Efsaneye göre Hz. Ali, Düldül ile buraya gelmiş, atın ön ayaklarını yere vurmasıyla birlikte pınar kaynamaya başlamış. Çıkan pınardan Hz. Ali ve atı Düldül, kanıncaya kadar içmiş. Sonra Hz. Ali, Düldül’ü şaha kaldırmış ve at, pınarın kuzey doğusunda bulunan taşın üzerine basarak takriben 30 km uzaklıktaki Eshab-ı Kehf’e atlamış. Bu esnada taşın üzerinde Hz. Ali ile atı Düldül’ün ayak izleri çıkıvermiş. Pınarı çevreleyen doğu tarafındaki taşa yöre halkı “Dilek Taşı” veya “Hz. Ali Taşı” demektedir. Ancak küçük bir çocuğun elinin geçeceği bir genişliğe sahip olan Delikli Taş’a Hz. Ali’nin atını bağladığına inanılmaktadır. Günümüzde ise dileklerin gerçekleşmesi için bez bağlanmaktadır. Hz. Ali Taşı’nın bitişiğinde ise “Dilek Taşı” veya “Kurban Taşı” adı verilen bir taş daha bulunmaktadır. İki tarafı yukarı bükülmüş, ortası oyuk olan taşın üzerinde adak kurbanları kesilmektedir. Kurban etlerinden yemekler yapılarak ziyarete gelenlere ikram edilmektedir. Ayrıca lokum ve bisküvi gibi yiyecekler de hayır niyetine lokma olarak dağıtılmaktadır. Ziyaret yerinin yaklaşık 15 m güneyinde, yükseklikleri 15 m kadar olan sıra halindeki kavak ağaçlarının Hz. Ali ve atını gördüğüne inanılmaktadır. Anlatılanlara göre köyde “Bektaşi divanesi” olduğu söylenen bir kadın; yaz kış, yağmur çamur demeden sürekli ziyarete gider, burada dua ve niyazda bulunurmuş. Kadın, köylülere, ziyaret yerinin güneyindeki kavak ağaçlarının cuma akşamları ve bazı dinî gün ve gecelerde pınara karşı secdeye kapandığını söyler ama köyden kimse ona inanmazmış. Kadın, bir gün ağaçlar yine secdeye vardıklarında başındaki eşarbı çıkarmış ve ağaçlardan uzun olanının en uç noktasına bağlamış. Köylüler ertesi gün gelip baktıklarında en büyük ağacın tepesinde bir eşarbın bağlı olduğunu görmüşler. O günden sonra kadının haklı olduğunu anlamış ve ağaçlara kutsiyet atfetmişler. İçerisindeki balıklardan dolayı “Balıklı Pınar” adıyla anılan pınarın balıkları da kutsal kabul edilmekte ve yenilmemektedir. Ziyaretçiler tarafından beslenen balıklara zarar da verilmemektedir. Anlatılara göre, balıkların kutsallığına inanmayan komşu köyden iki kişi pınardan birkaç tane balık tutup köylerine doğru yola çıkmışlar. Ancak henüz köylerine ulaşamadan kaza geçirip ölmüşler. Söz konusu kişilerin aynı dakikalarda evlerinin de yandığı haberi duyulmuş. Tutulan balıklar ise uçup tekrar Pınar’a gelmişler. Balıkların kutsallığına inanmayan iki asker de balıkları yemesiyle birlikte taşa dönüşmüş. Balıklı pınarı çevreleyen güney ve kuzey duvarı üzerindeki yeşil renkteki taşlar o iki askere aitmiş. Balıklı Pınar yılın her mevsiminde ziyaret edilmektedir. Fakat iğde ağaçlarının çiçek açtığı dönemde köy halkının tümünün katılımıyla bir ziyaret gerçekleştirilmektedir. Burası sevdiği ile evlenmek isteyen, sınavlarda başarılı olmak, bir işe girmek, gelmesi muhtemel kötülükleri önlemek isteyenlerin, askere ve yurt dışına gidenlerin dönüşlerinde ziyaret ettikleri bir yerdir. Bunun yanı sıra çocuğu olmayan, bahtının bağlı olduğunu düşünen kimselerce de ziyaret edilmektedir. Ziyaretçiler, Hz. Ali ve atının ayak izlerini öpüp yüz sürmekte, dileklerinin kabul olması için Balıklı Pınar’a madeni para, boncuk ve düğme gibi şeyler atmaktadırlarKaynak : Kahramanmaraş ansiklopedisi
Kültür-Sanat
Yayınlanma: 04 Ekim 2018 - 10:44
BALIKLI PINAR ZİYARETİ NEREDEDİR?
Elbistan-Demircilik beldesinin 1 km kuzeybatısında yer alan bir pınar ziyaretidir. 4 m2 kadar olan pınarın vaktiyle yer seviyesinden 2 m kadar aşağıda olduğu ifade edilirken günümüzde etrafı taş duvarla örülerek yer seviyesine kadar yükseltilmiştir.
Kültür-Sanat
04 Ekim 2018 - 10:44
İlginizi Çekebilir















