Aycan “Milletimizin sorunlarından birisi konusunda tüm
partilerin önerge verdiğini, aynı konuyu önemsediğini görüyoruz, bu milletimiz
adına sevindirici bir durum. Biz de bu konularla ilgili, ALS, SMA, DMD, MS gibi
hastalıklarla ilgili farklı zamanlarda, farklı hastalıklarla ilgili Grubumuz
olarak da üç önerge vermiştik ve bu önergelerin gündeme alınmasını, araştırma
komisyonları kurulmasını istemiştik. Bugün, bu komisyonun kurulacağını umuyorum
çünkü tüm partilerin ortak görüşü var. İnşallah bu komisyon kurulacak ve bu
konuları araştıracak. Ayrıca, sadece komisyon kurulması dışında, özellikle
SGK’ye, bu konularda destek olması, tedavi ve giderlerinin karşılanması
konusunda da önergelerimiz veya başvurularımız olmuştu, bunlarda da bir miktar
gelişme oluyor ama yeterli görünmeyebilir hatta bu hastalar, bu hastaların
yakınları, dernekleri Genel Başkanımız tarafından kabul edildi, Genel
Başkanımız da bu konuya destek verip bunun gündeme alınmasını istemişti. Bugün
bu noktaya gelmiş olmayı, dediğim gibi çok olumlu bir durum olarak
görüyorum.
Evet, bu hastalıklar zor hastalıklar. Tabii ki bu
hastalıkları çok tıbbi detaylara girmeden konuşmak lazım. Burada sizi tıbbi
terminolojiyle boğmamak ve uzatmamak istiyorum ama genel anlamda yapılması
gereken konular üzerinde biraz duracağım, yoksa araştırma komisyonu kurulacak
ve eminim ki araştırma komisyonunda bütün hastaların, hasta yakınlarının
sorunları ele alınacaktır.
Bu hastalıklar zor hastalıklar, hakikaten ölümcül
hastalıklar. Tedavisi çoğu zaman imkânsız durumda, nedene yönelik tedavi çoğu
zaman yapamıyoruz. Daha çok, destek tedavileri yapıyoruz. Pahalı bir hastalık,
hem hasta için yük hem de hasta aileleri için çok ciddi bir yük. Tabii, burada
da devletimizin mutlaka devreye girmesi lazım. Herhangi bir kişinin bu
hastalıkların tedavisini tek başına karşılaması, hakikaten, bütçe imkânlarıyla
elvermeyecek bir durum. Devletin mutlaka devreye girmesi, sosyal devlet olarak
bunlara sahip çıkması, ailelere destek olması gerekiyor.
Örneğin “ALS” olarak söz edilen hastalık seyrek
görülüyor aslında, 100 binde 1 görülüyor ama hızlı da seyredebiliyor, daha
erken de başlayabiliyor. Genellikle 50 yaşlarında başlayabiliyor ama bazen de
hızlı seyrediyor. Tabii ki bu hastalığın tedavisi, bakımı da çok zor. Doğru
düzgün bir tedavisi de yok. Nedeni de çok bilinmediği için hastalığın
tedavisinde de sıkıntılar yaşanıyor ve bu hastalara, özellikle tedavide
yaşadığımız veya bakımında yaşadığımız sıkıntılar sonrasında ciddi bir yük
getiriyor. Net olarak biliyoruz ki nedene yönelik tedavisi yok. Daha çok, fizik
tedavi ve destek tedavileri yapılması lazım.
ALS hastalığının yüzde 10’u aileseldir yani genetik
geçiş gösteriyor. Burada tabii ki genetik geçiş gösteren hastalıklarla ilgili
alınması gereken önlem özellikle evlilik öncesinde genetik tarama yapılmasıdır.
Bu konuya tekrar döneceğim. Bunu çok sistematik hâle getirmemiz ve
yerleştirmemiz lazım.
Onun dışında “otoimmün hastalık” diye de biliniyor.
