Dt. Nurgül Demir, “Süt dişler çıkmaya başladığı andan itibaren, daimi diş dizilimlerinin tamamlanacağı yaşa kadar kontrol etmek büyük önem taşıyor” dedi. Dişlerin çiğneme, konuşma gibi fonksiyonlar sırasındaki görevlerini yerine getirebilmesi, çenelerin birbirleriyle olan kapanış ilişkilerinin fizyolojik sınırlarda korunabilmesi ve dişlerin düzgün dizilimi ile estetik görünümün korunması, çocukların ağız sağlığı ve büyüme-gelişim sürecinin önemli unsurlarıdır. Çenelerdeki konum ve yapı bozukluklarının, dişlerdeki dizilim ve şekil problemlerinin erken teşhisi, başarılı bir tedavinin ilk adımıdır" ifadelerini kullandı.
Diş Yapısında Hasara Yol Açabilir
Çocuklardaki kötü ağız alışkanlıklarının ileride sorunlara yol açabileceğini belirten Demir, “Parmak emme, kalem ısırma, tırnak yeme gibi alışkanlıklar, dişler ve dişlerin dizildiği çene kemiklerine sürekli bir kuvvet uygulanmasına sebep olur. Bu kuvvetin sıklığı, süresi ve yoğunluğu, dişler ve çenelerde oluşabilecek hasarın boyutunu belirler. Dişlerin fazla önde konumlanması, 'openbite' dediğimiz ön ve arka dişlerin arasında çeneler kapandıktan sonra açıklık kalması, çenelerde oluşabilecek gelişim bozukluklarının bir sonucu olarak alt ve üst yüz oranlarının değişmesi, bu kötü alışkanlıkların yol açabileceği problemlerden bazılarıdır. Dişlere ve çenelere uygulanan kuvvetin süresi ve sıklığı, uygulanan kuvvetin büyüklüğünden çok daha büyük bir risk faktörüdür" dedi.
Gelişimi Engelleyebilir
Dişlerin düzgün diziliminde ve çenelerin fizyolojik gelişimlerinin tamamlanmasında, dudakların, yanakların ve dilin fonksiyon sırasında ve istirahatte doğru konumlanmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Demir, “Dil veya dudakların fizyolojik işlevlerini yerine getirebilmesi için dudak ve dil bağı boyutlarının, yerleşimlerinin ideal olması gerekmektedir. Aynı şekilde, dilin pozisyonlanma farklılıklarına bağlı olarak görülen yanlış yutkunma alışkanlıkları ve dil itimi problemi ile dilin sürekli ön dişlere kuvvet uygulaması da çenelerin büyüme-gelişim dönemlerinde bozukluklara sebep olabilir” şeklinde konuştu.
Ağızdan Nefes Alıp Verme Diş Gelişimini Etkiliyor
Çocuklarda ağızdan nefes alıp verme probleminin diş sağlığı ve çene gelişimini etkileyebilecek bir diğer risk faktörü olduğunu belirten Demir, “Burundaki kemik eğrilikleri, geniz eti veya bademcik büyümeleri, alerjiler, üst çenenin normale göre daha geride konumlanması gibi etkenlerle çocuklar burundan değil, ağızdan nefes almaya başlarlar. Ağız solunumuna sebep olan etken ortadan kaldırılmadıkça, dil istirahat konumunda üst çeneyi destekleyemez ve bu durum üst çene daralmasına, kapanış sırasında alt çene kaymasına, diş diziliminde bozulmalara, yüz yüksekliğinin artmasına ve çene eklemi hasarına neden olabilir” dedi.
Diş Sıkma Yaygınlaştı
Yetişkinler kadar çocuklarda da diş sıkma alışkanlığının görülmeye başladığını söyleyen Demir, “Diş dizilim ve çene gelişimi bozukluklarındaki etkisine de değinmeden geçmeyelim. Diş sıkma alışkanlığı, duygusal stres, nörolojik problemler, dişlerdeki dizilim bozukluğu gibi etkenlerle oluşabilir ve diş sıkmaya diş gıcırdatma da eşlik edebilir. Uyku sırasında veya gün içinde, diş yüzeylerine dikey veya yatay yönlerde iletilen kuvvet, çiğneme kuvvetlerine göre çok daha yıkıcıdır. Zaman içinde çene eklemi problemleri, dişlerde çatlak ve kırıklar, kulak ve baş ağrılarının yanı sıra, diş yüzeylerinde aşınmalara da sebep olarak çenelerin kapanış sırasındaki normal boyutunun azalmasına ve alt yüz yüksekliğinde düşüşe yol açabilir” dedi. Ebeveynlere özel önerilerini ise şu şekilde sıraladı:
Çocukların süt dişlerinin tamamlandığı, ortalama 36 aylık dönemde, dişlerin ve çenelerin ideal büyüme ve gelişim paternleri doğrultusunda değerlendirilmesi için çocuk diş hekimi muayenesi şarttır.
Eksik veya fazla dişler, kist, tümör gibi dişlerin düzgün dizilimini ve çenelerin gelişimini bozabilecek patolojilerin erken dönemde tespit edilmesi ve çocuğun yaşına göre ideal tedavinin planlanması gerekmektedir.
Çocuklarda kötü ağız alışkanlıklarının önüne geçilebilmesi, dil, dişler ve çenelerin ideal olmayan pozisyonlarının erken fark edilmesi, solunum bozukluklarının, diş sıkma probleminin, vücudun genel bütünlüğünü bozan sistemik hastalıkların diş ve çeneler üzerine olan etkilerinin erken teşhisi, uzun dönemde karşılaşılabilecek sorunları engelleyebilmemiz için önemlidir.
Çocuklarda erken yaşlarda önüne geçilemeyen kötü ağız alışkanlıklarının ve zamanında önlemi alınmayan diğer problemlerin ilerleyen yaşlarda da devam etmesi durumunda, dişlerdeki çapraşıklık ve çenelerdeki bozukluk için bir tedavi uygulansa dahi tedavinin geri dönme riski daha fazla olur.
Çocuklarda yapılacak olan diş tedavilerinde başarının anahtarı, çocuğun kooperasyonu ve ebeveynlerin tedavi sürecinde aktif ve yapıcı rol almalarıdır. Bu iki koşul sağlandığı takdirde, erken yaşta planlanacak ideal diş tedavileri ile ilerleyen yaşlarda rahat bir nefes almak mümkün olabilir.















