Maraş Beylerbeyi Kalender Paşa'nın kardeşi Yusuf Bey'in oğludur. Babası genç yaşta vefat etmiş, annesi Kara Fatma ve amcası Kalender Paşa tarafından büyütülmüştür. 1819 yılında Kalender Paşa'nın Maraş Valiliğinden azledilmesinin ardından, onun destekçileri yeğeni Süleyman Bey ve annesi Kara Fatma etrafında toplanmışlardır. Bu dönemde Maraş Valiliğine Hüseyin Paşa atanmıştır. Süleyman Bey ve annesi Kara Fatma, Maraş yönetimini ele geçirmek, Bayazıtlı ailesinin haklarını savunmak ve sahip oldukları Andırın, Camustil ve Yenicekale nahiyelerini korumak için mücadele edeceklerdir.
Kara Fatma, Kadirli ve Andırın bölgelerinde yaşayan Bozdoğan aşiretinin Abdulkerim Bey kolundan, muhtemelen Süleyman Bey’in kızıdır. Oğluna da babasının adını vermiştir. Erkek gibi yetiştirilen Kara Fatma, ata binme, kılıç kuşanma ve silah kullanma konularında oldukça yeteneklidir. Kara Fatma ve Süleyman Bey’in en büyük rakibi, Halep Valisi Bozoklu (Yozgat) Çapanoğlu Cabbarzâde Mehmed Celâleddin Paşa’dır. Celâleddin Paşa, Maraş Valiliğini de ele geçirerek büyük bir güç kazanmıştır. Kalender Paşa ile düşman olan Celâleddin Paşa, onun ardında bıraktığı varisleri ve destekçileriyle de mücadele etmeye başlamıştır. Celâleddin Paşa, sadece Kalender Paşa ve ailesiyle değil, Antep, Antakya, Gavurdağ ve Maraş gibi bölgelerde yaşayan büyük ailelerle de sorunlar yaşayacaktır. Bu aileler, Kalender Paşa’nın uzun süreli Maraş Valiliği döneminde onunla dostluk ve akrabalık ilişkileri kurmuşlardır. Kalender Paşa, bu aileleri Celâleddin Paşa’ya karşı koruma altına almıştır.
Kara Fatma ve oğlu Süleyman Paşa'nın Celâleddin Paşa ile olan mücadelesi, 1819 yılında Kalender Paşa'nın Maraş Valiliği'nden azledilmesiyle başlamıştır. Bu çatışma, Celâleddin Paşa'nın 1829'da Osmanlı-Rus Savaşı'na katılması ve ardından yaşadığı başarısızlık nedeniyle Maraş Valiliği'nden azledilmesiyle sona ermiştir. İki taraf arasında birçok kanlı çatışmaya yol açan bu mücadele yaklaşık on yıl sürmüştür. Celâleddin Paşa'nın Maraş Valiliği'nden azledilmesinin ardından, Süleyman Bey'e önce mütesellimlik ve muhasıllık unvanları verilmiş, ardından 1832'de paşalık unvanı alarak Maraş Beylerbeyliği'ne atanmıştır. Bu görev, Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın Antep, Antakya ve Adana'yı işgal edip Maraş'a doğru ilerlemesine kadar devam etmiştir.
Başlangıçta Süleyman Paşa, Mısırlılarla büyük bir çatışmaya girmiş ve onların Maraş’ı işgal etmesini engellemiştir. Ancak 1839 yılında Mısır kuvvetlerinin Nizip’te Osmanlı ordusunu yenmesiyle birlikte, yalnız kalan Süleyman Paşa, onlarla iyi ilişkiler kurmaya çalışmıştır. Bu yaklaşımı, hakkında Mısır yanlısı olduğu yönünde dedikoduların yayılmasına neden olmuştur. Bu sebeple, 1840 yılında Maraş Valiliğinden azledilen Bayazıtoğlu Müşir Süleyman Paşa, İstanbul’a çağrılmış ve burada bir soruşturmaya tabi tutulmuştur. Şura-yı Devlet’te yapılan yargılama sonucunda suçsuz olduğu anlaşılan Süleyman Paşa, Diyarbakır Valiliğine atanmıştır. Ancak görevine giderken 1840 yılında Malatya’da vefat etmiş ve kabri orada bulunmaktadır.
1817 yılında Adana Valisi Celâleddin Paşa ile Maraş halkı arasında meydana gelen çatışmada bazı kişilerin hayatını kaybettiği anlaşılmaktadır. Olayların sorumluları olarak görülen Maraş'ın eski müftüsü Ataullah Efendi, Nakib Ata, Süleyman ve annesi Kerim kızı Kara Fatma'nın sürgün edilmesi talep edilmiştir. Ancak sürgün kararına uymayan Kara Fatma, kaçmayı başarmıştır. Devlet, Kara Fatma'nın eşinin ait olduğu Bayazıtlı ailesinin Maraş'taki etkisini zayıflatmak istemektedir. Kara Fatma ise oğlu Süleyman ile birlikte Maraş'taki mücadelesine devam etmeyi planlamaktadır.
1823 yılında Maraş Valiliği'ne Celâleddin Paşa'nın yerine Rakka Valisi Abdulcelilzâde Ahmed Paşa atanmış ve bu durum sonucunda Kara Fatma ile oğlu Süleyman Bey affedilmiştir. Ancak yılın sonunda Celâleddin Paşa'nın yeniden Maraş'a döndüğü görülmektedir. Bu gelişme üzerine Maraş'ın önde gelenleri Kayseri'ye sürgün edilmiştir. Bir süre Maraş Valiliği'nden alınan Celâleddin Paşa, 1825 yılının sonlarında tekrar bu göreve atanmıştır. Bayazıtlı Süleyman Bey ve Maraş halkına karşı kinini hiç kaybetmeyen paşa, mücadeleye kaldığı yerden devam etmiştir. Maraş'ın bazı ileri gelenlerinin sürgün edilmesini ve Bayazıtoğlu Süleyman Bey'in idamını talep edecektir.