Kastedilen şu değerli milletvekilleri: Vücudun kendi kendine reaksiyon
göstermesidir “otoimmün hastalık” dediğimiz hastalıklar. Niye durup dururken
vücut kendi kendine reaksiyon gösterir, kendi hücresine reaksiyon gösterir;
burayı önemsiyorum. Durup dururken olmuyor aslında; bugünkü bilgilerimizle
bilmiyoruz ama altta yatan bir enfeksiyon ya da bir kimyasal etken yani
çevresel faktör vardır. Bunu da çok önemsiyorum. Yani bir otoimmün hastalık ortaya
çıkıyorsa bu, durup dururken olmaz. İşte buradan çevresel faktörlerle ilgili
kısma geçiyorum.
Şimdi, hastalığın oluşumunda çevresel faktörler
suçlanıyor. Dün 4 Şubat Dünya Kanser Günü’ydü, bununla da ilişkilendirmek
istiyorum. Aslında tüm kanserlerin ve bu tür zor hastalıkların temelinde
çevresel faktörler var. Bu çevresel faktörler konusuna önem vermek lazım.
Hastalıkların yüzde 90’ı aslında çevresel faktörlerden kaynaklıdır. Onun için,
çevre sağlığı, çevreyi korumak, çevrenin insan sağlığına zarar vermesini
önleyici tedbirler almak bence her şeyden daha önemlidir. Bence Sağlık
Bakanlığının da esas işi hastalıklardan koruma olması lazım. Görüldüğü gibi,
birçok hastalığı oluştuktan sonra tedavi de edemiyoruz ya da tedavisi son
derece pahalı veya asla geriye dönmeyen, hatta tedavinin başarılı olmaması
nedeniyle ölümle sonuçlanan hastalıklardır. Onun için ne yapıp edip aslında
hastalıkların oluşmasını önlememiz lazım. Çevre sağlığına önem verirsek,
çevredeki hastalıklara sebep olan faktörleri kontrol edebilirsek, hastalıkları
teorik de olsa azaltabiliriz ama yoksa, bu hastalıklar artarak devam edecek,
daha daha yeni hastalıklar ortaya çıkacak, bilmediğimiz hastalıklar ortaya
çıkacak ve bunun sonrasında da aslında geleceğimiz de tehlikeye girecek.
Aslında çevre sağlığı sorunları, insanın kendi
kendisine oluşturduğu, doğaya verdiği zararların sonucudur. Aslında dinimiz de
bunu emrediyor “Hastalık oluşmadan önce sağlığın kıymetini bilin.” diyor. Fakat
bu, nedense, gereken önem verilmeyen, üzerinde durulmayan bir konudur. Aynı
şekilde, kanserlerin de temelinde çevresel faktörler vardır fakat çevresel
faktörlere her gün yeni bir faktör ekliyoruz, her gün yeni bir kimyasal ortaya
çıkıyor. Çevreyi kirletiyoruz, çevreye atıklarımızı atıyoruz ve bunlarla havayı
kirletiyoruz, suyu kirletiyoruz. İçtiğimiz suyu, soluduğumuz havayı,
yediklerimizi kirletiyoruz, ondan sonra da hastalıklar oluşuyor. Niye
hastalıklar oluşuyor? Niye kanser oluşuyor? Hep bu nedenlerden dolayı
oluşuyor.
Mesela, bilinen en önemli çevresel faktör sigara içmek.
Mecliste de sigara içiyoruz. Milletvekillerinin dokunulmazlığı mı vardır,
bilmiyorum ama Mecliste milletvekilleri her ortamda sigara içiyor ve bu aslında
kötü de bir örnek oluşturuyor yani Meclise gelen değerli vatandaşlarımız milletvekillerini
sigara içerken görüyor. Bu da tabii ki son derece yanlış bir davranış ama
sigara bilinen en önemli kanserojen maddedir.
