Eğitimini tamamladıktan sonra Göksun Kazası’nın köylerinde bir müddet ilkokul öğretmenliği yapmış, daha sonra ise iş bulmak amacıyla1908’de Meşrutiyetin ilanından sonra Halep’e giderek polislik mesleğine başvurmuş ve 1 Mart 1910’da başvurusunun kabul edilmesi üzerine polislik mesleğine girmiştir. Bir süre sonra yazılı im-tihana girip, sınavı kazanarak Halep Emniyet Müdürlüğünde Komiser Muavinliği görevine atandı. 15 Şubat 1911 tarihinde Beyrut Polis Mektebinin 3. eğitim ve öğretim devresine katıla-rak, buradan pekiyi derecesiyle mezun oldu. Bir süre Beyrut Vilayeti Polis kadrosu komiser muavinliği görevinde bulundu. Daha sonra ikinci komiserlik sınavını kazanarak 10 Haziran Fotoğraf Arşivi, KMÜ, Fen-Edebiyat Fak. Biyo-loji Bölümü, 1915 tarihli atama kararıyla Halep ili Polis kadrosu ikinci komiserlik görevine atandı. Buradaki kısa görev süresinin ardından 28 Nisan 1916 tarihli atama ile Beyrut Polis Mektebi Dâhiliye Zabitliği ve Beden Eğitim Öğretmenliği görevine atandı. 1917 yılı Ağustos ayında Trablusşam Polis kadrosunda ikinci komiserlik görevine getirildi ve 10 Ekim 1917 tarihli atama kararıyla ise başkomiserlik görevine atandı.1918 Mondros Mütarekesi’nden sonra Maraş Livasının düşman işgaline uğraması üzerine Maraş’a dönerek direniş kuvvetlerini örgütledi. Müdafaa-i Hukuk Teşkilatını kurarak millî kuvvetlerin komutanlığını üstlendi. Müdafaa-i Hukuk Teşkilatının kuruluşu çok kolay gerçekleşmedi; Kayabaşı ve Şekerli Heyetlerinin birleşmesiyle merkez heyeti seçildi. Daha sonra yapılan seçimle Arslanbey Reisliğe, Refet Hoca II. Başkanlığa, Faik Bey Katipliğe, Hacı Nuri Veznedarlığa seçildi. Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Arslanbey’in; “Ar kadaşlar harp başlamıştır. Allah’ın inayeti peygamberin ruhaniyeti, din kardeşlerinin fedakârlığı ile her şey göze alınmıştır. Vatanımız tek kişi kalana kadar düşmana teslim olmayacaktır. Gayret bizden yardım Allah’tan...” sözleri ile mücadele başlamıştır. Maraş’ın düşman işgalinden kurtarılmasında olağanüstü başarılar gösteren Arslanbey, bir süre sonra millî güçlerle birlikte Antep savunmasına da katıldı. Maraş Heyeti Merkeziye Reisi Arslanbey’in Meclise çekmiş olduğu 14 Mayıs 1920 tarihli telgraftan anlaşıldığı üzere, Antep ve İslahiye Cephesinde düşmana 200 civarında zayiat verdirildiği ve düşmanın Kilis istikametine çekildiğini anlaşılınca; Mecliste büyük bir sevinç yaşanmıştır.I. Dönem TBMM’ne Maraş Milletvekili seçilen Hacı Mehmet Efendi’nin Meclis’e gelmeyerek istifası üzerine boşalan Maraş Milletvekilliğine 17 Ma-yıs 1920’de seçilerek, 4 Haziran 1920’de Meclise katıldı. Ancak Maraş Mutasarrıflığı ve Adana Cephesi Komutanlığı’nın gösterdiği lüzum üzerine Meclis kararıyla 14 ay izinli sayılarak, Güney Cephesine gönderildi. Cephedeki görevinin sona ermesi üzerine Kasım ayı sonunda Meclise döndü ve son toplantı yılında PTT komisyonunda çalıştı.I. Dönem milletvekilliği sona erince II. Dönem millet-vekilliği için aday olmadı. Bir süre Adana’da ticaretle uğraşan Arslanbey, Tilkili Bucak ve Dikilitaş Köylerinin arazisi yüzünden muhtemelen yanlış anlaşılmalardan dolayı sıkıntılı günler yaşamıştır. Daha sonra Göksun ilçesinin Büyük Çamurlu Köyü’nün Meryem Çil Yaylası’nda çiftçilikle uğraştı. Orayı sattıktan sonra Göksun İlçesi’nde halen kendi ismi ile anılan Arslanbey Çiftliği’nde, 1946 yılında ise Maraş’a yerleşerek Pazarcık’ta çiftçilik yaptı. Çiftçilikle uğraşan Arslanbey, biryandan hatıratını yazmakla meşgul olurken; diğer taraftan Kahramanyurt Gazetesi’nden Doğan Keçecioğlu’na ve Cahit Zarifoğlu’na ve Maraş Postası’na Milli Mücadele ile alakalı açıklamalarda bulundu. 1948 yılında Maraş Milli Mücadelesi ile ilgili kendine sorulan sorular üzerine; “Aziz şehitlerin ruhunu incitmeyiniz, Maraş’ın Müdafi onlardır, Kahramanmaraşlılardır. Bunu itiraf etmek bizim için bir borçtur. Tarih bunu böyle yazacaktır.” sözleriyle çok anlamlı veciz bir açıklama yapmıştır. Ayrıca kendisi Milli Mücadele’de gösterdiği fedakârlık ve hizmetlerinden dolayı Meclis tarafından Kırmızı-Yeşil Şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmişti. 7 Haziran 1963 yılında vefat eden Arslanbey, evli olup üç çocuk babasıydıKaynak : Kahramanmaraş ansiklopedisi
Kültür-Sanat
Yayınlanma: 03 Ekim 2018 - 11:41
ARSLANBEY (TOĞUZ) KİMDİR?
Arslanbey, 1275 tarihinde Kafk asya’dan göç eden Toğuzata Kabilesi’nin Maraş bölgesine yerleştirilen bir boyuna mensuptur. Babası jandarma çavuşu Çerkez Hasanbeyzâde Abdullah Efendi, annesi Nazire Hanımdır. Arslanbey, 1302 (1886) yılında Maraş’a bağlı Göksun ilçesi Fındık köyünde doğmuş, ilk ve orta öğrenimini Elbistan İptidai Mektebi Rüştiyesinde tamamladıktan sonra, Elbistan’da medrese tahsili görerek, Arapça öğrenmiştir.
Kültür-Sanat
03 Ekim 2018 - 11:41
İlginizi Çekebilir















