Türkiye
Fizyoterapistler Derneği (TFD), ‘8 Nisan Türkiye Fizyoterapistler Günü’ nedeniyle
fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmetleri konusunda farkındalık yaratmak
amacındadır. Derneğin 50. yılını kutlarken toplumun rehabilitasyon hakkının
savunuculuğunu yapmak ve hizmete erişimini kolaylaştırmak niyetindedir.
BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 2030 kapsamında ‘Dünya
Sağlık Örgütünün Rehabilitasyon 2030 Hedefleri ve Eylem Çağrısı, rehabilitasyonun
evrensel sağlık kapsamında olması, rehabilitasyon hizmet sunumu modelleri
oluşturulması ve erişimin güçlendirilmesi için tüm yöneticileri duyarlı
olmaya davet etmektedir.
Rehabilitasyon bir lüks değildir.
Dünyanın pekçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de halen
rehabilitasyon hizmetleri sadece sağlık sisteminin belirli seviyelerinde
sağlanmaktadır. Rehabilitasyon sektörünün az gelişmiş olması, profesyonellerin
yetersiz istihdamı ve yetersiz kaynak aktarımı bugün ülkemizde karşılanamayan
bir rehabilitasyon ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Yaygın bir yanılgı,
rehabilitasyon hizmetlerine yalnızca engelli bireylerin ihtiyaç duyduğudur.
Bulaşıcı olmayan hastalıkların ve yaralanmaların görülme sıklığının arttığı ve
nüfusun giderek yaşlandığı ülkemizde rehabilitasyon her durumda artan ve
karşılanamayan bir ihtiyaç olarak ele alınmayı beklemektedir.
Türkiye Fizyoterapistler Derneği kuruluşunun 50. Yılında,
Türkiye’nin ulusal ve taraf olduğu uluslararası rehabilitasyon politikalarını
uygulamaya destek vermek amacındadır. Bu hedeflere ulaşmak için multidisipliner
çalışmayı savunarak rehabilitasyon hizmet sunumunun kalitesini güçlendirmek,
hizmet sunumunu ve gelişimini desteklemek ve sürdürülebilir finansman
mekanizmalarının kurulmasını savunmaktadır.
Ülkemizde rehabilitasyon hizmetine erişimin güçlendirilmesi
için atılması gereken adımlardan biri, rehabilitasyon ekibinin önemli bir üyesi
olan fizyoterapistlerin güçlendirilmesi konusudur. Ülkemizin
rehabilitasyon hizmetlerine ilişkin politikasının oluşturulması ve tüm sağlık
çalışanları için geliştirilmesi gerektiğini ifade ederken fizyoterapistler
özelinde yapılması gerekenleri kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.
Fizyoterapistler,
sağlık hizmet sunumunda rehabilitasyonun her seviyeye entegre edilebilmesi için
birinci basamakta koruyucu fizyoterapi müdahaleleri yapabilmektedir. Sağlık
Bakanlığı tarafından kronik hastalıklarla mücadele kapsamında birinci basamak
sağlık hizmetlerini geliştirmeye yönelik başlatılan ‘Sağlıklı Hayat
Merkezleri’ (SHM) çalışmalarını taktirle karşılıyoruz. 2017 yılında açılan
SHM’lerde 100 fizyoterapist çalışmaya başlamıştır. Toplumdaki bireylerin
(sağlıklı, yaşlı, kronik hastalıklar, gebeler, okullar vs) yaşam kalitelerini
olumlu etkileyeceği ve sağlık harcamalarını azaltacağı beklenen çalışmanın bir
an önce yaygınlaştırılarak fizyoterapiste ulaşımın kolaylaştırılması için
elimizden geleni yapmak istiyoruz.
