gerekli olan iyotun eksikliği
Türkiye’de önemli bir sorun oluşturmaktadır. Hamilelik döneminde anne
adaylarına günde en az 200 mikrogram iyot alınması önerilir. Hamile kadınların
%2’sinde iyot eksikliğinin de neden olduğu hipotiroidi bulunur. Bu da düşükler,
gebelik zehirlenmeleri, doğum sonrası kanama riski, yenidoğan bebekte doğumsal
hipotiroidi, çocukta zekâ ve bilişsel fonksiyon bozukluklarına neden olabilir.
Hipotiroidi gebelik öncesi dönemde belirlenirse tiroit hormonunu yerine koyma
tedavisine başlanmaktadır.
Epilepsiden korkup annelik hayalinizi ertelemeyin
Nörolojik bir rahatsızlık olan epilepsi yani sara hastalığı
olan anne adaylarının gebelik dönemi gerekli önlemler ve tıbbi bakım
sağlandığında sağlıklı bebek sahibi olabilir. Gebelik öncesinde ve gebelik
döneminde epilepsi olan anne adayına gebeliği daha az etkileyebilecek uygun
ilaçlar verilebilir. Fakat anne için oldukça önemli olan ve mutlaka alınması
gereken bir ilaç var ise buna devam etmesi gerekmektedir. Aksi halde özellikle
bebek için risk düzeyi daha fazla olabilir. Epilepsi hastası anne adaylarında
en iyi nöbet kontrolünün sağlanması amaçlanır. Hem anne hem de bebek için artan
bu risklere rağmen epilepsili gebelerin büyük bir çoğunluğu ne gebelikte ne de
doğumda herhangi bir sorun yaşamamaktadır.















