Okuma yazma bilmeyen bir ailenin üçüncü çocuğu olarak tarla ortamında büyüyen Ataş, yokluk ve yoksulluk içinde bir hayat sürdü. Nüfus kaydına göre doğum tarihi 8 Şubat 1948’dir.
İlkokula Molla Yusuf’un ahşap evinde başlayan Ataş, henüz dördüncü sınıftayken şiir yazmaya başladı. Zor şartlar altında ilkokulu tamamladı, ancak eğitimine devam edemedi. Bu dönemde dini dersler de aldı. Kitaplara meraklıydı, fakat satın alacak imkânı yoktu. Aynı zamanda saz çalmayı da öğrenen Ataş, babasının saz çalmanın günah olduğuna inanması nedeniyle ilk sazı kırıldı.
Yaşadığı kırgınlıkla köyünü terk eden Âşık Ali Ataş, inşaat işçiliği, hamallık, ayakkabı boyacılığı, seyyar satıcılık ve fotoğrafçılık gibi işlerde çalıştı. Yeniden bir saz edinerek atışmalara katıldı ve Anadolu’yu il il, köy köy dolaşarak dolaştı.
1967 Temmuz’unda Kahramanmaraş Çarşıbaşı’nda şiir satarken, abalı, ham çarıklı, kıl çoraplı, başı poşulu birini görüp yanına sokuldu. Sorulara şiirle cevap veren bu kişi Abdulvahap Kocaman’dı. Büyük şairden bir kaset hediye alan Ataş, annesinin çağrılarına dayanamayarak köyüne döndü. Evlenip askerlik görevini tamamladıktan sonra işsizlikle mücadele etti ve Çukurova’da pamuk tarlalarında çalıştı. Daha sonra radyo ve televizyon tamirciliğini öğrenerek geçimini sağladı.
2003 yılında bilgisayar ve internetle tanışan Ataş, Hasan Üstgül’ün hazırladığı web sitesi sayesinde şiirlerini daha geniş kitlelere ulaştırdı. Şiirleri çeşitli dergi ve kitaplarda yer aldı.
İlk eseri “Çağlayancerit”, 2011 yılında Ukde Yayınları tarafından yayımlandı. Ardından 2012’de “Anlatamadım”, 2014’te “İnanmadılar”, 2015’te ise “Dinlemediler” kitapları çıktı. Şiirlerinde aşkı ve hüznü bir arada işleyen Âşık Ali Ataş, yaşadığı coğrafyanın insanına dair sözlerin tercümanı olarak kabul edilmektedir.
Hâlen şiir yazmaya devam eden Ataş, www.atasali.com
adresi üzerinden Çağlayancerit’ten sesini duyurmaktadır. 5 çocuk babası ve 12 torun sahibidir.















