Doğumsal kalp
hastalıklarının en zorlu grubunu ‘balık kalpli’ çocuklar oluşturuyor! Onlar 3
yaşına kadar 3 büyük kalp ameliyatı geçiriyor!
İşte, bu özel çocuklar ve aileleri, ülkemizde ve dünyada
önemli bir sorun olan doğumsal kalp hastalıklarına dikkat çekmek amacıyla
Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi’nde düzenlenen ‘Balık Kalpli Çocuklar’
etkinliğinde uzmanlarla bir araya geldi. Doğumsal kalp hastası olarak dünyaya
gelen 28 yaşındaki İbrahim Onur Akoğlu’nun hikayesi ise; doğumsal kalp
hastalığının zirvelere çıkmaya engel olmadığını kanıtlaması adına dikkat
çekiciydi. İşte, ilginç hikayenin ayrıntıları, uzmanların önemli mesajları…
Doğumsal kalp hastalıklarının 200’den fazla çeşidi
bulunuyor; en zorlu gruptaki hastalar ‘balık kalpli’ çocuklar! İşte, bu özel
çocuklar ve aileleri, ülkemizde ve dünyada önemli bir sorun olan doğumsal kalp
hastalıklarına dikkat çekmek amacıyla Doğumsal Kalp Hastalıkları Farkındalık
Haftası kapsamında Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi’nde düzenlenen
‘Balık Kalpli Çocuklar’ etkinliğinde uzmanlarla bir araya geldi; sıcacık
sohbetlerle hem bilgilendi, hem eğlendi, hem de paylaşımlarla moral buldu, güçlendi.
Toplantıda konuşan Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kalp ve Damar
Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersin Erek, bu hastalar için neden ‘balık kalp’
tanımlaması yaptıklarını şu sözlerle ifade etti: “Onlar, tıpkı balıklarınki
gibi kalplerinde sadece bir odacık ve bir karıncıkla dünyaya gözlerini
açıyorlar. Normal insan dolaşımından oldukça farklı işleyen ve balıklarınkini
taklit eden bir dolaşıma sahipler. Kan, kalpteki tek karıncık tarafından bir
seferde tüm vücuda ve akciğerlere pompalanıp kalbin kulakçığına geri dönüyor.
Normalde bulunan 2 kulakçık ve 2 karıncık yerine, sadece tek karıncık gelişmiş
olduğu için, dolaşımın tamamen normal hale getirilmesi mümkün olmuyor. Balık
kalbi (Fontan dolaşımı) yöntemi ile özel bir dolaşım oluşturularak hastaların
hayata tutunması sağlanıyor. Fontan dolaşımlı hastaların her biri ayrı bir
mucize.”
3 yaşına kadar 3
büyük kalp ameliyatı geçiriyorlar!
Bu çocukların henüz anne karnındayken fetal ekokardiyografi
ile teşhis edilmelerinin mümkün olduğunu ve bunun hayati önem taşıdığını
vurgulayan Prof. Dr. Ersin Erek “Çünkü bu hastaların yüzde 90’ dan fazlasına
doğar doğmaz ilk müdahale ya da girişimin yapılması gerekiyor. Bu çocuklardan
bazıları doğduğunda sağlıklı görünse de, saatler veya günler içerisinde hızla
durumları bozulabiliyor. Morarma, nefes almada güçlük, sık nefes alma, beslenme
güçlüğü ve uykuya eğilim görülebilen hemen müdahale edilmezse bu durum bebeğin
kaybı ile sonuçlanabiliyor” diye konuştu. Ameliyatsız yaşam şansı olmayan bu
çocukların 3 yaşına kadar 3 büyük kalp ameliyatı geçirdiklerini belirten Prof.
Dr. Ersin Erek, onlara ‘yarım kalpli’ demek yerine, ‘balık kalpli’ demenin çok
daha moral verici olduğunu vurguladı. Hatta, dünyadaki canlıların belki de en
büyük ve en güçlülerinden biri olan köpekbalıklarının da aynı dolaşıma sahip
olduklarını örnek göstererek, aynı onlar gibi, dirençli, tuttuğunu koparan ve
cesaretli olmalarını istedi. Prof. Dr. Ersin Erek “Balık kalpli çocuklardaki bu
üstün direnç, cesaret, ısrarcılık ve hayata bağlılık ileriki yaşamlarında da
inanıyorum ki hepsini başarılı, üretken ve mutlu bireyler yapacak. Şüphesiz çok
büyük zorluklarla karşılaştılar ve zaman zaman yine problemler çıkabilir ama
ülkemizde artık bu hastalığa çare olabiliyoruz” dedi.