Fizyoterapistler, ihtiyacı olan bireylere fizyoterapi ve
rehabilitasyon müdahalelerini özel sektörde de güçlü olarak uygulayabilme
isteğindedir. 2011 meslek yasasının ardından halen bu konuda Sağlık
Bakanlığının bir düzenleme yapmamış olması nedeniyle yaşanan sıkıntılar,
mesleki yetki ve ihlaller nedeniyle TFD alanda deneyimli fizyoterapistlerle
yaptığı çalışmalarla ¨Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Kalite
Standartlarını¨ hazırlamış ve bakanlığa sunmuştur. Bu kapsamda girişimci
fizyoterapistler tarafından açılacak, Sağlık Bakanlığı ve TFD denetiminde,
rehabilitasyon hizmetine ihtiyacı olan bireylerin bu hizmete ulaşımlarının
kolaylaştırılacağı, hizmetin daha da yaygınlaşacağını ve kaliteli hizmet
almalarının sağlanacağına inanıyoruz.
Fizyoterapistler mesleki otonomisine uygun çalışamamaktadır. 2011
yılında ilgili yasa ile tanımlanan ve 2014 de yönetmelikle açıklanan meslek
tanımının, ‘Fizyoterapistlik Mesleğinin Otonomisi’ne uygun olarak yeniden düzenlenmesini
talep ediyoruz. Toplumun her kesiminin fizyoterapistlerin kaliteli ve
sürdürülebilir hizmet verebilmeleri, eğitimleri boyunca edindikleri bilgi ve
becerilerini uluslararası yetkinliklerde kullanabilmelerini sağlayabilmek için
gerekli girişimlere devam edeceğimizi bildirmek istiyoruz.
Fizyoterapistlerin,
tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri kapsamında tıbbın farklı alanlarında bireye
özel fizyoterapi ve rehabilitasyon programı yapması engellenmektedir. 2011
meslek yasasının fizyoterapi uygulamalarının uzman hekimin yönlendirmesine
bağlı olarak yapılmasına izin vermesine rağmen, Sosyal Güvenlik Kurumu´nun
uyguladığı ‘Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) bu duruma uygun olmayan
bir yönetmelik bulunmaktadır. SUT kapsamında A/B/C/D paketleri ile
sınırlandırılmış dar bakış acısıyla oluşturulan ve hekim tarafından belirlenen
programlar ile hastaların şifa bulmasının zor olduğunu, tekrarlı hastaneye
başvuruların gittikçe daha yüksek oranda olduğunu; bunun yerine fizyoterapistlerin SUT
kapsamında uygun tedavi yöntemlerini/modaliteleri kendilerinin
oluşturmasının, yaptığı uygulamaların altına imza atmasının malpraktis
yasal sorumluluğunu almaya yeterli olduğunu ifade etmek istiyoruz.
Fizyoterapistlere
geleneksel tıp ve tamamlayıcı terapiler uygulamada ayrımcılık
yapılmaktadır. Fizyoterapistlerin çıkarılan yönetmelikte hekim gözetimde
uygulama yapabileceği öngörülmüş, hukuksal hata yapılmıştır. Aynı zamanda
fizyoterapistlerin sertifika ile uygulama yapabilmesine olanak tanınmasına
rağmen sertifika programlarına başvurma hakkı verilmemektedir. Bu durumda
anayasal çalışma barışına zarar vermekte ayrıca bilimsel yaklaşımlara aykırı
tutum oluşmasına neden olmaktadır.
Fizyoterapistin özlük haklarına ilişkin de atılması gereken
adımlar bulunmaktadır. Fizyoterapistlerin gün boyunca fizyoterapi ve
rehabilitasyon hizmeti için 45 ile 60 dakika arasında zamana ihtiyacı olduğu,
ancak bu sürelere bağlı olarak 8-15 hasta alabildiği ancak daha fazla
sayıda hasta almalarına zorlanmasının hem fizyoterapiste hem de hastaya
haksızlık olduğunu vurgulamak istiyoruz. Aynı zamanda 2. ve 3. basamak
sağlık hizmeti veren hastanelerde, bu hizmet karşılığında SUT
ödemesinden, döner sermaye ödemelerinden hekim 7-9.5 arasında değişen
kat sayı ile pay alırken fizyoterapistler 0.45 katsayı ile pay almaktadır.
Buna benzer olarak bazı meslekler (biyologlar vb.) 3.600 göstergeleri olmasına
rağmen fizyoterapistler uzman da olsalar 3.000 gösterge ile çalışmaktadır.
