T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü
destekleri ile anadolu Üniversitesi ve İletişim Bilimleri Fakültesi tarafından
düzenlenen 20. Eskişehir Uluslararası Film Festivali, film gösterimleri ve
paralel etkinliklerle devam ediyor.
Festvalin Türk Sineması seçkisinde yer alan “Sibel” filminin
festivaldeki gösterimi Sinema Anadolu Salonu’nda gerçekleştirildi. Gösterimin
ardından filmin başrol oyuncusu Damla Sönmez’ın katılımıyla bir söyleşi
gerçekleştirildi. Söyleşinin moderatörlüğünü Çağrı Yılmaz üstlendi.
Sibel, babası ve kız kardeşiyle Karadeniz’in dağlık
bölgesinde bir köyde yaşayan, dilsiz ve çevresiyle sadece bölgenin eski ve
unutulmuş ıslık diliyle iletişim kurabilen bir kız. Etraftakilerin uğursuz
saydığı genç kız, dağlarda gezindiği söylenen bir kurdu avlayacağına inanır.
Sonunda bir gün ormanda ummadığı biriyle karşılaşır.
Oyuncu Damla Sönmez, çekimler başlamadan 2,5 yıl önce
yönetmenlerle tanıştığını ve hiç ıslık çalmayı bilmediği halde; çalışarak, 6 ay
sonra ıslık çıkarmaya başladığını ve en çok babasıyla çalıştıklarını dile
getirerek sözlerine başladı. “Senaryo geldikten aylar sonra çok fazla prova
yapıp çalışıp, hazırlanıp sete çıktık.” diyen ödüllü oyuncu, sözlerine şöyle
devam etti: “Yönetmenler en baştan daha senaryo sürecinden itibaren beni
projenin içine dahil ettiler. Hazırlanmak için uzun bir vakit vardı önümüzde.
Bu her oyuncunun hayalidir. Bu hazırlanma süresi işe özenmenize olanak
sağlıyor. Çok şanslıyım diyorum böyle bir vakti bana verdikleri için, ama
aslında bu süre ne bir şans, ne bir lüks; bir gereklilik.”
“Erkan’ın da benim de fiziksel olarak çok yüksek performans
göstermemiz gereken sahnelerimiz vardı. Bir taraftan askerlik eğitimi gibi bir
hazırlıktan geçtim.” diyen Sönmez, filmdeki ıslıkların tamamının kendisine ait
olduğunu dile getirdi. Filmin başrolünde yer alan "Sibel"
karakterinin, bir karakterden öte, kadın erkek fark etmeden ötekileştirilen
herkesi temsil ettiğini, hepimizin içinde Sibel'den bir parça olduğunu
düşündüğünü belirtti. "Kendisi olmaya izin verilmeyen herkes, pek çok
farklı konuda sibel gibi hissedebilir. Bazılarımız isyan etmeye cesaret
edebiliyor; bazılarımız da edemiyor. Hatta dahası bazen bazılarımız şu 80
yıllık ortalama ömrü, kendisi olamadığını bile farketmeden, bu kendisi
olamamanın yarattığı içindeki boşluğun ne olduğunu anlamlandıramadan geçirip
gidiyor."














