Hiç kuşkusuz 40 haftalık keyifli bir o kadar da heyecanlı
bekleyiş sürecinde“Bebeğim sağlıklı gelişiyor mu?” sorusu her ebeveynin
yaşadığı kaygıların başında yer alıyor. Çoğunlukla korkulan olmuyor ve anne
baba bebeğini sağlıkla kucaklarına almanın mutluluğunu yaşıyor. Ancak
hamilelerin yüzde 5-10’unda ise fetusta anne karnında büyüme geriliği ortaya
çıkabiliyor.
Erken doğumun yanı sıra bebeğin kaybına bile yol açabilen
fetal büyüme geriliğinin pek çok nedeni var. En sık ve önemli nedenlerden biri
de, anne karnındaki bebeğin gelişiminde yaşamsal önem taşıyan plasentanın
oksijensiz kalması! Bebeğin sağlığını, hatta yaşamını bile tehdit eden bu
sorunu araştıran Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum/
Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Bildirici ile Amerikalı
meslektaşları “Plasenta nasıl oluyor da fetal büyüme geriliğine yol
açabiliyor?” sorusuna yanıt buldular.
Washington Üniversitesi’nde başlayan ve 10 yılı aşkın
süredir yürütülen bu araştırmanın sonuçları, tıp dünyasında saygın Endocrinology
Dergisi’nde yayınlandı. Birinci sıraya da bir Türk hekim, Acıbadem Maslak
Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum / Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim
Bildirici imzasını attı. Yapılan araştırmada tespit edildi ki, plasenta
oksijensiz kaldığında hücrelerinin hayatta kalabilmeleri için bir savunma
mekanizması oluşturarak yağları damlacıklar içerisinde depoluyor. Çünkü bu
yağları hapsetmezse kendi hücreleri ölecek ve bunun sonucunda da bebeğin
kaybına yol açacak. Bebeğe az yağ transfer ederek büyüme geriliğine yol açsa
da, aslında onun hayatını kurtarmış oluyor! İşte, plasentanın o gizemi ve Kadın
Hastalıkları ve Doğum / Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Bildirici’nin önemli
açıklamaları…
Plasenta oksijen yetersizliğinde yağ depoluyor!
Kadın Hastalıkları ve Doğum / Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr.
İbrahim Bildirici ile Amerikalı meslektaşları Washington Üniversitesi’nde başlattıkları
araştırmada oksijen yetersizliğine maruz bırakıldığında plasenta hücrelerinde
yağ damlacıkları şeklinde yağ depolandığını ortaya koydular. Büyüme geriliği
ile doğan bebeklerin plasentalarında da fazla yağ depolanmış olduğunu tespit
eden araştırmacılar, bu bebeklerde normal doğum ağırlığındaki bebeklere göre
yağ dokusunun neden orantısız olarak az olduğunun, bu bebeklerin neden zayıf ve
cılız kaldığının üzerine gitmeye karar verdiler.
Hücreleri ölümden koruyan mekanizmayı çözdüler
Prof. Dr. İbrahim Bildirici ile meslektaşları geniş bir
yelpazede, titizlikle yürüttükleri araştırmada, plasentanın dolaşım bozukluğu
ve oksijenlenme yetersizliğinde, plasenta hücrelerinde yağ damlacıkları
şeklinde yağ depolanmasının PLIN2 proteininin kontrolünde gerçekleştiğini ve
bunun hücreleri ölümden koruyan bir savunma mekanizması olduğunu tespit
ettiler. Araştırmacılar PLIN2 azalttıklarında yetersiz oksijene maruz bırakılan
plasenta hücrelerinde ölümün arttığını, PLIN2’yi arttırdıklarında ise plasenta
hücrelerinin canlılığını koruduğunu ortaya koydular.
Bebeğin hayatını kurtarıyor
Madalyonun diğer tarafında ise yağ depolayarak canlılığını
idame ettirmeyi başaran bu plasenta ve hücrelerinden hücre dışına yeterince yağ
transfer edilmediğini de tespit eden araştırmacılar böylelikle fetustaki büyüme
geriliğinin de önemli bir mekanizmasını açıklığa kavuşturmuş oldular. Kadın
Hastalıkları ve Doğum/ Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Bildirici
yaptıkları araştırma sonucunda plasentanın hayatta kalmasını sağlayan bir
savunma mekanizmasını ortaya koyduklarını belirterek sözlerine şöyle devam
etti: “Plasenta yeterince oksijen alamadığında, hayatta kalabilmek için yağ
damlacıkları içinde yağ depoluyor. Çünkü bu yağları damlacıklar içinde
hapsetmezse kendi hücreleri ölecek ve bunun sonucunda da bebeğin kaybına yol
açacak. Az yağ transfer ettiği için bebekte büyüme geriliğine yol açsa da
aslında onun hayatını kurtarmış oluyor.” Prof. Dr İbrahim Bildirici fetusun
büyüme geriliğine neden olan bu mekanizmanın anlaşılmasının uzun vadede bu
soruna yönelik geliştirilecek olan tedavilere ışık tutacağını da sözlerine
ekledi.















