Efsaneye göre Hz. Ali küffarla savaşa giderken yolu bu sarp
ve yalçın kayaya düşmüş ve burada bir süre mola ver-miş. Hz. Ali, kendi adıyla
anılan kayanın üzerine geldiğinde, kayanın Güredi Kalesi’yle bitiştiğini ve
aynı adı taşıyan Güredi (Tekir) suyunun da yine ali kayası tarafından tıkanıp
bir göl haline geldiğini görmüş. Bu duruma müdahale etmek isteyen Hz. Ali
kılıcı Zülfikar’ı çekip kayaya vurduğunda kaya düz bir şekil almış ve Güredi
suyu yol bulup Ceyhan Nehrine karışmış. Bu sırada Güredi Kalesi de kılıç
darbesiyle yaklaşık 1,5 km. kuzeye uzaklaşmış. O sırada kalenin küffarın eline
geçtiğini gören Hz. Ali, Düldül’ü şaha kaldırmış ve Ali Kayası’ndan Güredi
Kalesi’ne atlayıvermiş. Kalede çetin bir savaş veren Hz. Ali, kaleyi kısa
zamanda teslim almış ve kale kumandanı “Keyiş/Keşiş” in başını Zülfikar’ın
ucuna takıp söz konusu kayaya doğru fırlatmış. Keşişin başı kayanın kuzey
yüzüne isabet etmiş ve başın değdiği kaya parçası derhal oyuluvermiş. Söylenceye
göre günümüzde “Keyiş/Keşiş’in Oyuğu (deliği)” denilen bu yerdeki beyazlık,
Keşişin saçları veya kafatasına ait parçalarmış. Ancak kayanın düz ve yerden
takriben 150 m. kadar yükseklikte olması dolayısıyla söz konusu oyuğa ulaşmak
pek mümkün değildir.
Ali Kayası’nın güney yamacında 45 m2 kadar olan ve yöre
halkı tarafından kutsal kabul edilen bir mağara bulunmaktadır. Düldül’ün söz
konusu mağaraya girdiği, burada bir süre kaldığı ve hatta yaşadığı
anlatılmaktadır. Anlatılanlara göre Düldül, bu bölgeye Hz. Ali’nin vefatından
sonra yalnız başına gelmiştir. Önce “Kaya Düldülü” sonra da “Yayla Düldülü”ne
uğramış, buralarda gezinmiş, sularından içmiş, mağaralarında kışı geçirmiştir.
Yörede onun yerden çok yüksek olan kayalara sıçrayabildiği, derisini ıslatmadan
ırmakları geçebildiği, ancak hızlı koşan bir at olmadığı anlatılmıştır. Atının
bu yönünü eleştirenlere Hz. Ali’nin, “Ben düşmanından korkmayacak kadar
yürekli; onu kovalamayacak kadar merhametliyim” dediği rivayet edilmiştir.
Söz konusu 45 m2’lik mağa-ranın tam üzerinde ise derinliği 5 m. kadar olan ve
yöre halkı tarafından “Ziyaret Suyu” olarak adlandırılan bir de su kuyusu
bulunmaktadır. Anlatılara göre Hz. Ali, Zülfikar’ın ucunu yere batırdığında
kaya oyulmuş ve oyulan yerden su çıkmış, sudan hem kendisi hem de atı içmiştir.
Bu su ile abdest aldığı da söylenilen Hz. Ali’nin kuyunun hemen yakınında namaz
kıldığı, namaz esnasında diz kapağının isabet ettiği kayanın oyulduğu ve
dizlerinin izinin çıktığı varsayılmakta ve bu yere de yöre halkı “Hz. Ali’nin namaz
kıldığı yer” demektedir. Mağaradan “Ziyaret Suyu”na çıkılan patika yol
üzerindeki taş oyukların ise Hz. Ali’nin atı Düldül’ün ayak izleri olduğu
söylenmektedir.
Kahramanmaraş ve çevresinde Hz. Ali’nin Düldül’ünün ismiyle
anılan üç farklı dağın olduğu söylenmektedir. Bu dağlardan Ali Kayası’nın da
içinde olduğu dağa “Kaya Düldülü”, merkez ilçe Yeşildere köyü sınırları
içerisinde bulunan dağa “Orta Düldül”, Osmaniye-Düziçi ilçesi sınırları
içerisinde kalan dağa ise “Yayla Düldülü” adı verilmektedir.
Efsaneye göre Hz. Ali, atı Düldül’ü kendi adıyla anılan
kayada arka ayakları üzerinde şaha kaldırmış ve yaklaşık 40 km. uzaklıkta olan
Osmaniye-Düziçi ilçesi sınırları içerisinde kalan “Yayla Düldül’ü” dağına
konmuştur. Bu sırada atın “Orta Düldül” denilen Düldül Dağı’nı geçerken
zorlandığı, bunu fark eden Hz. Ali’nin dağa “Eğil ya mübarek.” dediği ve dağın
derhal eğildiği anlatılmaktadır. Hz. Ali ve atının söz konusu dağın üzerinden
geçmesinden bu yana dağın ışık saçtığı, dolayısıyla çevresindeki köylerin karanlık
gecelerde dahi aydınlık olduğu söylenmektedir. Başka bir anlatıya göre de
Düldül, söz konusu dağı geçtiği sırada ayağı bir kayaya çarpar ve yaralanır.
Düldül, acı içerisinde Düziçi ilçesinde kendi adıyla anılan dağa iner. Hz. Ali
onun ayağını iyileştirmek için dağın eteğinden akan Ceyhan Nehri yakınlarına
kadar getirir ve yaralı ayağını yıkar. Hemen akabinde Düldül’ün ayağı
iyileşiverir.
Bu sırada ayağın yıkandığı yerde aynı anda bir de sıcak su
çıkar. İnanışa göre o sıcak su günümüzde de Haruniye/Düziçi Ilıcası olarak
bilinmektedir. Ali Kayası Kahramanmaraş ile çevre il ve ilçelerden gelen
kimseler tarafından yılın her mevsiminde ziyaret edilmektedir. Karayolunun
buradan geçtiği sıralarda Afşin, Elbistan, Nurhak, Ekinözü, Göksun ile diğer il
ve ilçelerden Kahramanmaraş’a giden yolcuların, Ali Kayası’nı gördüklerinde
arabalarından inerek ona karşı dua ve niyazda bulundukları söylenmektedir.
Buraya gelen ziyaretçilerin Hz. Ali’nin namaz kıldığı ve
atının izi olduğu söylenen yerler başta olmak üzere kutsal kabul edilen yerleri
dolaşarak dua edip namaz kıldıkları, söz konusu izlere yüz sürdükleri
görülmüştür. Bunun yanında çeşitli hastalıkların tedavisi amacıyla yöre halkı
tarafından kutsal kabul edildiği söylenen “Ziyaret Suyu”ndan içtikleri, köye
getirip dağıttıkları, söz konusu su ile banyo yaptıkları ve bu vesileyle şifa
buldukları ifade edilmiştir. Kuyudan su alındıktan sonra da kuyuya düğme boncuk
vb. gibi şeylerin atıldığı söylenmiştir. Aynı zamanda Ali Kayası’nda adak
kurbanlarının kesildiği, yağmur yağmadığı dönemlerde de yağmur duası için
çıkıldığı anlatılmıştır.















