Önceleri “Murtazalar Camii” olarak bilinen yapı, kasabanın Pınarbaşı Mahallesi’nde bulunmasından dolayı “Pınarbaşı Camii” olarak da anılmaktadır. 2 Temmuz 1903 tarihli vakfiye kaydında, Derviş oğlu Murtaza’nın camiye çeşitli vakıflar yaptığı belirtilmektedir; bu nedenle cami “Murtazalar Camii” adıyla anılmış olabilir.
Günümüze bazı onarım ve ilavelerle gelen cami, asıl özelliğini kısmen korumaktadır. Orijinalinde ahşap kirişlemeli düz toprak dam ile örtülen yapı, 1960 yılında yıkılmış ve üç yıl ibadete kapalı tutulmuştur. 1963 yılında ortası kubbeli beton dam ile yeniden ibadete açılmıştır. Kuzeydoğu köşesine 1993 yılında briketten iki şerefeli minare eklenmiş, 1997’de ise harimin kuzey tarafına 3,5 metre genişliğinde son cemaat yeri niteliğinde betonarme mekân yapılmıştır.
Cami, ahşap tavanlı camiler grubuna girer ve dış ölçüleri 12,80 x 14,20 metredir. Duvarlar ahşap hatıllı kaba yonu taş, cümle kapısı, mihrap ve kemerlerde sarımtırak ince yonu taş; mermer sütun ve başlıklarda devşirme malzeme, örtü sisteminde ise ahşap kullanılmıştır. Kuzey taraftaki iki sütun başlığı korint düzenindedir.
Harime kuzey duvarının ortasında açılan ve üstten tahfif kemeriyle çevrili dikdörtgen cümle kapısından girilir. 10,10 x 11,90 metre ölçülerindeki harim, birbirine üçer adet sivri kemerle bağlanan iki sıra mermer sütun ile mihraba paralel üç sahna ayrılmıştır. Kemer sıraları yanlarda duvar payelerine, ortada ise ikişer adet toplam dört mermer sütuna dayanmaktadır. 1963 yılındaki onarımda toprak dam kaldırılarak, ortası kubbeli düz beton dam yapılmış ve üstten kırma sac çatı ile kaplanmıştır. İç mekân, dokuz ahşap lentolu mazgal pencereyle aydınlatılmıştır.

Kıble duvarının ortasına yuvarlak kemerli ve yarım daire planlı mihrap yerleştirilmiş, harimin güneybatı köşesindeki ahşap minber yenilenmiştir. Yapı sade bir şekilde inşa edilmiştir.
Caminin beş satırlık 979/1571-72 tarihli mermer inşâ kitabesi, aynı kasabada bulunan Eski Camii avlusunda korunmaktadır. 1960 yılında kısmen yıkılan Pınarbaşı Camii’nin kitabeleri, korunmak amacıyla Eski Camii’ye taşınmıştır.
Vakfiye kaydına göre, Hunu (Arıtaş) Köyü sakinlerinden hayır ve hasenat sahibi Derviş oğlu Murtaza, camiye vakfettiği arazilerden elde edilen gelirin öncelikle caminin tamir, tefriş ve aydınlatılmasına, artan miktarın ise cami imamına verilmesini şart koşmuştur.











