Annesi Dulkadiroğlularındandır. İlk eğitimini Maraş’ta tamamlamış olup hat ve yazı üslupları konusunda yetiştirilmişti. Babası Süleyman Paşa, Maraş Valiliğinden azledilmiş ve Diyarbakır Valiliğine gönderilmişti. Ancak o görev mahalline ulaşamadan 1840’ta Malatya’da ölmüştü. Bu sıralarda 12 yaşlarında olan Yusuf Kenan Bey annesiyle birlikte İstanbul’a gitmiş ve orada eğitimine devam etmiştir. Sultan Abdulmecid, Yusuf Kenan Bey’e paşalık unvanı vererek babasının yerine Maraş Valiliğine atamıştır. Ancak Yusuf Kenan Paşa, Maraş’ta fazla kalmayarak görevini bırakmış ve 1845’te İstanbul’a giderek Divan-ı Hümayun mektupçuluğuna getirilmiştir. Babıali’nin önemli kâtiplerinden biri olmuştur. Bir süre sonra Yusuf Kenan Bey, Osmanlı devlet teşkilatında Divan-ı Hümayuna bağlı Âmedî Kaleminin başına getirilmiş ve kendisine Âmedci lakabı verilmiştir. Amedci, Tanzimat’tan önce divan kâtiplerinin başı olan reîsülküttâbın özel kalem müdürü olup, sadrazamın padişaha yazacağı yazılar ve yabancı devletlere yazılan her çeşit yazılar Âmedî Kaleminde yazılır ve burada korunurdu. Kısacası Âmedci, reîsülküttâbın ve sadrazamın padişaha yazdığı yazıları kaleme alır, reîsü-lülküttâbın yabancı devletlerin temsilcileriyle yaptığı görüşmelerde hazır bulunurdu. İlk başlarda emrinde beş kâtip çalışırken zamanla 60’a çıkmıştır. Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz zamanlarında görevine devam eden Yusuf Kenan Paşa, Osmanlı bürokrasisinde üst düzey bir seviyeye ulaşmış-tır. Yabancı ülke krallarına ve üst düzey idarecilerine yazılan mektupları kaleme almıştır. Bu çalışmaların toplandığı bir kitabı basılmıştır. Özellikle Sultan Abdülaziz’in Kaşgar Hanı Yakup Han’a gönderdiği “Nâ-me-i Hümayun”, Yusuf Kenan Paşa’nın kaleminden çıkmıştır. Yusuf Kenan Bey, Tanzimat sonrası Osmanlı yönetiminde söz sahibi olan Fuad Paşa ve Âli Paşa gibi büyük devlet adamlarının yanında bulundu. Kenan Bey’in Maraş Valiliği gibi zor bir görevi bırakarak İstanbul’a gitmesi onun memleketindeki işlerden tamamen uzaklaştığı anlamına gelmemektedir. Ona babasından Maraş’ta kalan mukataasından dolayı maaş tahsis edildi. Maraş Valisi Yusuf Paşa’ya 1844 yılında gönderilen bir hükümden Yusuf Kenan Paşa’nın babasından kendisine kalan tarla ve vesaire arazilerinden öşür alınmaz iken şimdi alınmaya başlandığı, bunlara çeşitli müdahaleler olduğu ve bunların men edilmesi için emirler yazıldığı anlaşılmaktadır.İstanbul’da sultan ve diğer idareciler nezdinde büyük bir itibar kazanan Kenan Bey, memleketi Maraş’la bilhassa da babasının orada bulunan malları ve alacakları ile ilgilenmiştir. Devlet idarecilerine yakın olması hesabıyla İstanbul’dan gönderttiği yazılarla kendisinden ve ailesinden söz ettirmeyi başarmıştır. Kenan Bey, devlet kademelerinde hızla yükselerek üst düzey bir yere ulaş-mıştır. O, İstanbul’da Tahrirat-ı Hariciye Odası Mütemeyyizan ve Seramedan olarak isimlendirilmektedir. Başka bir belgede onun Mektûbi-i Hariciye Hulefasından olduğu yazılıdır. Maraş’taki işlerini yapmak üzere Hasan Ağa’yı görevlendirmiştir. Bu adam vasıtasıyla baba-sının alacaklarını toplatmıştır. Kenan Paşa’nın Bozdoğan aşireti ümerasından Abdi Ağa’dan alacağı vardı. Bu parayı almak için yazı göndertmiştir. 8 Ocak 1856 tarihli bir belgeden Kenan Bey’in babası Süleyman Paşa’nın Maraş’taki alacaklarını tahsil edilmesindeki yardımlardan dolayı devlet yetkililerine teşekkür ettiği anlaşılmaktadır.20 Ocak 1858 tarihli bir belgeden Kenan Bey’in Maraş’taki emlak ve akarına müdahaleler olduğu ve konağının kirasının ödenmediğini şikâyet ettiği anlaşılmaktadır. Mallarına müdahale edilmemesini, edenlerin engellenmesini ve konağının kirasının ödenmesini istemiştir. 24 Mayıs 1858 tarihli başka bir şikâyet mektubunda Kenan Bey, Maraş’taki hanesinin kirasının düzeltilmesini veya devlet tarafından konağının satın alınmasını istemektedir. Bu belgelerden anlaşıldığı üzere 21 Ocak 1862’de Süleyman Paşa’nın Maraş ahalisinden alacaklarının bazılarının toplandığı ancak buna da hazinece el konulduğu görülmektedir. Bunların Kenan Bey’e teslim edilmesi için emir verilmiştir.1861’de sadaret mektupçusu Kenan Bey ve biraderine babaları Süleyman Paşa’dan intikal eden Andırın nahiyesine bağlı Geben, Bunduk ve Sisne köyleri ile ihtilafı olan arazi için tarafların mahallinde muhakeme olunmaları emredilmektedir. Söz konusu köylerin ahalisi ile Süleyman Paşa’nın varisleri arasındaki bu davalar uzun yıllar devam etmiştir. Sultan Abdülaziz’in azledilmesinden sonra Yusuf Kenan Bey gözden düşse de bir süre sonra yeniden görevine dönmüştür. İşrete (alkol) düşkün olduğunu iddia edenler vardır. Ancak her şeye rağmen ölünceye kadar dinç ve sağlıklı şekilde görevini yapmıştır. 1877’de (h. 1293) vefat etmiştir ve Merkez Efendi Kabristanı’na defnedilmiştir. “Asar-ı Kenan Bey” ve “Gülşen-i Sü-han” adlı eserleri basılmıştır.Kaynak : Kahramanmaraş ansiklopedisi
Kültür-Sanat
Yayınlanma: 04 Ekim 2018 - 13:48
BAYAZITOĞLU YUSUF KENAN PAŞA KİMDİR?
Devlet adamı, şair, yazar ve musikişinastır. Maraş Valisi Bayazıtoğlu Süleyman Paşa’nın iki oğlundan biridir.
Kültür-Sanat
04 Ekim 2018 - 13:48
İlginizi Çekebilir