Kalp hastası doğdu,
çocuk kardiyoloğu oldu!
Toplantıya; hem doğuştan kalp hastası hem de Çocuk
Kardiyoloğu olarak katılan Prof. Dr. Ender Ödemiş “Benim gibi doğuştan kalp
hastası olup, hayata tutunup daha sonra üretken, verimli, ülkeye, millete,
dünyaya, kendi gibi olanlara yaşadıkları güzelliğin karşılığını verebilmeye
çalışan grupla karşı karşıyayım. Hepinizi çok iyi anlıyorum ve birlikte uzun,
sağlıklı, çok daha güzel yıllarımız olacağına inanıyorum” sözleriyle balık
kalpli çocuklar ve ailelerine güç ve moral verdi.
Ülkemizde teknoloji
ve tıpta çok büyük ilerleme yaşanıyor!
Doğumsal kalp hastalıklarına farkındalık yaratmak amacıyla
gerçekleştirilen ‘Balık Kalpler’ etkinliğinde ailelere seslenen Acıbadem
Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Çocuk Kalp Vakfı Başkanı Prof. Dr. Tayyar
Sarıoğlu da, toplumumuzda ne yazık ki çocuk kalp hastalıkları konusunda yeterli
bilginin olmadığını belirterek “Anne babalar çocuklarını büyük bir sevinç
içerisinde kucaklarına almayı beklerken, kalp hastası olarak doğduklarını
öğrenince hayatlarının en acı sürpriziyle karşılaşıyorlar. Tıp çevrelerinde
bile ‘çocuk kalp hastası doğmuş, kalbinde bozukluklarla doğmuş nasıl yaşar?
Ameliyatları kaldırabilir mi? diye kaygılar var. Oysa bugün ülkemizde tıpta ve
teknolojideki gelişmeler, hekimlerin bilgi ve tecrübeleriyle birleşerek kalp
hastası çocukların da aktif yaşama kavuşmaları, mutlu ve üretken bir şekilde
yaşamlarını sürdürmeleri mümkün hale geldi. Ülkemizde kalp cerrahisi ve
kardiyolojinin ulaştığı imkanlar bakımından çok ümitli olmalısınız. Tüm dünyadaki
başarılara paralel şekilde ülkemizde de birçok merkezde çocuk kalp hastalarına
tedavi imkanları sunuluyor” diye konuştu.
Sağlığına kavuştu,
zirvelere tırmandı!
Kalp hastası çocukların ailelerine destek olmak amacıyla toplantıya katılan 28 yaşındaki İbrahim onur akoğlu da; doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya geldi, ancak 18 yaşına kadar iki büyük kalp ameliyatı geçirerek sağlığına kavuştu. Ardından çantasını sırtına taktığını ve tek başına seyahatlere çıktığını belirten Akoğlu “İlk ameliyatımı 8 yaşında, ikinci ameliyatımı da 18 yaşında oldum. Ailem ve arkadaşlarımın bilinçli olması bana güç verdi. Altın kafese hapsedilmedim, her zaman sosyal bir çocuk oldum. 12 yaşından beri müzikle ilgileniyorum, gitar çalıp şarkı söylemeyi çok seviyorum. İkinci ameliyatımdan sonra da sırtıma çantamı taktım dünyayı dolaşmaya başladım. İrlanda, İtalya, Bosna Hersek, Avusturya, Macaristan, Çekya ve Vatikan’a gittikten sonra İsviçre’ye Alp Dağları’na, ardından da Çin Seddi’ne çıkabildiğim son noktaya kadar çıkmayı başardım! Mesleğim dolayısıyla yoğun çalışıyorum ama gezilerime de devam edeceğim” dedi. Şenlik havasında geçen etkinliğin ardından kukla gösterisi yapıldı, hep birlikte pasta kesildi.















