Şer’i ilimleri tahsil eder. Belli bir aşamadan sonra ilim tahsilini devam ettirmek için Maraş’tan ayrılması gerekir. Babası Nalbant Ökkeş onun okumasına rıza göstermez, nalbant çırağı olarak yanında çalışmasını ister.Babasının isteksiz tutumuna rağmen Hafız Ali okuma aşkı ile yollara düşer. Onu tanıyan dostları Konya, Kayseri, Osmaniye, Halep, Mısır ve İstanbul’da tahsil gördüğünü söylerler. Sıralama nasıldır bilemiyoruz. Gerçekten Mısır’a gidip gitmediği de kesin olarak bilinmemekte. Bilinen gerçek şu ki en son tahsil yeri İstanbul’dur.Tahsilini tamamlayıp icâ-zetnâmesini alıp Maraş’a döndüğünde 24-25 yaşlarındadır. Yıl 1900’lü yılların başları olsa gerek. Askere çağrılır. Tüm hazırlıklar tamamlanır, akraba, eş-dost ile helalleşilip vedalaşılır. Yola çıkacağı gün gelip çatt ığında Çarşıbaşı Camii imamının vefat haberi duyulur. Hemen arkasından da müftülüğün imam-hatiplik teklifi gelir.Çarşıbaşı Camii imam hatibi olarak görevlendirilir. Ayrıca Maraş Mevlevîhânesinde mesnevîhan olarak görev alır. Mevlevîhânenin Şeyhi Selim Dede’nin vefatından sonra, Mevlevîhâneye Şeyh olarak atanır bu görevi de tekkelerin kapatılış tarihine kadar sürdürecektir. Gerçi Fransız işgali sırasında top mermilerinin ilk hedefl erinden biri Mevlevîhâne olmuş ve yerle bir edilmiştir.O henüz Çarşıbaşı Camii İmamı ve Mevlevîhâne şeyhi iken Maraş önce İngilizler ve ardından Fransızlar tarafından işgal edilir. Osmanlı hükümetinin durumu mâlumdur. İş başa düşmüştür. Ali Sezai Efendi’nin öncülüğünde oluşturulan Heyet-i Merkeziye’nin kurucuları arasında yer alır. Görev yeri Kayabaşı mahallesidir. Milli mücadelenin tâ en başından sonuna dek silahı elden bırakmadığı gibi Maraş’ın kurtarılışının ardından Antep cephesinde de görev alır.Kurtuluş mücadelesinin hemen sonrasında mücadeleyi yönlendiren komutan ve hoca efendilerin bulunduğu toplu resmin tam ortasında Hâfız Ali Efendi’yi de görmek mümkündür.1929’da Müftü Hoca Rafet Efendi’nin vefatının ardından müftülük için sınav açılır. Sınavları kazanarak Maraş Müftüsü olur. Uzun yıllar imamlık ve müftülük görevini birlikte yürütür.İstanbul’dan beraberinde getirdiği kitaplar her geçen gün çoğalır ve bir kütüphane hacmine ulaşır. Şöhreti Maraş’ı çoktan aşmıştır. Dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki önemli konularda ondan görüş alır. Konyalı Mehmet Vehbi Efendi de onun arkadaşı olup Maraş’a ziyareine gelmiştir. Vaazlarını yakın vilayetlerden düzenli olarak dinlemeye gelenler vardır.Aralıksız olarak okumuş ama özellikle Cumhuriyet döneminde okutmamıştır. Bunun bir sebebi çağının okutmaya müsait olmadığı gerçeği ise de bir diğer sebebi de okumak için gelenlerin karakterlerinin buna müsait olmadığı hakikatidir. Tam 35 yıl müftülük görevinde bulunur. Manevî yönü, kerametleri halk arasında hep anlatıla gelmiştir. Tasavvufa ait bir eser hazırladığı, ama yaşanılan olaylar karşısında “bundan sonra kim okuyacak, telif kalsın” diyerek yazım işini bıraktığı da dostlarınca dile getirilmiştir.1964’de sağlık nedeniyle emekliye ayrılır. 1967 Mayısında rahatsızlığı artar ve gözleri görmez olur. Hasta yatt ığı, gözleri görmediği dönemde dahi kitaplardan kopmaz. Gelen ziyaretçilerine okutur, kendi dinler.1967 yılının 24 Mayıs Perşembe sabahı “Bugün ne okuyalım hocam?” diyen Fazlı Efendiye, “Bugün okumayalım, sevelim” der ve raftaki birçok kitabı isimleriyle isteyerek eliyle okşar. Aynı gün ruhunu Yaradan’a teslim eder. Mezarı Şeyhadil mezarlığındadır.
Kaynak : Kahramanmaraş ansiklopedisi
Kaynak : Kahramanmaraş ansiklopedisi















