Kendisi, Halvetiyye-Şabâniyye-Kuşadaviyye tarikatının önemli bir temsilcisidir.
Hayatı ve Eğitimi:
Ahmet Tâhir Efendi, Maraş vilâyeti kâtiplerinden Berber-zâde Mehmed Nef’î Efendi ile Hızanoğullarından Esma Hanım’ın oğludur.
İlk eğitimini Maraş’ta tamamladıktan sonra Kayseri’de Medrese-i Ulâ’da eğitimine devam etmiştir.
İstanbul’a giderek Dârülfünun’da (İstanbul Üniversitesi) hem Ulûm-i Fünûn-ı Riyâziyye ve Tabîiyye Şubesi’nde hem de Hukuk Şubesi’nde yükseköğrenim görmüştür.
Daha sonra Medresetü’l-Kudât’ı da bitirerek kadı ve dersiâm olmaya hak kazanmıştır.
Tasavvufi Hayatı:
İstanbul’da Dârülfünun’da okuduğu yıllarda tasavvufa ilgi duymuş ve mürşit arayışına girmiştir.
Seyyid Abdülkâdir-i Belhî’nin yönlendirmesiyle Ahmed Âmiş Efendi’ye intisap ederek Halvetiyye-Şabâniyye-Kuşadaviyye tarikatına girmiştir.
Ahmed Âmiş Efendi’nin vefatından sonra Kayserili Mehmed Tevfik Efendi’ye bağlanmış ve onun halifesi olarak irşat faaliyetlerine başlamıştır.
Soyadı kanunu çıktıktan sonra mürşidine telmihen “Memiş” soyadını almıştır.
Görevleri ve Faaliyetleri:
I. Dünya Savaşı yıllarında Kafkas Cephesi’nde Üçüncü Ordu Kumandanı Vehib Paşa’nın hukuk müşaviri olarak askerlik yapmıştır.
Sivas’ın Suşehri kazasında kadılık ve kaymakam vekilliği yapmıştır.
İstanbul’a döndükten sonra Beyazıt dersiâmı olmuştur.
Cumhuriyet döneminde Ayasofya Camii’nde vâiz olarak görev yapmıştır.
Ayasofya Camii’nin müzeye dönüştürülmesinden sonra Sultan Ahmed ve Nuruosmaniye camilerinde vaazlarına devam etmiştir.
Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde hâfız-ı kütüb olarak çalışmıştır.
Cami, kütüphane ve kendi evinde sohbetler düzenleyerek irşat faaliyetlerinde bulunmuştur.
Eserleri ve Düşünceleri:
Ahmet Tâhir Efendi, Arap, Fars ve eski Türk edebiyatlarına hâkim bir âlimdi.
Vaazlarında genellikle Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevî’si ve Dîvân-ı Kebîr’inden beyitler okuyarak bunları halkın anlayabileceği şekilde açıklamıştır.
“Muhabbet Üzerine” adlı kitabında irfanî anlamlar taşıyan 131 vecizesi ve Ömer Lutfi Toygar’a yazdığı 15 mektubu bulunmaktadır.
Tasavvufi düşüncelerinde muhabbet, hizmet ve râbıta önemli yer tutmaktadır.
İnsanların Allah’a ulaşabileceği birçok yol olduğunu, ancak en kısa ve kestirme yolun muhabbet olduğunu savunmuştur.
İnsan gönlünün sırlarla dolu olduğunu ve incitilmemesi gerektiğini vurgulamıştır.
Vefatı:
Ahmet Tâhir Efendi, 10 Temmuz 1954 tarihinde İstanbul’da vefat etmiş ve Fâtih Camii Haziresi’nde toprağa verilmiştir.













