Asıl adı Ahmet olup, Cevdet mahlasını o zamanlar âdet olduğu üzere İstanbul’da öğrenim gördüğü sırada şâir Süleyman Fehmi Efendi kendisine vermiştir. Ahmed Cevdet Paşa, Miladi 19. Yüzyıl’ın Türk-İslâm ilim âleminin mümtaz simalarından birisidir. Büyük bir devlet adamı, tarihçi, hukukçu, mütefekkir, edip, eğitimci ve sosyologdur. Genç bir talebe iken üstün zekâsı, çalışkanlığı, bilgisi ve isabetli tahlilleriyle hocalarının dikkatini çekmiştir. Genç yaşta İslâmî ilimlerle birlikte Arapça ve Farsça’yı çok iyi bir şekilde öğrenmiş, Emin Efendi isimli birisinden Fransızca dersleri almıştır. Ahmed Cevdet Efendi, küçük yaşta büyükbabası Hacı Ali Efendi’nin teşviki ve desteği ile Lofça müftüsü Hâfız Ömer Efendi’den Arapça okuyarak öğrenim hayatına başlamış, yeni açılan ilkokula gitmiştir. Daha sonra kadı nâibi Hacı Eşref Efendi ve müftü Hâfız Mehmed Efendi’den çeşitli dersler almıştır. Bir müddet müftünün yanında müsevvidlik yapmıştır. H.1255/M.1839’ da 17 yaşında İstanbul’a gelmiş, İlmi muhitlerde kendisini göstermiş devrin meşhur âlimleri Hâfız Seyyid Efendi, Doyranlı Mehmet Efendi, Vidinli Mustafa Efendi, Kara Halil Efendi ve Birgivî Hoca Şakir Efendi’nin derslerine devam etmiştir. Bunların yanında Miralay Nûri Bey ve Müneccimbaşı Osman Sâbit Efendi’den hesap, cebir, hendese gibi dersler görmüştür. Şiir ve tasavvuf ile bağ kurmuş, medrese eğitimi, matematik ve mesnevî dersleri ile yetinmemiş, eğitimin yanında Ferruh Efendi dâiresinde yetişerek, taşra memuriyetlerinde dolaşa-rak siyaset ve idare işlerine vâkıf şâir Süleyman Fehim Efendi’nin Karagümrük’teki konağına gidip burada şâirlik kabiliyetini ortaya çıkararak gazeller, kasideler nazmedecek vakit bulmuş ve Fehim Efendi ona Cevdet mahlâsını uygun görmüştür.Öğrenim hayatının tamamlanmasından sonra memuriyete, Ocak 1844 yılında Rumeli Kazaskerliği’ne bağlı Premedi Kazası Kadılığı ile başlamıştır. 29 Haziran 1845 tarihinde İstanbul Müderrisliği ruûsunu almıştır. 1848 yılında sadrazam Mustafa Reşit Paşa’nın bir talimatını bildirmek üzere Bükreş’te bulunan Keçecizade Fuat Efendi’nin yanına gönderildi. 10 Nisan 1849’da “hareket-i hariç” rütbesi almıştır (Osmanlı medrese sisteminde ilk kademeyi oluşturan haric medreselerinin ibtidâ-i hâricden sonraki derecesi). 14 Ağustos 1849’da Meclis-i Maâirif-i Umumiyye üyeliği ve Dâ-rü’l-Muallimîn müdürlüğüne tayin edildi. İstanbul’a dönen Keçecizade Fuad Efendi ile birlikte Bursa’ya gitt i ve orada kaldığı süre içinde onunla birlikte Kavâid-i Osmâniyye adlı kitabı ve Şirket-i Hayriyye’nin kuruluş nizamnamesini hazırladı. İstanbul’da 1851 yılında Encümen-i Dâniş üyeliğine seçildi. Yeniden kaleme aldığı Kavâid-i Osmaniyye’yi encümenin ilk kitabı olarak Sultan Abdülmecid’e sundu. Bunun üzerine “hareket-i altmışlı”ya yükseltildi. (Hareket-i Altmışlı; Osmanlı medrese sisteminde Sahn-ı Semân ile Süleymaniye arasındaki Altmışlı medresele-rin ibtidâ-i altmışlıdan sonraki derecesi) Ekim 1853 tarihli bir mazbata ile 1774-1826 devre-si Osmanlı tarihini yazmakla görevlendirildi. 