Kurşun, cıva gibi metaller, hava kirliliği, özellikle
hidroelektrik santraller, -tabii ki daha az zararlı gözüküyor ama- termik
santraller, bunların bacaları, buradan çıkan dumanlar, buradan çıkan asılı katı
maddecikler, radon gibi maddeler hepsi birer aslında kanserojen maddedir, hem
solunum yolu hastalıkları hem de çevre kirliliği açısından diğer hastalıklara
sebep olmaktadır.
Elektromanyetik alan yine suçlanan bir konudur.
Elektromanyetik alan her yerde var, her yerde elektromanyetik alanın etkisi
altındayız. Tabii, akut bir kanserojen değil, ama uzun vadede elektromanyetik
alanın altında kalmak kanser sebebi olmakta veya birçok hastalığa da sebep
oluşturmaktadır.
Diğer bir önemli hastalık, -spinal müsküler atrofi-
“SMA” diye bilinen hastalık. Bu da çok zor bir hastalık. Omuriliği tutuyor,
omurilikteki kaslara hareket yaptıran sinirleri tutuyor. Bu sinirlerde protein
yapısının oluşmasındaki eksiklikten kaynaklanan bir hastalıktır ve buna bağlı
olarak da sinir hücrelerinin iletimi bozuluyor ve buna bağlı olarak da kaslar
uyarılmadığı için kaslarda zayıflık oluşuyor ve buna bağlı sorunlar ortaya
çıkıyor. Solunum sorunları oluyor, hareket sorunları oluyor, zaten kendi
kendine oturamayan bir duruma geliyor, özellikle çocukluk döneminde görülüyor.
Genetik geçişli bir hastalık bu hastalık, direkt
genetik geçişli olduğu biliniyor. Hem annenin hem babanın taşıyıcı olması ve
oradan bu hastalıklı genlerin kişiye geçmesiyle oluşan bir hastalık. Oluştuğu
zaman hakikaten çok ciddi sorun. Farklı tipleri var, hatta hatta o kadar hızlı
gelişen, anne karnındayken gelişen tipi, SMA Tip 0 olarak gösterilen bir
hastalık grubu var, hatta intrauterin dönemde çocuğun hareket etmemesi şeklinde
gözüküyor ve buna bağlı olarak da ölüm olayı, doğar doğmaz ölüm
gerçekleşiyor.
Şimdi, diğer tiplerinde, özellikle SMA Tip 1 denilen
hastalıkta ise tedavisi için gereken ilacın karşılanması bugün konuşulan bir
hastalık. Sayın Cumhurbaşkanı da bu konuya müdahil oldu ve bununla ilgili
öneride bulundu, özellikle ilacın karşılanmasını istiyor, bununla ilgili de
düzenleme yapılıyor inşallah, yapılacak. Pahalı bir hastalık, tedavisi zor bir
hastalık ama bunun karşılanması lazım. Bu ilaç özellikle protein yapısının
gelişmesine sebep oluyor. Mutlaka katkısı var, tümüyle karşılanmasını
öneriyoruz. ” şeklinde konuştu.
Siyaset
Yayınlanma: 07 Şubat 2019 - 11:04
Aycan; SMA, DMD, ALS, MS hastaları için TBMM'de konuştu
Kendisinin çalışmaları sonrası MHP Grubu tarafından SMA, ALS, DMD, MS hastalıkları hakkında Meclis’e sunulan önergeler ile ilgili konuşan MHP MYK Üyesi ve Kahramanmaraş Milletvekili Prof Dr Sefer Aycan “Gelinen nokta sevindirici. Milletimizin sorunlarından birisi konusunda tüm partilerin önerge verdiğini, aynı konuyu önemsediğini görüyoruz, bu milletimiz adına sevindirici bir durum.” dedi.
Siyaset
07 Şubat 2019 - 11:04
# aycan; sma# dmd# als# ms hastaları için tbmm’de konuştu# tbmm# mhp grubu# mhp myk Üyesi ve kahramanmaraş milletvekili prof dr sefer aycan# #kahramanmaras# #tbmm# #haber
İlginizi Çekebilir














