Korkuteli MYO'da Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersi
veren Uçar'a baş ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede kronik böbrekyetmezliği teşhisi konuldu.
Akdeniz Üniversitesi Hastanesine sevk edilen Uçar'a doktorları,
organ nakli olmasını önerdi. Hastalığı gittikçe ilerleyen Uçar için eşi
edebiyat öğretmeni Nilüfer, annesi Ayşe ve babası Ahmet Uçar böbreğini vermek
için gönüllü oldu.
Tetkiklerin ardından, 8 ay önce nakil hazırlığı sırasında kalp
krizi geçiren Uçar'a stent takıldı. Sekiz ay boyunca haftanın üç günü diyalize
giren Uçar, iki gün ise öğrencilerinden ayrı kalmamak için derslerine devam
etti.
Bu süreçte tansiyonu ve şekeri normal seviyelere gelen Uçar'a,
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent
Aydınlı başkanlığındaki ekip, babası Ahmet Uçar'dan aldıkları böbreği
nakletti.
- "Sağlıkta unvanınızın bir önemi yok"
Hastanede öğrencilerinin özlemini çeken Uçar, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, 2,5 yıl önce kronik böbrek yetmezliği olduğunu öğrenince
şoke olduğunu söyledi.
Daha önce diyabet, yüksek tansiyon, aşırı stres ve yorgunluğu
olduğunu dile getiren Uçar, "Haftanın 5 günü derse giriyordum. Sık sık
Antalya'ya geliyor, Korkuteli'ne gidiyordum. Nakil için hazırlık yaparken kalp
krizi geçirdim." dedi.
Nakil olduktan sonra kendisini yeniden doğmuş gibi hissettiğini
anlatan Uçar, şunları kaydetti:
"Türk milleti olarak sağlımıza gereken özeni göstermiyoruz.
Öğretim görevlisi, doktor avukat, sağlıkta unvanınızın ne olduğu önemli değil.
Ben tecrübe edindim. En azından altı ayda ya da yılda bir kez de olsa kan ve
idrar tahlili verin ki bir hastalığınız varsa önceden tedbir alınsın. Sağlığınız
bozulunca dönüşü olmuyor. Ben şanslıydım ailem nakil için gönüllü oldu.
Kadavrayla organlar çürüyeceğine bir hayat kurtarın."
- "Başımıza geleceğini bilmiyordum"
Daha önce ilkokul, ortaokul ve lisede de öğretmenlik yaptığını
ifade eden Uçar, "Sürekli eğitimin içerisinde oldum. İlkokulda okuttuğum
öğrencilerin bazıları doktor oldu, göreve başladı. Şimdi öğrencilerimi
özlüyorum, ikinci dönem de göremeyeceğim. Hastane sürecinde öğrencilerim
sürekli moral verdi, destek oldu. Aradılar, mesaj attılar, ziyaret ettiler.
Oğlum da üniversitede okuyor. Eğitim bizim için çok önemli." diye konuştu.
Eşi Nilüfer Uçar ise doktorlar kronik böbrek yetmezliği
teşhisi koyunca çok üzüldüğünü dile getirdi.
"Dünyam karardı, sanki kıyamet koptu. İlk etapta
hastalığını kabullenemedim, öleceğini sandım. Hep duyuyordum ama başımıza
geleceğini bilmiyordum." diyen Uçar, eşinin 2,5 yıl aradan sonra ilk kez
yüzünün güldüğünü söyledi.
Baba Ahmet Uçar ise evladının hayata tutunmasından mutluluk
duyduğunu söyledi.















