Eğitim-Sen Kahramanmaraş Şube Yürütme Kurulu, yaptığı açıklamada kamu emekçilerinin ve emeklilerin sefalet ücretine mahkûm edilmek istendiğini belirterek “Bu teklif, milyonlara dayatılan yoksulluk ve güvencesizliktir. Müzakere değil mücadele edeceğiz” dedi.
“Kamu hizmeti ticarethaneye, vatandaş müşteriye dönüştürüldü”
Sendikaların ortak açıklamasında, yıllardır izlenen ekonomi politikalarının hem kamu emekçilerini hem de halkı mağdur ettiğine dikkat çekildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Üretime değil, borçlanmaya ve betonlaşmaya dayalı bu model; kamu hizmetlerini kısıtladı, yatırımları azalttı. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan haberleşmeye tüm kamusal alan özel sektöre devredildi, paralı hale getirildi. Kamu binaları ticarethaneye, yurttaşlar müşteriye çevrildi. Bunun bedelini felaketlerle, yangınlarla, sellerle hepimiz ödedik.”
“4 milyon kamu emekçisi, 2,5 milyon emekli yok sayılıyor”
Toplu sözleşme sürecinin oldubittiye getirilmeye çalışıldığını ifade eden Eğitim-Sen, Çalışma Bakanlığı’nın umut verici açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını belirtti:
“4 milyon kamu emekçisi, 2,5 milyon emekli ve aileleriyle birlikte 25 milyon kişi sefaletle tehdit ediliyor. Hükümetin teklifinde insanca yaşamaya yetecek ücret artışı yok, kira yardımı yok, ek göstergede iyileştirme yok, gelir vergisi adaletsizliğine çözüm yok, kadın emekçilere yönelik eşitlik adımı yok. Ortada bir toplu sözleşme değil, sefalet dayatması vardır.”
“Hakem Kurulu hükümetin noterliğini yapıyor”
Eğitim-Sen, uyuşmazlık durumunda devreye giren Hakem Kurulu’na da güvenmediklerini açıkladı:
“11 üyeden 7’si Cumhurbaşkanı tarafından doğrudan ya da dolaylı olarak atanmış bir kuruldan tarafsızlık beklemek mümkün değildir. Hakem Kurulu, bugüne kadar her defasında hükümetin noterliği görevini üstlenmiştir. Bu sefer de aynı oyuna izin vermeyeceğiz.”
“Müzakere değil, mücadele zamanı”
Sendikalar, kamu emekçilerine dayatılan teklife karşı mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı. Eğitim-Sen Kahramanmaraş Şubesi’nin açıklamasında şu mesaj öne çıktı:
“Hiç kimse bu sefalet teklifine değer yüklemesin. Kamu emekçilerinin ve emeklilerin talepleri görmezden gelinemez. Artık yeter! Bizleri yok sayan bu yoksulluk ve güvencesizlik teklifine karşı sesimizi yükseltiyoruz. Bugün üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz. Bu daha başlangıç; insanca yaşamaya yetecek ücret, güvenceli istihdam, adil bir toplu sözleşme ve grev hakkı için mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz.”