1854 yılında yazmaya başladığı Tarih-i Cev-det olarak bilinen eserin ilk üç cildini tamamlayarak Padişaha takdim ett i ve 1855 yılında kendisine “Mûsıle-i Süleymâniy-ye” derecesi verildi (Osmanlı eğitim sisteminde yüksek eğitime hazırlayan Süleymaniye Medresesinin ilk derecesi) ve vak’anüvislik görevine getirildi. Bu görevi sırasında bir yan-dan tarihinin devamını yazdı, diğer taraftan ise geleneğe uyarak zamanın siyasî olaylarını anlatan Tezâkir-i Cevdet’i yaz-dı. Vak’anüvislik görevi 1865 yılına kadar devam ett i. Tarih-i Cevdet’in son cildi 1886 yılında tamamlanmıştır. Ahmet Cevdet Efendi buna ilâveten altı ciltlik Kısas-ı Enbiya kitabını kaleme almıştır. 1272/1856 Yılı’nda mevleviyyet derecesindeki Galata kâdılığına getirildi. Böylece 33 yaşında kadı oldu. Aynı yılın sonunda Mekke-i Mükerreme kâdılığına tayin olundu. Aynı yıl Meclis-i Âli-i Tanzimat üyeliğine getirildi. 1273/1858 tarih-li Cezâ Kanunnâme-i Hümâ-yunu, Arâzi Kanunnâmesi ve Tapu Nizamnâmesi’nin hazır-lanmasında önemli katkıları oldu. 1861 yılında İstanbul Kadısı oldu. Aynı dönemde İbn-i Haldun’un Mukaddimesi’nin tercümesini gerçekleştirdi. 24 Haziran 1863 tarihinde Anado-lu Kazaskerliği payesine ulaştı. Aynı yıl Bosna Vilayeti’nin teftişi ile görevlendirildi. Bir buçuk yıl içerisinde Bosna’da lazım gelen ıslâhatı başarıyla yerine getirdi. 1864 tarihinde ıslâhat görevi ile Kozan tarafına gönderildi. Dördüncü ordu müşiri Lofçalı Derviş Paşa ile birlikte Fırka-i Islahiyye’yi oluşturup Cebel-i bereket (Osmaniye), Çukurova ve Kozan dağlarını dolaştı. Altı ay içerisinde gerekli ıslâhatı yaparak havâlide huzur ve emniyeti sağladı. Halkın devlete itimadını güçlendirdi. Dönüşünde Sultan Abdülaziz Han kendisini kabul ederek fevkâ-lade taltif ett i ve murassa mahfaza verdi. Bu başarıları muarızlarının harekete geçmesine neden oldu. Şeyhülislâmlığa getirilmesi beklenirken ilmiye sınıfından mülkiye sınıfına nakledildi. 1866’da Meclis-i Hazâin âzâlığına tayin edilirken, kazasker payesi de vezârete çevrildi. Osmanlı protokolünde ilmiye sınıfının kazaskerlik rütbesinin mülkiye’deki karşılığı vezirlik ve askeriyedeki karşılığı da paşalık idi. “Efendilik”ten alınıp“-Paşa”lığa geçirilmiştir.Ahmed Cevdet Paşa bundan sonra Maraş, Urfa, Zor sancakları ve Adana vilayetinin birleştirilmesi ile teşkil olunan Halep valiliğine tayin edilmiştir. Bu görevi iki yıl sürdü ve bu dönemde bu valiliğin teşkilatlanmasını gerçekleştirdi. 1868 yılında Divan-ı Ahkâm-ı Adliye reisliğine getirildi. Divân-ı Ahkâm-ı Adliye’nin nezarete çevrilmesinden sonra Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Nazırı oldu ve nizamiye mahkemelerini kurarak ilgili mevzuatı hazırladı. Ahmed Cevdet Paşa Hanefi fıkhına dayanan bir hukuk kitabı geliştirilmesi gerektiğini düşünmüştür. Bu düşüncenin kabul görmesi ile birlikte Bâb-ı Âli’de Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye Cemiyeti’nin reisliğine getirildi. Devrin önde gelen fıkıh ulemasının da yer aldığı cemiyet, Mecelle’nin ilk dört kitabını yayımlamaya muvaff ak olmuştur. Beşinci kitabın hazırlığı biterken Cevdet Paşa reislikten azledilerek Bursa valiliğine tayin edilmiş fakat birkaç gün sonra valilik görevinden alınmıştır. Cemiyetin Kitab-ül Vedîa adıyla çıkardığı altıncı kitabı büyük eleştirilere uğradığından 24 Ağustos 1871’de Cevdet Paşa’ya yeniden Mecel-le-i