Önümüzdeki günlerde tamamlanacağı belirtilen çalışmalarda fizyoterapistlerinde
3600 ek göstergeye yükseltilmesi beklenmektedir.
Fizyoterapistlerin istihdamında yanlışlar yapılmaktadır. Türkiye’de 2.
ve 3. basamak sağlık hizmeti kapsamında olan rehabilitasyon merkezlerinde
sıra bekleme süresinin yaklaşık 3 ay olmasına rağmen fizyoterapist
istihdamı yapılmamaktadır. Bunun yerine taşeron hizmet alımı yapılmakta, bu
durumda ise çalışma şartları ve özlük hakları daha da kötü hale gelmektedir.
Fizyoterapistlerin taşeron tarafından günde 35 civarında hasta alınmaya
zorlandığını görmekteyiz. Ayrıca hastanelerde sadece fiziksel tıp anabilim
dalında yetersiz sayıda çalıştırılan fizyoterapistler buradaki
sorumluluklarının yanı sıra yoğun bakımlar, palyatif bakım gibi servislere de
görevlendirme ile hizmet vermektedir. Bu durum fizyoterapi ve rehabilitasyon
hizmet kalitesi açısından hasta ve yakınlarını mağdur etmektedir.
Ülkemizde mezun fizyoterapistlerin sayısı, sağlık insan gücü
projeksiyonlarının önünde hızla artmaktadır. Türkiye’de yaklaşık mezun
22.000 fizyoterapist olduğu ayrıca 73 üniversiteden her yıl ortalama 4.500
fizyoterapist mezun olduğu ve 2018 yılında Sağlık Bakanlığı´nın sadece
200 fizyoterapist kadrosu açtığı düşünülecek olursa ülkemizde halen
fizyoterapi rehabilitasyon hizmetine ulaşımda halkımızın sırada beklediği çok
açıktır.
Fizyoterapistler yaşlı ve engelli bakım ve rehabilitasyon
hizmetlerinde yeterince yer alamamaktadırlar. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler
Bakanlığı´na bağlı huzurevi, yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezleri ile
engelli bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde fizyoterapist istihdamının
yetersiz olduğu görülmektedir. Bakanlığa bağlı huzurevleri ve engelli bakım ve
rehabilitasyon merkezlerinde 300 engelli/yaşlıya bir fizyoterapist düşmektedir.
Özel sektörde ise isteğe bağlı fizyoterapist çalıştırılmasından dolayı yeterli
istihdam gerçekleşememektedir. Bu durum ülkemizde yaşlanmakta olan nüfusu ve
önemli oranda hizmet bekleyen engellilerin rehabilitasyon hizmeti kapsamında
fizyoterapi uygulamalarından mahrum bırakmaktadır.
Fizyoterapistler engelli eğitim ve rehabilitasyon
hizmetlerinde yeterince yer alamamaktadırlar. Fizyoterapistler Milli
Eğitim Bakanlığı´na bağlı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde,
fizyoterapi seanslarının yetersiz olmasından dolayı engellilerin yeterince
hizmet alamadığı görülmektedir. Bu nedenle hem bu seansların bireyin
ihtiyaçlarına göre düzenleneceği, hem de okullarda ve engelli okullarında
fizyoterapistlerin istihdam edilmesinin, okul fizyoterapistliğinin
yaygınlaştırılmasının, rehabilitasyon hizmetine erişiminin güçlendirilmesi
gerekmektedir.
Özetle; ihtiyacı olan bireylerin yaşam kalitesini artıran ve
yeniden toplumsal hayata katılımını destekleyen rehabilitasyon hizmetlerine,
hem ülkemizde vatandaşların hem de dünya vatandaşlarının erişimini desteklemek
için fizyoterapistler olarak göreve hazır olduğumuzu ifade etmek isteriz.
Türkiye’de tedavi, bakım ve eğitim ile birlikte rehabilitasyon
hizmetlerine erişimi güçlendirmek için mesleğimize düşen sorumluluğu
layığı ile yapabilmemize arzusundayız.















