Raporda, özellikle Akdeniz Havzası ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere, Kahramanmaraş’ın da dahil olduğu birçok ilin yüksek kuraklık tehdidi altında bulunduğu vurgulandı.
Türkiye’nin Yüzde 88’i Çölleşme Riski Altında
“Dünyadaki Kuraklık Noktaları” başlığıyla yayımlanan kapsamlı çalışmada, Türkiye'nin iklim değişikliğine karşı kırılgan ülkelerden biri olduğu açıklandı. Rapora göre, ülke topraklarının yüzde 88’i çölleşme tehdidiyle karşı karşıya. Yarı kurak coğrafi yapısı, yağış rejimindeki belirsizlik ve toprak parçalanması, bu riski daha da artırıyor.
Kuraklığın yalnızca doğaya değil, tarımsal üretime, içme suyuna, ekonomik sürdürülebilirliğe ve sosyal yapıya da doğrudan tehdit oluşturduğuna dikkat çekiliyor. Özellikle tarım ve hayvancılıkla geçinen şehirlerde, su kaynaklarının azalması, geçim kaynaklarını da tehdit ediyor.
Kahramanmaraş İçin Tehlike Çanları Çalıyor
Raporda ismi açıkça geçmese de, veriler ışığında Kahramanmaraş gibi Akdeniz ve Doğu Anadolu geçiş bölgesinde yer alan iller, iklim krizinin en sert yüzüyle karşılaşacak bölgeler arasında yer alıyor. Tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu kentte, yağışların azalması ve sıcaklıkların artması, yer altı su kaynaklarının tükenmesine, sulama sorunlarına ve ürün veriminde ciddi düşüşlere yol açabilir.
2025’in Ocak Ayı Son 24 Yılın En Kurak Dönemi
BBC’nin aktardığı verilere göre, 2025 Ocak ayı, Türkiye genelinde son 24 yılın en kurak ocak ayı olarak kayıtlara geçti. Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yağışlar normalin sadece yüzde 6’sı kadar gerçekleşti. Diğer bölgelerde ise bu oran yüzde 30’un altında kaldı. Bu durum, kuraklığın artık mevsimsel bir istisna değil, kalıcı bir tehdit olduğunu gösteriyor.
"Sessiz Katil": Kuraklık Artık Küresel Bir Kriz
Raporda kuraklık, artık yalnızca doğal bir olay olarak değil, “sessiz bir katil” olarak tanımlanıyor. Kaynakların hızla tükenmesi, ekosistem çöküşü, zorunlu göçler ve yoksulluk gibi zincirleme etkilerle tüm dünyada etkisini artırıyor. Özellikle Afrika, Latin Amerika ve Güneydoğu Asya'daki örnekler, bu tehlikenin Türkiye için de ne kadar yakın olduğunu gözler önüne seriyor.
Son 40 yılda dünya genelinde kuraklık bölgeleri üç katına çıkarken, El Niño gibi doğal olaylar bu süreci daha da hızlandırıyor. Türkiye’de de bu tabloya benzer şekilde, su kaynaklarının yüzde 75’i tarımda kullanılıyor. Bu durum, tarımın sürdürülebilirliği için acil çözümler üretilmesini zorunlu kılıyor.
Su Fakiri Ülke Statüsü Yaklaşıyor
OECD’nin 2019 yılında Türkiye’yi "su stresi yaşayan ülke" kategorisine almasının ardından, şimdi ise BM raporları 2030 yılı itibarıyla Türkiye’nin “su fakiri” ülkeler arasına girebileceğini öngörüyor. Bu durum, nüfusun ve tarım alanlarının yüzde 80’inin doğrudan kuraklık riskiyle karşı karşıya kalacağı anlamına geliyor.
Uzmanlardan Uyarı: “Bir Daha Olmayacak mı Değil, Bir Daha Olunca Ne Yapacağız?”
Raporun katkıcılarından biri olan ABD Ulusal Kuraklık Azaltma Merkezi kurucusu Dr. Mark Svoboda, dikkat çeken bir uyarıda bulundu:
“Kuraklık, sadece bir doğa olayı değil; aynı zamanda sosyal ve ekonomik krizlerin başlangıç noktasıdır. Mesele bir daha olup olmayacağı değil, bir dahaki sefere hazır olup olmadığımızdır.”
Çözüm Ne? Stratejik Yatırım Alanları Belirlendi
BM destekli çalışmada, Türkiye’nin kuraklıkla mücadele edebilmesi için şu alanlarda acil yatırımlar yapması öneriliyor:
Yağmur suyu hasadı sistemleri
Gri su geri dönüşüm teknolojileri
Tarımda dijital sulama uygulamaları
Kuraklığa dayanıklı ürün çeşitleri
Sürdürülebilir kent ve tarım planlaması
Su tasarrufu odaklı kamu kampanyaları















