Hongcheon şehrinde faaliyet gösteren “İçimdeki Cezaevi” adlı merkez, 2013 yılından bu yana 2 binden fazla kişiyi gönüllü olarak “mahkum” etti.
Modern hayatın baskısından bunalan Güney Koreliler, 24 saat boyunca 5 metrekarelik bir hücrede kalarak dijital dünyadan tamamen kopuyor, sessizlik içinde içsel bir yolculuğa çıkıyor. Katı kuralların geçerli olduğu bu deneyim için katılımcılar yaklaşık 90 dolar ödüyor. Amaç; zihinsel detoks ve ruhsal yenilenme.
Bu Cezaevi “Özgürlük” Vadediyor
Katılımcıların telefon, saat ve dış dünyayla tüm bağları koparılıyor. Mahkumlar mavi üniforma giyiyor, konuşmaları yasak ve yerde yatıyorlar. Odalarda yalnızca temel ihtiyaçlar karşılanıyor: küçük bir tuvalet, yoga minderi, çay seti, kağıt ve kalem. Aynalar bile bulunmuyor. Yemek menüsü ise oldukça sade: akşamları patates ve muzlu içecek, sabahları ise pirinçli yulaf lapası.

28 yaşındaki Park Hye-ri, bu deneyimi şu sözlerle özetliyor:
“Burada kendimi dış dünyadan daha özgür hissediyorum. Bir süreliğine her şeyden uzaklaşıp, yalnızca kendimle kalmak istedim.”
Fikir Aşırı Çalışan Bir Savcıdan Çıktı
Bu dikkat çekici uygulamanın fikir babası, haftalık 100 saatten fazla çalışan bir savcı. Cezaevinin kurucularından Noh Ji-Hyang, eşinin “Keşke bir hücreye kapansam da dinlenebilsem” demesi üzerine bu projeyi hayata geçirmiş.
Stres, Güney Kore'de Bir Toplumsal Sorun
OECD verilerine göre Güney Kore, Meksika ve Kosta Rika'nın ardından en fazla mesai yapılan üçüncü ülke. 2017 yılında ortalama bir çalışan yılda 2.024 saatini işte geçirdi. Bu yoğun tempo, ülkede stres kaynaklı hastalıklar ve intihar oranlarında ciddi artışlara yol açtı.
Hükümet, çalışanların daha az çalışarak daha verimli olması için asgari ücreti artırıp haftalık maksimum çalışma süresini 68 saatten 52 saate indirse de uzmanlar bu politikaların istihdamı olumsuz etkileyebileceğini vurguluyor.

“Asıl Cezaevi Dışarısı”
Noh Ji-Hyang’a göre, cezaevinden ayrılan katılımcıların büyük kısmı şu çarpıcı cümleyi kuruyor:
“Asıl cezaevi dışarısıymış…”
Güney Kore’de her geçen gün daha fazla kişi bu sıra dışı “izolasyon terapisine” ilgi gösteriyor. Gönüllü olarak hücreye girip sessizlik içinde geçen bir gün, belki de kalabalık içinde kaybolmuş zihinlere en büyük özgürlüğü sunuyor.















