Arslan Tekin yazısında “Yeni bir kitap yayınlandı: "Kahramanmaraş'ta
Bulunmuş Yeni Asurca Tabletler" (Hazl. Cahit Günbattı, Salih Çeçen, L.
Gürkan Gökçek, Faruk Akyüz, TTK Yayınları, XII+182 s.) diyerek detayları
paylaştı.
İŞTE ARSLAN TEKİN’İN YAZISI.
Ekrem Hakkı Ayverdi (1899-1984): "Arkeoloji, üzerinde büyük medeniyetler kurulmuş topraklara has bir ilimdir. O medeniyetlerin bıraktığı eserlerle toprak üstünde ve daha ziyâde altında olanlarla meşgul olur. Büyük hafriyat yapar, bulduklarından, o eski medeniyetlerin mâhiyetini ortaya çıkarır. Tefsirinde az çok isâbet ettikleri de vardır, etmedikleri de. Muhayyileyi işletmek, tefsirler yapmak, bu kıt'aların bugünkü sâkinleri içinde eskiyi kuranların ahfâdını yaşıyorsa bulunan neticeler, bu kavimler için çok kıymetlidir ve kendilerini diğer milletler hürmetle sayar." der. ("Anadolu Medeniyeti Masalı", Türk Edebiyatı Dergisi, Kasım 1983, Makaleler, 1985, s. 373).
Sözü sonra İran'a getirir. Daha sonra bize. İran'ı (Parsları) bayağı bayağı yerer; İslâmiyeti sulandırdıklarından bahseder. Osmanlı'ya ayrı bir sayfa açar. Osmanlı'nın öncesi ve sonrası yoktur sanki... Osmanlı'dan kopuşun fikren kilometre taşı gördüğü için olacak Gökalp üzerine de yürür. Bu tartışmalar ayrı.
E. H. Ayverdi, ünlü romancı Sâmiha Ayverdi'nin ağabeyidir. Merkez üsleri Kubbealtı Cemiyeti'dir. Meselem E. H. Ayverdi'nin yaptıkları ettikleri değildir. Yine şu notu vermeden geçemeyeceğim: Densiz bir tarihçinin, Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu'nun "Üniversiteler fuhuş evi!" sözünü etmesi üzerine büyük tartışma açıldı. Üniversitelerde Batı eğitimi örnek. Bağlantı kurulur mu, kurulmaz mı bilemem... E. H. Ayverdi'nin "Avrupa'da 'hürriyet-i fikir' yoktur, 'hürriyet-i zina' vardır." sözünü buraya alayım ve mevzumuza geleyim.
Türkiye'de Halikarnas Balıkçısı ve Azra Erhat ile birlikte Batı kaynaklı hümanizmin temsilcilerinden Sabahattin Eyüboğlu, farklı bakış açısıyla Anadolu'nun eski medeniyetlerine sahip çıkar: "Bu memleket niçin bizim? Dört yüz atlıyla Orta Asya'dan gelip fethettiğimiz için mi?... Hititler, Frigyalılar, Yunanlılar, Farslar, Romalılar, Bizanslılar, Moğollar da fethetmişler Anadolu'yu. Ne olmuş sonunda? Anadolu onların değil, onlar Anadolu'nun malı olmuş... Kaynaşmış, halleşmiş hepsi... Biz bu toprakları yoğurmuşuz, bu topraklar da bizi..." ("Bizim Anadolu", Mavi ve Kara, 1994).
İlimde sınırlama olmadığı gibi peşin hüküm de olmaz. Biz şimdi belgeyle konuşalım.
Yeni bir kitap yayınlandı: "Kahramanmaraş'ta Bulunmuş Yeni Asurca Tabletler" (Hazl. Cahit Günbattı, Salih Çeçen, L. Gürkan Gökçek, Faruk Akyüz, TTK Yayınları, XII+182 s.)
Yeni Asurca tabletleri, eski eser kaçakçıları buluyor. Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi bu eserleri satın alıyor. 36 tablet ve 1 zarf.
Eseri yayına hazırlayan öğretim üyelerinin ortak yazdıkları "Ön Söz"de verdikleri bilgiye göre; "Çoğunda damga veya silindir mühür baskıları da bulunan tabletler, Yeni Asur devrinin geç bir döneminde, Asurlu ve yerli kimselerin hukukî ve ekonomik ilişkileri hakkında önemli bilgiler içermektedir."
Bu tür yayınları elime aldıkça hayretten hayrete düşerim. Eski çağların insanları mı dönemin imkânlarına göre çok ilerideler, yoksa biz mi çağımıza göre daha ilerideyiz... Eskileri, dönemlerinin şartlarında çok ama çok ileride olduğuna hiç şüphe duymuyorum.
Tabletlerin çoğu M.Ö. 700'lü, 600'lü yıllara ait. Tabletler, köle satışı, gümüş borcu, kadın dokumacıyla sözleşme, tahıl borcu, tarla satışı, tarla sözleşmesi ve mahkeme kaydı hakkında... Okudukça insan şaşırıyor. Adalet için kılı kırk yarıyorlar.
Eski medeniyetlerden öğreneceğimiz çok şey var. Hele şu zamanda!
YENİ ASURCA TABLETLERİ NE ANLAMA GELİR..
- Günümüze kadar ele geçmiş olan Yeni Asur Dönemi tabletlerinin büyük çoğunluğu, belirli bir usule göre hazırlanmış1, şahısların alım-satımı ile ilgili hukuki belgelerdir.
- Bu tür metinler, Yeni Asur dönemi toplumun un sosyal ve ekonomik hayatı hakkında doğrudan bilgi edinmemizi sağlayabilmektedir. Ancak, bu dönem toplumunun hukuki anlayışları tam olarak bilinmediğinden, tabletlerde işaret edilen yaptırımların veya diğer hukuki tutanakların neyi ifade ettiği tam olarak anlaşılamamaktadır.
- Buna karşılık, dönemin hukuki sisteminin asıl özelliklerinin analizi ve değerlendirilmesi yapılabilmektedir. Postgate konuyla ilgili olarak, Yeni Asur tabletlerinin Babil belgelerine göre içerik bakımından kısmen dar ve az türde olmasına, bu nedenle de daha az dikkat çekmesine rağmen, Yeni Asur ifade tarzının şüphesiz Arami dünyasının hukuki prosedürünü daha fazla yansıtmasından dolayı Yeni Asur imparatorluğu tarihine ilgi duyulmasına katkı sağladığını ifade etmektedir2. Bu çalışmada ele alman Yeni Asur Dönemine ait iki tablet de, köle satışı ile ilgilidir.
- Sayın Yüksel Erimtan’ın koleksiyonunda bulunan bu tabletler, kahramanmaraş Kalesi’nde daha önceki yıllarda yapılan kaçak kazılar sonucunda ele geçtiği belirtilen bir arşive ait olduğu anlaşılmaktadır3. Ele alınan birinci tablet, İkincisine nazaran daha iyi korunmuştur. İkinci tabletin bilhassa arka yüzü kısmen silik ve hasarlıdır. Bu nedenle ilgili satırlarda geçen şahit adlarının okunmasında zorluklar vardır. Tereddüt edilen bazı Asurca şahıs adlarının Sumerogramları verilmiştir.
İŞTE TÜM DETAYLARI….