Ahkâm-ı Adliyye Cemiyeti ile Şûrâ-yı Devlet Tanzimat Da-iresi başkanlıkları verildi. Me-celle’nin sekizinci kitabı hazır-landığı sırada Maraş valiliğine tayin edildiyse de on sekiz gün sonra bu defa Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye üyeliği ve Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye Cemiyeti başkanlığına tayin edilerek 6 Ağustos 1872’de tekrar İstanbul’a alındı. Kısa bir süre sonra Şûrâ-yı Devlet üyesi ve sonra da 1873 yılında Evkâf Nazırı oldu. Aynı yılın ortalarında Maarif Nazırlığına getirildi. 1874’te Şûrâ-yı Devlet başkan vekilliğine getirildi. Mecelle’nin onikin-ci kitabını hazırlattı. 2 Kasım 1874 tarihinde Yanya valiliğine, 1875’te önce Maarif nazırlığına ve kısa bir süre sonra da Adliye nazırlığına getirildi. 1876’da Rumeli teftişiyle görevlendirildi. Döndüğünde nâzırlıktan azledilip Suriye valiliğine tayin edildi. Suriye’ye varıp göreve başlamadan tekrar Maarif nâzırlığına tayin edildi. Bir müddet sonra tekrar Adliye nâzırlığına tayin edildi. Bu dönemde onaltıncı kitabı da yazarak Mecelle’yi tamamladı. 1877’de Dahiliye nâzırlığına getirildi. 1878’de Suriye valisi olarak Şam’a gitti. 1878’de Şam valiliğine Midhat Paşa’nın tayin edilmesi üzerine açıkta kaldı ve İstanbul’a döndü. 1879’da Tunuslu Hayrettin Paşa’nın sadaretten ayrılması üzerine on gün müddetle sadrazamlığa vekâlet etti ve Meclis-i Mahsûs-ı Vükelâ’ya başkanlık etti. Said Paşa başvekil olunca tekrar Adliye nâzırlığına getirildi. 30 Kasım 1882’de Adliye nâzırlığından ayrıldı ve üç buçuk yıl resmî görevlerden uzak kaldı. 11 Haziran 1886’da yeniden Adliye nazırlığı görevine getirildi. Bir süre sonra Sadrazam Mehmed Kâmil Paşa ile arala-rında anlaşmazlık sebebiyle bir süre sonra ayrılmak zorunda kaldı. 10 Mayıs 1890’da II. Ab-dülhamid onu Meclis-i Âlî’ye tayin etti. 26 Mayıs 1895’te Bebek’teki yalısında vefat etti.Ahmed Cevdet Paşa, pek çok özelliği yanında en çok ön plana çıkan özelliği olan tarihçiliği ile tanınmaktadır. Şeklen klasik Osmanlı tarihçiliğine ve İslâm tarihçiliğinin “ilmî tarihçilik” metoduna bağlı olsa da belâgata önem veren İran tarzı edebî tarihçilikle âhenkli bir terkibini gerçekleştirmiştir. Tarih felsefesi ve metodolojisinde geniş ölçüde, İbn Haldûn’un Mukaddimesinin tesirinde kalmıştır.Eserlerinden bazıları şunlardır: Tarih-i Vekâyi-i Devlet-i Aliyye (Tarih-i Cevdet), Kırım ve Kafkas Tarihçesi, Tezâkir, Ma’ruzat ve Kısas-ı Enbiya ve Tevârîh-i Hulefâ, Mukaddime-i İbn Haldûn, Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, Risale-i Vefâ, Belâgat-ı Osmaniye, Kavâid-i Osmaniy-ye, Kavâid-i Türkiyye, Mec-mua-i Âliye, Hilye-i Saâdet, Eser-i Ahd-i HamîdîKaynak : kahramanmaraş ansiklopedisi
Kültür-Sanat
Yayınlanma: 27 Eylül 2018 - 15:09
Güncelleme: 27 Eylül 2018 - 16:49
AHMED CEVDET PAŞA KİMDİR?
(d. 1823 - ö. 1895)Maraş ValisiAhmed Cevdet Paşa, 1823 yılının 26/27 Mart Salı’yı Çar-şamba’ya bağlayan gece (Hic-rî 13-14 Receb 1238) Osmanlı Devleti’nin Tuna Eyaleti kasa-balarından, şimdi Bulgaristan sınırları içerisindeki Lofca’da dünyaya geldi. Babası Hacı İs-mail Ağa, Annesi Ayşe Süm-bül Hanım’dır.
Kültür-Sanat
27 Eylül 2018 - 15:09
Güncelleme: 27 Eylül 2018 - 16:49















